Kozmik sırlara doğru yolculuk

Bursa’da yaşayan yazar Süleyman Diyaroğlu, son kitabı Derviş “Doğum”u 9 günde yazdı. Diyaroğlu eseriyle kozmik sırlara ışık tuttuğunu düşünüyor.

Kozmik sırlara doğru yolculuk

DİLEK ATLI

Bursa’da yaşayan yazar Süleyman Diyaroğlu, 9 günde yazdığı son kitabı Derviş “Doğum” için, “Bu kitabın en büyük özelliği, bilginin beyin denen dünyasal filtreden geçmeden kitaba aktarılmış olmasıdır” diyor.

His Yayınları’ndan çıkan kitabı için sorularımızı yanıtlayan yazar Diyaroğlu, kitabında kozmik sırları dile getirdiğini düşünüyor. Diyaroğlu, “Kutsal kitaplar birer kozmik bilgi hazinesidir ve kimse bunun farkında değil” diyor. 

 

Kitabınızı kaleme alırken “beyni devre dışı bırakarak bilgiyi geldiği şekliyle” aktartığınızı ifade ediyorsunuz. Bu, oldukça ilginç bir yazım süreci olsa gerek. Bu konuyu açıklar mısınız?

 

Beyin, kitapta da ele aldığımız gibi bir bilgisayardan başka bir şey değildir. İnternete yani DNA’lar aracılığı ile soyut olan kozmik boyutlara bağlı olmadığı sürece bilgi elde etmesi olanaksız olan bir bilgisayar. Peki, beyin internete bağlı olmadığı süreç içinde nasıl çalışır? Sadece madde hayat yani Dünya yaşamı içindeki tecrübelerini not ederek ki bunlar temel olarak ‘yaşamak için öldürmen gerek’ diyen duygusal tecrübelerdir. Madde boyutunda elde edilen bu dünyasal tecrübeler, bilgisayar dediğimiz beyin DNA’lar aracılığı ile ‘internete’ yani soyut olan ‘kozmik boyutlara’ bağlandığında bir filtre gibi çalışıp gelen bilginin yapısının değişmesine neden olur ki bu bizim asla istemediğimiz bir şeydir! İşte bu kitap, dünyasal bir filtre olan beynin devre dışı bırakılması yoluyla yazılmıştır.

 

Derviş ‘Doğum’ adlı kitabınızın daha önce kaleme aldığınız yapıtlardan daha fazla bilgi içerdiği göze çarpıyor… Ne dersiniz?

 

Kutsal kitaplar ve onları okuyan insanların onlardan anladıkları ve hatta anlamadıkları kadarıyla oluşturdukları dinler ne yazık ki hemen her zaman inandıkları değerleri yaratmak için kullanılmıştır; gerçeklere ulaşmak için değil. Oysa bu kitaplar birer kozmik bilgi hazinesidir ve kimse bunun farkında değil. Değil çünkü insanların tek derdi bu kitaplardan yola çıkarak yarattıkları inançlardır; o kitaplarda var olan evrensel sırlar değil. İşte biz bu kitapta bunu anlatmaya çalıştık; yani, bu kitapların sadece bir din kitabı olmadıklarını…

 

9 GÜNDE YAZILMIŞ…

Kitaplarınız yıllara varan bir yazım serüveninin sonunda raflarda yerini alırken bu yapıt, 9 günde kaleme alınmış. Bu süreç nasıl geçti?

 

Tamamı 9 günde yazılan bu kitabın yazımı sırasında tüm yaptığımız kalemi tutmaktı neredeyse; bilgi zaten geliyordu. Bizim bütün yaptığımız gelen bilgiyi kelimelere dökmekti. Zaman zaman 9 saate varan aralıksız ve dur durak bilmeyen yazım sonrasında adeta tükenmiş bir vaziyette oluyorduk ki algımız değişiyor ve sanki yaşamdan kopuyorduk.

 

Son olarak bu kitabı özellikle kimler okumalı sizce?

 

Yıllar bize kimse adına konuşmamak gerektiğini öğrettiği için kitabı kimin okuyup kimin okuyamayacağını söylememize olanak yok. Tüm söyleyebileceğimiz, bu kitap belki de bugüne kadar okuyacakları en ilginç kitaplardan birisi olacak; Yaradan, yaratılış, Sırat köprüsü ve kutsal kitaplarla ilgili…

HABERİ PAYLAŞ
ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X