<

‘Lobilerle hak tecelli etmez’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ermeni iddialarına ilişkin “Lobilerle bu iş yürümez, lobilerle hak tecelli etmez, çünkü dik duran bir Türkiye var, bunun karşısında bunu yapamazsınız” dedi.

‘Lobilerle hak tecelli etmez’
HABERİ PAYLAŞ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birlik Vakfı tarafından Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Çanakkale Ruhu ve Gençlik” konulu kompozisyon yarışmasının ödül töreninde, yarışmaya kompozisyon gönderen gençlere, öğrencilere ve yarışmayı düzenleyenlere teşekkür ederken, yazdıkları eserlerle dereceye girenleri de tebrik etti.

Bu yıl ülke, bölge ve dünya tarihi açısından son derece önemli bir yıl dönümünün yaşandığına değinen Erdoğan, Çanakkale Zaferi’nin 100. yıl dönümünün çok farklı etkinliklerle, programlarla ay başından itibaren kutlandığını, etkinliklerin yurt içinde ve dışında devam edeceğini söyledi.

Erdoğan, 14 Mart’ta Çanakkale’de Tıp Bayramı ile birlikte bir dizi programda bulunduğunu, dün Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Çanakkale’de bazı programlara katıldığını hatırlatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Çanakkale Deniz Zaferimizin 100’üncü sene-i devriyesi dündü ve süreç aynı şekilde devam ediyor. Dün, her yıl mutat olduğu üzere Deniz Zaferimizin yıl dönümünü Gelibolu’da büyük bir coşkuyla, çok anlamlı, çok güzel bir törenle yad ettiler. 100 yıl öncesinde yaşanan kahramanlıklar, Mehmetçiklerimizin sergilediği cesaret, ödedikleri bedeller tekrar tekrar hatırlandı, tüm şehitlerimize dualar edildi, fatihalar gönderildi. Ben, bu vesileyle Çanakkale Deniz Zaferimizin 100. yıl dönümünün bir kez daha kutlu ve mübarek olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Azimleri, sabırları ve fedakarlıklarıyla ‘Çanakkale geçilmez’ sözünü tarihe nakşeden aziz şehitlerimizi, gazilerimizi, tekrar rahmetle, hürmetle, minnetle anıyorum. Onlarla birlikte tarih boyunca hak için, vatanları, milletleri ve bayrakları için canlarını feda eden, bir gül bahçesine girercesine kara toprağa giren tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet temenni ediyorum; Rabbim onları şefkatiyle, rahmetiyle kuşatsın, mekanları inşallah cennet olsun diyorum.”

Sarıkamış Harekatı’nı, Çanakkale Zaferi’ni, Kut’ül Amare Zaferi’ni, Medine Müdafaası’nı ve I. Dünya Savaşı’nı iyi düşünmek, iyi tefekkür etmek gerektiğini belirten Erdoğan, “Devlet, derneklerimiz, vakıflarımız, sivil toplum kuruluşlarımız olarak, anne babalar olarak, fert olarak, bu seneyi çok iyi değerlendirmek zorundayız. Bu sebeple ben, 81 vilayetimizden imkan bulabilen herkesin Çanakkale’ye gitmelerini, oradaki kabirleri, şehitlikleri görmelerini, oradaki manevi iklimi yaşamalarını çok ama çok önemsiyorum” dedi.

“Uluslararası Barış Zirvesi, 23-24 Nisan’da düzenlenecek”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu yıl 24 Nisan’da Çanakkale’de kara savaşlarının 100. yılının, dünyanın dört bir yanından gelen dost ve kardeş ülkelerin devlet başkanları, başbakanları ve temsilcileriyle yad edileceğini dile getirerek, şöyle konuştu:

“Bu tarihi törene 30’a yakın devlet ve hükümet başkanının katılımına yönelik geri dönüşlerini aldık. Çanakkale Savaşı, savaşlardan bir savaş değildir. Çanakkale’yi diğer savaşlardan ayıran en önemli özellik, savaşın kendine özgü askeri ve siyasi mantığının ötesinde insani değerlerinin ön plana çıkmasıdır. Bu savaş, dünya barışı için, insani değerlerin 20. yüzyıla taşınması için yeni bir ufuk açmıştır. Tarihin kaydettiği en büyük savaşlardan biri olan bu mücadelede Mehmetçik karşısındakini sadece bir düşman olarak görmemiştir, kendisi gibi ümitleri, sevdaları, hayalleri, aileleri olan birer insan, bir can olarak görmüştür. Her iki taraf da cephede olmasına, birbirleriyle savaşmasına rağmen insani ilişkiler kurmayı başarabilmiştir. İki tarafın askerleri arasında doğan saygı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ileride o gün savaştığı ülkelerle kurduğu dostluk ve işbirliğinin insani dokusunu oluşturmuştur. O gün Çanakkale’de bize karşı savaşan milletlerle siperden sipere, cepheden cepheye büyüyen yeni dostluk köprüleri kurulmuştur. İnşallah bu yıl 23 Nisan’da İstanbul’da düzenleyeceğimiz Uluslararası Barış Zirvesi’yle Çanakkale’nin bu özelliğini tekrar vurgulayacak, dünyaya çok farklı bir mesaj vereceğiz. 100 yıl önce savaşın tarafları olarak karşı karşıya gelen milletlerin evlatları inşallah 23-24 Nisan’da bütün dünyaya barış ve kardeşlik mesajı vermek için bir arada olacak, aynı çatı altında buluşacak.”

“Her zaman barışın yanında durduk”

Erdoğan, amaçlarının sadece Türkiye’de değil, bölgede ve tüm dünyada barış, huzur ve sükun ikliminin tesisi olduğunu bir kez daha ilan etmek olduğunu söyledi.

Hiçbir zaman ayrılıkları derinleştirmenin, acıları büyültmenin, kabuk bağlayan yaraları tekrar tekrar kanatmanın peşinde olmadıklarını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Her zaman barışın yanında durduk. Sulhun peşinden koştuk, helalleşmenin gayesini güttük. Ama içimizdeki ve dışımızdaki bazı çevreler bu yılı kendi amaçlarını, kendi gündemlerini dayatmak için bir fırsat olarak kullanıyor. 1. Dünya Savaşı’nda milletimizin yaşadığı acıları yok sayarak sadece Çanakkale’de verilen 250 bin şehidi görmezden gelerek tek yanlı bir tarih anlayışını bize empoze etmeye çalışıyorlar. Daha önce de ifade ettim, bizim utanacak, çekinecek, saklanacak hiçbir durumumuz yoktur.”

“İşte arşivler hemen şuracıkta, Osmanlı arşivi burada, sabah orada bir konuşmam oldu” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle devam ettirdi:

“Biz Ermeni diasporasına sesleniyoruz. Ermenistan’a sesleniyoruz, tüm dünyaya sesleniyoruz. Eğer dürüstseniz, eğer kendinize güveniyorsanız bizim şu anda arşivlerimizde tasnifi yapılmış olan 1 milyon belge var. Çıkarın belgelerinizi tarihçiler, hukukçular, arşivciler incelesinler o zaman biz nihai kararı verelim ama ortaya çıkamıyorlar çünkü dürüst değiller. ‘Arşivleriniz varsa açın’ diyoruz, açamıyorlar. Niye? Çünkü arşivleri yok. Beraberce bir komisyon oluşturalım bilim adamları hep birlikte otursunlar samimi bir şekilde, objektif olarak değerlendirmelerini yapsınlar, biz de ‘artık bu meseleyi tamamen gündemimizden çıkaralım’ diyoruz, yine yok.” 

“Lobilerle bu iş yürümez”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa ülkelerinin parlamentolarına, ABD senatosuna, diğer ülkelerin meclislerine etki edilerek, farklı yollara tevessül ederek netice alınamayacağının artık görülmesi gerektiğini belirterek, şöyle konuştu:

“Lobilerle bu iş yürümez, lobilerle hak tecelli etmez çünkü dik duran bir Türkiye var bunun karşısında, bunu yapamazsınız. Şayet samimiyseniz, sorunu çözmeye, adil bir hafızaya özellikle niyetiniz varsa işte biz buradayız. Arşivlerimizle, tarihçilerimizle, özgüvenimizle buradayız. Aynı tavrın artık herkes tarafından da gösterilmesini bekliyoruz. Çanakkale destanını en iyi anlatan ifadelerden birisi nedir biliyor musunuz? ‘Geldiler, gördüler ve döndüler’ bu cümledir. Çanakkale merhum Mehmet Akif’in İstiklal Marşımızda ‘şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda’ sözünün tam manasıyla karşılık bulduğu topraklardır.”  

Çanakkale’nin uhuvvetin, muhabbetin, birliğin ve beraberliğin en çarpıcı örneklerinin yaşandığı yer olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle devam etti:

“Çanakkale Anadolu ve Trakya ile birlikte Kafkasya’dan Balkanlar’a, Orta Doğu’dan Kuzey Afrika’ya kadar çok geniş bir coğrafyadan gelen insanların omuz omuza mücadele verdiği yerdir. Her ilimizden Çanakkale’de şehitlerimiz, gazilerimiz var. Saraybosna’nın, Üsküp’ün, Prizren’in, Gümülcine’nin Bakü’nün, Batum’un, Gazze’nin, Kudüs’ün, Beyrut’un, Halep’in şehitleri var Çanakkale’de. Halepli Ahmet’le Bosnalı Murat, Kırımlı Mehmet Faik beyle Gazze’li Abdülkadir o mukaddes topraklarda beraberce koyun koyuna yatıyor. Onlar aynı amaç için Çanakkale’deydiler, aynı gaye için gözlerini kırpmadan can verdiler, aynı mezarı paylaştılar. Esasen biz bin yıldır bu mücadeleyi veriyoruz, bin yıldır birlikte şehit oluyoruz. Çanakkale bu kadim kardeşliğimizi bize tekrar hatırlatmış bizi tekrar tek bir millet, tek bayrak, tek bayrak, tek vatan, tek devlet haline getirmiştir.”  

Bu sırada salonda bulunanların, “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” diye bağırmaları üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Evet onlar diridirler ve bu da emri ilahidir. Sokakta gezenlerin veya gidenlerin lafı değildir ve onlara ölüler demeyiniz. Onlar diridirler ancak siz bilemezsiniz” diye konuştu.

Erdoğan, Çanakkale’yi Çanakkale yapanın, bin yıllık bir hesabı görmek için dünyanın en ücra köşelerinden buralara gelenleri Gelibolu’da, Seddülbahir’de, Kirte’de, Arıburnu’nda, Anafartalar’da karşılayanın o asil ruh olduğunu anlatarak, şunları kaydetti:

“Öyle bir ruhtur ki gençler, çelik ve barut inancın, imanın ve azmin karşısında diz çökmüştür. Bu ruh, ‘Yarabbi bize iki güzelden birisini nasip et’ diyerek, ya şehit ya gazi olmak için siperlere koşan yiğitlerin inancının adıdır. Bu ruhta milletin ve vatanın bekası için daha 13’ünde, 15’inde cepheye yollanan kınalı kuzuların mehmetçiklerin masumluğu vardır. Bu ruhta kendi öz oğlu önüne getirilmişken, kurtarılma ihtimali daha yüksek olan diğer yaralılarla ilgilenen doktor Tarık Nusretlerin fedakarlığı vardır. Bu ruhta ‘ya Allah’ diyerek 215 kiloluk top mermisini kaldıran Balıkesirli Seyit onbaşının kuvveti ve imanı vardır.” 

Bu ruhta “Sağ kolumu kaybettim zararı yok sol kolum var, onunla da pek ala iş görebilirim” diyen Mehmet Çavuş’un aşkının bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, bu ruha sahip çıkmanın bugün herkesin boynunun borcu olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çanakkale destanının hasta adamın diriliş cehdi olduğunun unutulmaması gerektiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

“200 yıldır hor görülen, üzerinde türlü oyunlar oynanan bir milletin adeta küllerinden yeniden doğuşunun adıdır. Türkiye Çanakkale gibi, İstiklal Harbi gibi büyük mücadeleler, büyük fedakarlıklar üzerine inşa edilmiş bir devlettir. Çanakkaleli şehitlerin torunları olarak istiklalimizden, istikbalimizden ve özgürlüğümüzden hiçbir şekilde taviz vermeyiz ve vermeyeceğiz. Milletimizin imanı ve kardeşliği şimdiye kadar nasıl Çanakkale ruhunun çiğnenmesine müsaade etmemişse bundan sonra da asla etmeyecektir.” 

“Bu inanç olmasaydı bugünlere gelemezdik”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanın tarihte sadece geçmişini değil geleceğini de arayacağını, yaşananlar unutulur ve ders alınmazsa bunların tekrar yaşanacağını belirtti.

Bugünlere kolay gelinmediğini dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

“On yıllar boyunca, bize bu ülkede öteki muamelesi, ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapıldı. On yıllar boyunca biz Üstad Necip Fazıl’ın ifadesiyle ‘Öz yurdumuzda garip, öz vatanımızda parya’ olduk. İmam Hatip okullarının orta kısımlarını kapattılar. Okullarımıza, üniversitelerimize başörtülü olarak girmek için yavrularımızı ikna odalarına soktular. Eğer bu azim olmasaydı, bu inanç olmasaydı bugünlere gelemezdik. Hamdolsun. Şu anda artık bunların hepsi aşıldı, artık okullarımıza yavrularımız başörtüleriyle de girebiliyorlar, istedikleri şekilde girebiliyorlar.”

Üniversite giriş sınavlarında kat sayıların kaldırıldığına işaret eden Erdoğan, salondaki öğrencilere, “Artık kat sayı diye bir engel var mı? İstediğimiz üniversiteye girme şansımız var mı? Öyleyse bundan sonrası size ait” sözleri ile seslendi. 

“Yüzlerce kitap yasaklandı” 

Öğrencilere ülkenin tarihini, kahramanlıklarını ve mücadelelerini, çok iyi öğrenmelerini öğütleyen Erdoğan, Çanakkale’ye mutlaka gitmelerini, oradaki ruhu yaşamalarını ve bol bol tefekkür etmelerini istedi.

Gençlerden yakın tarihte çekilen çileleri, ödenen bedelleri, bugünlere ulaşılmasını sağlayan fedakarlıkları iyi idrak etmelerini talep eden Erdoğan, ülkede çok uzun yıllar farklılığa, farklı olana tahammül edilemediğini, milli manevi değerlerin ayaklar altına alındığını, çiğnendiğini ve yok sayıldığını aktararak, şöyle devam etti:

“Yüzlerce kitap, binlerce kitap dini eser olduğu gerekçesiyle, eski harflerle -eskimez- yazıldığı gerekçesiyle ya da farklı düşünceler ihtiva ettiği gerekçesiyle yasaklandı, yakıldı. Sadece Kur’an-ı Kerim’ler, ilmihal kitapları, mevlit kitapları, elifbalar, Hazreti Ali Cenkleri, gazete ve dergiler, sağcı, solcu yazarların kitapları toplatıldı. Bu ülkenin camileri tamamen keyfi nedenlerle kapatıldı, satıldı, başka amaçlar için kullanıldı. İnsanlar mürteci, yobaz, takunyalı, başörtülü, takkeli diye tahkir edildi, takip edildi, fişlendi. Mütefekkirlerimiz, münevverlerimiz, talebe yetiştiren alimlerimiz hapislere düştüler, eza çektiler, zulüm gördüler.” 

İstiklal Şairi Mehmet Akif’in dahi uzun yıllar “irticacı” yaftasıyla polis takibine maruz kaldığını, her hareketinin adım adım kaydedildiğini, sadece Türkiye’de değil sürgünde yaşadığı dönemde de bu takipten kurtulamadığını ifade eden Erdoğan, “Çok acıdır, Mehmet Akif’in Mısır sürgününden İstanbul’a dönmesinin ardından orada bastırdığı Safahat’ın son cildi ‘Gölgeler’ bölümünün bu memlekete girişine izin verilmemiştir. O Akif ki büyük yoksulluk içinde yaşadığı halde 500 liralık para ödülünü yoksul kadınlara ve çocuklara örme işleri öğreten Darül Mesai adlı hayır kurumuna bağışlayan yüce bir ruha sahiptir. İstiklal Harbi’nde aziz dostu Eşref Edip ile şehir şehir, kasaba kasaba dolaşıp Anadolu’da bağımsızlık ateşini hazırlayan bir şaire bu zulümler reva görülebilmiştir. Allah aşkına soruyorum: Dünyada cenazesine devlet erkanının katılımı yasaklanan kaç tane milli şair var? Kaç tane? Düşünebiliyor musunuz? Maalesef ülkemiz bu ayıbı da yaşadı” diye konuştu. 

“Aynı rüyayı görenler var” 

Bu ülkenin sadece şairlerinin eza görmediğini hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Milletin oylarıyla iktidara getirdiği başbakanlar, bakanlar asılsız iddialarla, uydurma gazete haberleriyle darbe mahkemelerinde yargılandı ve idam edildi. Millet iradesinin güç kazandığı, Anadolu’nun, Trakya’nın sesini yükselttiği her dönemde vesayet adına demokrasiye müdahale edildi. Gençler, şunu unutmayın; Bugün de aynı rüyayı görenler, millet iradesinden hazımsızlık duyanlar var. Umudunu kaosa, kargaşaya, kavgaya, ekonomik krize, terörün yeniden alevlenmesine bağlamış olanlar var. Tahkir edemeyince bu sefer sokakları tahrik etmeye çalışanlar var.” 

“Nerede tencere tavacılar?” 

Salonda bulunanlara “Gezi olayında bunu denediler mi?”, “Sonuç alabildiler mi?” diye soran Erdoğan, şöyle devam etti:

“Nerede tencere tavacılar? Neredeler? Aynı oyunu 17-25 Aralık darbe girişiminde bu defa paralel ihanet çetesiyle denediler. İşte 6-7 Ekim hadiselerinde, bölücü terör örgütünün yandaşları aracılığıyla sözde siyasetçiler elleriyle sokakları ateşe vererek, masumları katlederek aynı çaba içine girdiler. Diyarbakır’daki Yasin’i, 5 kattan atmak suretiyle üzerinden geçerek nasıl şehit ettiklerini gördünüz ve bunlar şu anda özgürlükten bahsediyorlar. Demokrasiden bahsediyorlar. Ne demokrasisi? Ne özgürlüğü? Sizin dünyanızda ne özgürlük var ne demokrasi var, sadece toplumu terörize etmek var. Başka bir şey yok. Şimdi aynı şeyi üniversitelerimizde yapıyorlar, bunu deniyorlar, başarmaya çalışıyorlar. Allah’a hamdolsun, bizim gençliğimiz, ‘Asımın nesli’ burada.”

Erdoğan, konuşması sırasında gençlerin tezahüratlarına, “Unutmayın biz de sizinleyiz, beraberiz. Hiç endişeniz olmasın. ‘Biriz, diriyiz, hep birlikte Türkiyeyiz’ bunu unutmayın. Sizin şu duruşunuz var ya, sizin şu vakarınız var ya, işte o, bu oyunları bozacaktır, bozmuştur. Çünkü sizin bu vakarınız, sizin asaletiniz, sizin sabrınızı zorlayanları hep mahçup etmiştir. Milletimizin duasıyla, sizlerin basiretiyle, oynanan oyunların hepsi boşa çıktı. Bundan sonra da inşallah başaramayacaklar. Bu ülkenin insanlarını, bu ülkenin gençlerini birbirine kırdırmaya asla muvaffak olamayacaklar” şeklinde karşılık verdi. 

“Korkaklar zafer anıtı dikememiştir” 

Erdoğan, gençlere seslenmeyi şu sözlerle sürdürdü:

“Şunu hiçbir zaman unutmayın: Korkaklar tarih boyunca hiçbir zaman zafer anıtı dikememiştir. Tarih zalimleri değil kahramanları, cesurları hatırlar ve hayırla yad eder. Gençler, sizler çok büyük bir medeniyetin mensuplarısınız. Sizler köklü bir kültürün, kadim bir tarihin mensuplarısınız. Sizler, Çanakkale’de destan yazan bir milletin torunlarısınız. Sizler büyük bir devletin, güçlü bir devletin, Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlarısınız. Sizler, Orta Doğu sokaklarındaki, Afrika şehirlerindeki gençlerin ilham aldıkları, gıpta ettikleri bir ülkenin evlatlarısınız. Ezeli kardeşliğimizi ebediyen yaşatmak, biliniz ki sizlerin elindedir. Sizler bu ülkenin umudu, bu ülkenin geleceğisiniz. Unutmayın, yerinde sayanlar yürüyenlerden daha fazla gürültü çıkarır. Bir anınızı, bir dakikanızı bile heba etmeden vaktinizi iyi değerlendirmelisiniz. Kendinizi ilimle, irfanla donatarak bilgi ve hikmetle donatarak geleceğe çok iyi hazırlanmalısınız. Okuyan, araştıran, düşünen ve neticelendiren bir gençlik olmalısınız.” 

İstiklal Şairi Mehmet Akif’in “Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak/Alçak bir ölüm varsa, eminim, budur ancak/Yeis öyle bataktır ki düşersen boğulursun/Ümide sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!/Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar/Me’yus olanın ruhunu, vicdanını bağlar/Sahipsiz olan memleketin batması haktır/Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır” şeklindeki dizelerini okuyan Erdoğan, “Bu vatana, bu memlekete Asım’ın nesli olarak sizler sahip çıkacaksınız ama şunu da unutmayacaksınız: ‘Kim var?’ denildiğinde, sağına soluna bakmadan ‘Ben varım’ diyen bir gençlik olacaksınız” dedi.

“Onca musibete ve ihanete rağmen hamdolsun bu aziz vatan şehitlerin bereketiyle halen dimdik ayaktadır” ifadesini kullanan Erdoğan, “Çanakkale ruhuna da 23 Nisan ruhuna da sımsıkı sahip çıkacak olanlar sizlersiniz. Siz, onların emanetine hakkıyla sahip çıktığınız müddetçe şehitlerimiz kabirlerinde huzur içinde uyuyacaklar” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlere güvendiğini ve gençlerin omuzlarındaki tarihi mirasa, canları pahasına sahip çıkacaklarına inandığını söyledi.

Yarışmayı düzenleyenlere, katılanlara teşekkür eden ve dereceye girenleri, 35 yarışmacıyı tebrik eden Erdoğan, “Bir kez daha bundan 100 yıl önce bize bu toprakları vatan olarak bırakan tüm şehitlerimizi, rahmet, minnet ve saygı ile anıyor, aziz hatıraları önünde tazimle, hürmetle eğiliyorum” diyerek tamamladı. 

HABERİ PAYLAŞ
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X