Mal bildirimi zorunlu olacak

Başbakan Davutoğlu, mal bildiriminin yüksek mahkeme başkanı ve üyeler, siyasi partilerin grup başkanvekilleri ve yöneticileri ile radyo-TV yetkilileri için zorunlu olacağını söyledi.

Mal bildirimi zorunlu olacak
HABERİ PAYLAŞ

Başbakan Davutoğlu, mal bildiriminin yüksek mahkeme başkanı ve üyeler, siyasi partilerin grup başkanvekilleri ve yöneticileri ile radyo-TV yetkilileri için zorunlu olacağını söyledi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ankara Palas’ta düzenlediği basın toplantısıyla Kamu Yönetiminde Şeffaflık Programı’nı açıkladı. 

Konuşmasına Antalya ve Muğla’da dün yaşanan sel felaketi dolayısıyla geçmiş olsun dileklerini ileterek başlayan Davutoğlu, konuyla ilgili her türlü tedbirin alındığını bundan sonra atılması gereken adımları atmakta da kararlı olduklarını söyledi. 

Davutoğlu, bugün hükümetlerinin başlattığı reform çalışmalarından “kamu yönetiminde ve toplumsal hayatta şeffaflığın güçlendirilmesi çalışması” ile ilgili bilgi vereceğini, gelecek haftalarda da “istihdamı geliştirmeye dönük, üretimi teşvik edecek” tedbirleri açıklayacaklarını bildirdi. 

Reformun, dinamik akan tarih içinde bir zorunluluk olduğuna, hayat değiştikçe, hayatın akışı hızlandıkça reform taleplerinin bir zaruret halini aldığına işaret eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Burada iki husustan kaçınmak gerekir. Geleneği ve sürekliliği göz önünde bulundurmayan sık değişiklik doğru olmadığı gibi sosyal zaruret ortaya çıktığında değişimden kaçınmak da aynı ölçüde sakıncalıdır. Biz, AK Parti olarak belli politikalarda, ilkelerde süreklilik arz eden çok önemli bir reform mantığını toplumsal, siyasal, ekonomik, kültürel hayata yerleştirdik.” 

AK Parti’nin yasaklara, yolsuzluğa ve yoksulluğa karşı bir hareket olarak ortaya çıktığını, bu temel ilkenin, 1990’lı yıllarda yaşananlara karşı bir siyasi manifesto niteliği taşıdığını dile getiren Davutoğlu, şunları söyledi:

“Yasaklara karşı son 12 yılda olağanüstü denilebilecek, dünyayı da takdirle takip etmesini sağlayan çok demokratikleşme paketleri açıkladık. 12 yıl öncesi ile bugün karşılaştırıldığında Türkiye’de demokratik seviyenin, sivil asker ilişkisinin, demokratik özgürlük alanlarının, insan hak ve özgürlüklerinin ne ölçüde genişlediği her türlü takdirin ötesindedir. Sürekli yapılan reformalarla 2013’te açıklanan demokratikleşme paketiyle de son olarak kapsamlı şekilde ortaya konan reform anlayışı, Türkiye’yi çağdaş demokrasi ölçüsüne getiren bir değişim sürecini de beraberinde getirdi, Türkiye demokratikleşme bağlamında tabiri caizse çağ atladı. 20. yüzyılın Türkiyesinden 21. yüzyılın Türkiyesine geçerken demokratik değerlerle güçlendirilmiş siyasal sistemimizle bu reformlarla sağlıklı geçiş sağladık.”

“Önümüzdeki yıl 17 milyara yakın kredi kullanımını öngörüyoruz”

Yoksulluğa karşı çok ciddi ekonomik tedbirler alındığını, yoksulluk sınırının altında kalan vatandaşların sayısının azaldığını bildiren Davutoğlu, şöyle konuştu:

“G20 standartlarında, OECD standartlarında gelir dağılımını en iyi düzelten, günde 1 doların, 3 doların altında vatandaş bırakmayan, bu anlamda dünyada örnek gösterilen bir performans sergiledik. Bunda da 12 yıllık ilkeli, ısrarlı takibin sonucunda ortaya konan bir performans var. Türkiye’de sadece kişi başına gelir, 2 bin 500 dolarlardan 11 bin dolarlara çıkarılak dünyaya örnek teşkil eden bir değişim yaşanmadı, 11 bin dolarlık ortalama gelirin toplum katmanlarına dağılımında da çok ciddi iyileştirmeler sağlandı, o anlamda önemli bir toplumsal değişim süreci yaşandı.”

Davutoğlu, sabah saatlerinde de “TESKOMB Yeni Türkiye Buluşması”na katıldığını, esnaf ve sanatkarlarla bir araya geldiğini hatırlatarak, “2001’de Başbakanlık önünde yazar kasa fırlatan zor durumdaki esnaf ve sanatkarlarımız, bugün kullandıkları kredilerde dünyanın örnek teşkil eden kredi örgütlenmesi ile başlı başına başarı hikayesidir” dedi.

Esnafın, 2002’de sadece 153 milyon Türk lirası kredi kullandığını, geçen sene ise kullanılan kredi miktarının 12,5 milyar lira olduğunu dile getiren Davutoğlu, “Kaybolmaya yüz tutan mesleklerde faizsiz kredi de dahil olmak üzere sağladığımız imkanlarla önümüzdeki yıl 17 milyara yakın kredi kullanımını öngörüyoruz. Bunlar, toplumun omurgasını teşkil eden kurumsal kesimlerde hayat şartlarının ne kadar iyileştiğini gösteren olgulardır” diye konuştu. 

“Türkiye’yi 2023’e küresel güç olarak devretme azminin bir parçasıdır”

Yolsuzlukla mücadele ve şeffaflaşma konusuda 12 yılda olağanüstü mesafeler kat ettiklerini belirten Davutoğlu, “90’lı yıllarda kaynakların kötü kullanımı, görev zararı denilerek bankalara ödettirilen kaynaklar ve birçok alanda kendi gelirini üretemeyen bir bütçe yönetimi, yerini son derece şeffaf bir bütçe anlayışına bıraktı. Bütçe açığının gittikçe azaldığı, bu anlamda hesap verilebilirliğinin çok üst oranlara çıktığı, Avrupa standartlarının, Maastricht kriterlerinin ötesinde bir bütçe performansı sergileyen yeni, şeffaf bir ekonomik döneme geçildi” diye konuştu. 

Bugün açıklanan paketlerin daha önce açıklanan paketlerle bir bütün olduğuna işaret eden Davutoğlu, “Bu bütünlük, 2002’den bu yana süregiden politikaların bir aşamasıdır. Hiçbir politikamız kesinlikle konjonktürel değil, hiçbir adımımız o gün ve o zamanla ilgili değildir. 2001’de devraldığımız Türkiye’yi 2023’e küresel güç olarak devretme azminin bir parçasıdır” ifadesini kullandı.  

Davutoğlu, 12 yılda, kamu yönetiminin daha şeffaf, hesap verebilir, dürüst ve katılımcı yapıya dönüşmesi için ek çok kanunu çıkardıklarını anlatarak, “Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu” ile kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli şekilde kullanılmasının, hesap verilebilirliliği ve mali saydamlığın sağladığını söyledi.

“Bilgi Edinme Hakkı Kanunu” ile vatandaşların bilgi edinme hakkının önündeki engelleri kaldırdıklarını belirten Davutoğlu, “90’lı yıllarda, eski Türkiye’de kapalı kapılar ardında kalan birçok bilgi, sorulduğunda devlet sırrı denilerek saklanan birçok bilgi, şeffaflığı yok eden o kültür, AK Parti iktidarları ile tarihe gömülmüştür” dedi. 

Özgür bir basın için Avrupa standartlarında bir Basın Kanunu’nu, ayrıca Sayıştay Kanunu’nu, Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulmasına Dair Kanun’u, Kamu İhale Kanunu’nu çıkardıklarına işaret eden Davutoğlu, “Daha önce kapalı kapılar ardında yürüyen ihale süreçleri, şimdi canlı olarak televizyonlarda yayınlanan süreçlere dönüştü” diye konuştu.  

Başbakan Davutoğlu, Yeni Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Kaçakçılık ile Mücadele Kanunu, dernek ve vakıflara ilişkin kanunlar, Bankacılık Kanunu, Kabahatler Kanunu, Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu, Suçla Mücadele Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun, Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’nu da çıkardıklarını kaydetti. 

“Şeffaflık bir zihniyet meselesidir”

Davutoğlu, son dönemde idarenin her türlü eylem ve işlemleriyle tutum ve davranışlarının hukuka ve hakkaniyete uygunluğunun denetlenmesi amacıyla Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun çıkarılarak, dünyada sadece demokratik toplumlarda bulunan bir kurumun ihdas edildiğini anımsattı.

Bakanlar Kurulu toplantısında İnsan Hakları Kurumunun daha da modernleştirilmesi konusunun ele alındığını, vatandaşların her konuda soru sorma, bilgi edinme ve hesap sorma hakkı bulunduğunu kaydeden Davutoğlu, eskiden kapalı kapılar ardında ya  da örtülü mekanizmalarda kalan her şeyin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde şeffaf nitelik kazandığını, bu mirasın üzerinde toplumu şeffaflığa hazırlamak ve bunu siyasi zihniyet devrimi haline dönüştürmeye kararlı olduklarını ifade etti.

Başbakan Davutoğlu, ulusal marker ve e-devlet uygulamaları, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi, mevzuatın basitleştirilmesi, kırtasiyeciliğin azaltılması, yatırım ortamının iyileştirilmesi, vatandaş şikayetlerinin takip edildiği Başbakanlık İletişim Merkezinin kurulması gibi çalışmalarla yasal çerçevenin güçlendirildiğine işaret ederek, yargı reformu ve kayıtdışı ekonomiyle mücadele stratejilerinin de ele alındığını anımsattı.

Bütün bu süreçlerden sonra, 20 Şubat 2010 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla Saydamlığın Artırılması ve Yolsuzlukla Mücadelenin Güçlendirilmesi Stratejisinin ortaya konduğunu, bunun etrafında çok önemli çalışmalar yapıldığını, 2014’de bu çalışmaların tamamlanmasıyla 2015-2018 dönemiyle ilgili yeni bir eylem planı hazırlandığını bildiren Davutoğlu, eylem planıyla ilgili çalışmalar belli bir aşamaya geldiği için bu hususların paylaşıldığını söyledi. 

Aralarında Avrupa Konseyi, OECD, Birleşmiş Milletlerin de bulunduğu, çok sayıda kuruluş kapsamındaki uluslararası anlaşmayı da imzaladıklarını kaydeden Davutoğlu, dolayısıyla şeffaflık, hesap verilebilirlik konusuna hem ulusal bazda çok sağlam bir çerçeve oluşturduklarını, hem de evrensel standartların gerektirdiği bütün uluslararası sözleşmelere taraf olduklarını vurguladı. 

Başbakan Davutoğlu, hayatın dinamik bir seyri olduğunu, sadece teknolojik araçlardaki değişimin dahi son derece önemli araç ve riskleri beraberinde getirdiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O zaman biz şeffaflığı bir an, bir süreçte tamamlanıp biten bir olgu olarak göremeyiz. Ayrıca şeffaflık meselesini, hesap verilebilirlik meselesini sadece siyaset kurumunun muhatap olduğu bir mesele olarak da göremeyiz. Şeffaflık bir zihniyet meselesidir, hesap verebilirlik bir zihniyet meselesidir. O anlamda yolsuzluklarla mücadele bir zihniyet meselesidir. Biz bu zihniyet devrimini gerçekleştirdiğimiz için 1990’lı yıllarda yolsuzluklarla talan edilen bir ekonomiden G-20 dönem başkanlığında örnek olarak gösterilen, yükselen bir ekonomiye geçiş sağladık. Hem de küresel ekonomik kriz esnasında. 90’lı yıllarda dünya ekonomisi büyürken Türkiye ekonomisi küçüldü, 2000’li yıllarda dünya ekonomisi küçülürken, Türkiye ekonomisi büyümeye devam etti. İşte bunun arkasında 12 yılda gerçekleştirdiğimiz bu şeffaflık resmi var. Dolayısıyla bu bir süreçtir, anlık bir mesele değildir. Her an takip edebileceğiz. Olabilecek eksikliklere derhal müdahale edilecek ama kesinlikle toplumun, milletin bize verdiği emanet konusunda kimsenin şeffaflığı olumsuz yönde etkileyecek bir eylem içine girmesine izin vermeyeceğiz.”

İlk aşamada alınması düşünülen tedbirler

Başbakan Davutoğlu, şeffaflığın aynı zamanda bütün toplumsal hayatı ilgilendiren bir mesele olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Siyaset kurumu, hesap verebilme makamıdır, doğrudur. Bu konuda da her türlü şeffaflığı zaten kamu yönetiminde attığımız adımlarla gösterdik. Ama siyaset makamı gibi toplumun her kesimi de yasama, yargı, yürütme, özel sektör, sivil toplum kuruluşları, medya, herkes bu şeffaflığı benimsemek ve şeffaflıkla ilgili tutarlı ve ilkeli bir tavır almak zorundadır. Onun için bu önümüzdeki dönemde şeffaflıkla ilgili takip edeceğimiz strateji hem kamu yönetimini içerecek hem de diğer alanlarla ilgili alınacak tedbirler konusunda da kapsamlı çalışmalara devam etme talimatını arkadaşlara verdim.”

Bu çerçevede, ilk aşamada alınması düşünülen tedbirlerle ilgili açıklamalarda bulunan Başbakan Davutoğlu, siyasi partilerin ve seçim kampanyalarının finansmanının şeffaflaştırılmasına yönelik Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Siyasi Partiler Kanunu’nda değişiklikler yapmayı düşündüklerini bildirdi.

Davutoğlu, bu değişiklikleri şu sözlerle özetledi:

“Milletvekili ve belediye başkan adaylarına yapılacak nakdi yardımlar, kendi adlarına açılmış seçim hesaplarına yatırılacak ve son derece şeffaf olacak. Adaylara  ve siyasi partilere yapılacak ayni ve nakdi yardımlara bazı sınırlar getirilebilecek. Bunların yasal düzenlemeyi sevk ettiğimizde detayları görülecek. Siyasi partilere yapılan bağış miktarı, elektronik ortamda ilan edilecek. Yani daha önce bu imkan yoktu, şimdi bu imkanı sağlıyoruz. Siyasi partilere yardım yapılabilecek şeffaf bir şekilde. Elektronik ortamda da herkes bunu görecek. Kapalı kapılar ardında kimse siyaset üzerinden herhangi bir hesap içine giremeyecek. Her şey açık ve şeffaf olacak, çağdaş toplumlarda olduğu gibi. Seçim hesaplarıyla yapılan harcamaların denetimi yapılacak. Denetim sonuçları yine elektronik ortamda ilan edilecek.”

Söz konusu tasarıyla getirilen yükümlülüklere uyulmaması halinde, idari para cezası uygulanacağını, seçimlere katılacak siyasi partilerin tümünün, seçim takviminin başlangıç tarihi itibariyle mali kaynaklarını kamuoyuna ilan edeceğini bildiren Davutoğlu, “Seçimlerden önce kapalı kapılar ardında birtakım, bugün bazı örneklerde görüldüğü gibi şeffaf olmayan imzalar atılması -işte İstanbul’da bir belediyede, son dönemde ilçe belediyesinde yaşananları hepiniz takip ediyorsunuzdur- seçim öncesinde daha sonraki dönemle ilgili şeffaf olmayan birtakım imzalar atılıyor sonra da büyük krizlere sebebiyet veriyor” değerlendirmesinde bulundu:

 Düzenlemeyle, siyasi partilerin seçim sonuçlarının ilan edilmesinden sonra seçim bilançolarını elektronik ortamda ilan edeceğini bildiren Davutoğlu, herkesin bu konuda aldığı yardımın ve nerede kullandığının açık ve berrak olacağını, AK Parti’nin bunu uyguladığını ancak herkesin de uygulaması gerektiğini vurguladı.  

Başbakan Davutoğlu, bu konuda cumhurbaşkanlığı seçiminde bir uygulama gerçekleştiğini anımsatarak, bu tecrübeden hareketle bunu genel ve mahalli seçimlere de yaygınlaştıracaklarını söyledi. 

Mal bildirimi

Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet Ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nda yapılacak değişikliklerle ilgili de bilgi veren Davutoğlu, şunları belirtti:

“Burada şimdiye kadar mal bildirimine muhatap, mal bildirimi yükümlülüğüne sahip olan kesimleri genişletiyoruz. Kamu görevi yürüten, kamu sorumluluğu, millete bir anlamda emanet anlamında sorumluluk taşıyan herkesin mal bildirimiyle ilgili bir yükümlülüğünün olması lazım. Sadece siyaset kurumunun değil herkesin. Bu anlamda Mecliste grubu bulunan siyasi partilerin grup başkanvekilleri, genel merkez yöneticileri, il ve ilçe başkalarıyla -çünkü buralarda da bu düzeylere kadar inen bazı yanlış uygulamalar olabileceği varsayımıyla- ulusal, bölgesel veya yerel nitelikte yayın yapan radyo ve televizyon kuruluşlarının yetkilileri için de mal bildiriminde bulunma zorunluluğu gelecek. Yüksek Mahkeme Başkan ve üyeleri ile daire başkanları, TBMM Başkanlığına mal bildiriminde bulunacaklar.”

Yargı görevinin son derece onurlu, büyük bir emanet olduğunu dile getiren Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O anlamda aynen TBMM’de görev yapmak, milletvekilliği de büyük bir onur olduğu gibi hükümet üyesi olmak da büyük bir onur olduğu gibi, hepimizin mal bildirimi konusunda şeffaf olmamız lazım. Mal bildirimlerinin yenilenme süresi 5 yıldan 2 yıla inecek, ara bildirimler kaldırılacak. Şimdi 5 yıldı, arada bildirim yapılıyordu, bu da takibi zorlaştırıyordu. 2 yılda 1’e inecek, ara bildirim kaldırılacak. Kurumlar nezdinde yer alan etik komisyonlarının mal bildirimlerinin kontrol ve karşılaştırılmasında etkin bir şekilde rol alması sağlanacak. 5018 sayılı kanun kapsamında ifade edilen üst yöneticilerin mal bildirimleri, kamu görevlileri etik kurulu tarafından karşılaştırılacak. Yani kamu görevlileri etik kurulu, bu mal bildirimleri arasında karşılaştırma yapıp belli çalışmalar yürütebilecek. Mal bildirimlerinin elektronik ortamda verilmesini ve kıyaslanmasını sağlayacak bilişim alt yapıları kurulacak. Mal bildirimleri şeffaf olacak. Elektronik ortamda bildirilecek ve isteyen herkes kimin hangi gelirle neyi elde ettiğini görebilecek.”

Davutoğlu, bunun toplumun bütün kesimlerinin şeffaflaşmanın bir parçası ve muhatabı olması anlamında önemli bir düzenleme olduğuna dikkati çekti.

“İmar planı değişikliğinde farklı oranlarda değer artış payı alınacak”

Davutoğlu, Ankara Palas’taki basın toplantısında, genel veya bireysel imar planı değişikliğinde farklı oranlarda değer artış payı alınacağını belirtti.

Bir imar değişikliğinin arsayı bir anda bazen birkaç misline kadar değerlendirebildiğine dikkati çeken Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:

“Peki bu değer artışı, nihayetinde o arsa üzerinde yapılan imar değişikliğinden kaynaklanmışsa, o imar değişikliği bir kamu otoritesi kararıyla olmuşsa, o imar değişikliğinden kaynaklanan yeni değer, rant olursa anlamında söylemiyorum, yeni değerin sahibi kamudur. O değer artışı mutlaka kamuya dönecek şekilde düzenlenmelidir. Bu belirsizlik söz konusu olduğunda, bu değer artışından kaynaklanan payların dağılımı üzerine kontrolü zor, şeffaf olmayan bir alan oluşuyor. Bu yeni getireceğimiz düzenlemeyle net olarak bu değer artışlarının nasıl değerlendirileceği, hangi oranlarda ele alınacağı kayda bağlanacak.”

Davutoğlu, oranlarla ilgili çalışmalarının olduğunu, oranların kanuni düzenleme öncesinde netleştirileceğini ifade ederek, “Biz bu konuda bir aralık belirleyeceğiz, hangi oranlarda nasıl bir pay olacak. Ama bu oranın belirlenmesinde nihai yetki belediye meclisinde olacak. Bu aralık içinde nasıl olacağıyla ilgili yetki belediye meclisinde olacak. Meclisin plan değişikliğine ve alınacak belediye değer artış payına ilişkin kararına göre işlem tesis edilecek” diye konuştu.

“Taşınmazın plan değişikliğinden sonraki ilk satışından veya yapı ruhsatı aşamasından önce değer artış payı ödenecek” diyen Başbakan Davutoğlu, değer artış payının ileriye bırakılmayacağını söyledi.

“Kimsenin spekülasyon yapmasına izin vermeyeceğiz”

Ahmet Davutoğlu, söz konusu ödemelerin ayni olarak yapılabileceği gibi hisse verilmesi, kat karşılığı, peşin veya taksitlerle olabileceğine işaret ederek, “Önemli olan, bu değer artışının kamuya ait olduğu fikrinin bütün toplum tarafından benimsenmesidir. Orada ortaya çıkacak değer artışı üzerinden kimsenin spekülasyon yapmasına izin vermeyeceğiz. O değer artışı doğrudan kamuya dönecek” dedi.

“Herhangi bir yerde tarihi dokuya, siluete, doğal çevreye zarar verebilecek bir imar değişikliğine izin verilmeyecek” ifadesini kullanan Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Bu değer artış payından belediyelere tarihi, kültürel ve doğal mirası korumak başta olmak üzere sosyal dayanışma ve sosyal duyarlılık faaliyetlerine ve kentsel dönüşüme kaynak aktarılacak. Oranları dün Bakanlar Kurulu’nda takribi olarak konuştuk, netleşti. Konuyu daha istişareye açacağız ama her halükarda önemli ölçüde büyük pay belediyelere gidecek. Belediyeler bu oranı halkı için kullanacak bütçesinde. Ama bunun dışında bir oran da kültürel mirası korumak üzere ayrılacak ve sadece kültürel mirası koruyacak faaliyetlere yönelik kullanılacak ve kültürel miras dışında doğal çevreyi koruyacak ve sosyal duyarlılık faaliyetlerine ayrılacak bir pay olacak.”

Kentsel dönüşüm için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile belediyelerin kendi yürüttükleri faaliyetlere pay ayrılacağını dile getiren Davutoğlu, “Bu yolla kamuya ait olan her değer artışı üzerinden belediyelerimize ve oradan halkımıza dönecek olan bir gelir alanı oluşturulacak. Kesinlikle bu gelir alanının kişisel çıkarlarla, kapalı kapılar ardında yapılan bazı pazarlıklarla talan edilmesine izin verilmeyecektir” dedi. 

Başbakan Davutoğlu, AK Parti iktidarları döneminde yapılan düzenlemelerin bu kapıları büyük ölçüde kapattığını, ancak hala şeffaflık yönünde bir takım eksiklikler varsa bunun giderilmesi için her türlü gayreti sarf edeceklerini belirtti.

“Belirsizlik söz konusu olmayacak”

Belediyeler dışında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile TOKİ’nin de plan değişikliği yapma yetkisinin olduğunu anımsatan Davutoğlu, “Yaparsa, kamu bundan yine bir değer artış payı alacak” diye konuştu. 

İmar mevzuatıyla ilgili yasa tasarısına son şeklini vererek en kısa zaman Meclis’e sevk edeceklerini bildiren Davutoğlu, şöyle konuştu:

“Yeni getirdiğimiz değer artış payı uygulaması bugünden itibaren geçerli olacaktır. Yani şu andan itibaren, ola ki ‘Kanun Meclis’e gidene kadar bu ara boşluktan istifade edelim’ diye düşünüp ön almak isteyenler çıkabilir, şimdiden söylüyorum, değer artış payı ile ilgili düzenlemeler şu andan itibaren geçerlidir. ‘Düzenleme bir haftada, 10-15 günde gider, Meclis’ten bir ayda çıkar…’ Herhangi bir şekilde inisiyatif kullanarak bu dönemde bir belirsizlik söz konusu olmayacak.”

Davutoğlu, Türkiye’nin en sürükleyici sektörlerinden birinin inşaat sektörü olduğunu, bu sektörün gelişmesinin ekonomik, kalkınma, istihdam için çok önemli olduğunu vurguladı. 

Ne kadar çok bürokratik kademe varsa o kadar da şeffaflıkla ilgili sıkıntı olabileceğini ifade eden Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Bu getirdiğimiz düzenlemeler, inşaat sektörüne kesinlikle olumsuz etki yapmayacak. Aksine kuralların belirgin olması, inşaat sektörünün ve imar planlarının hızlı bir şekilde hayata geçirilmesi, bürokrasinin azaltılmasıyla sağlanacak. Bürokrasinin azaltılmasıyla ilgili ayrı bir reform çalışmamız var. Bürokrasinin azaltılması üzerinden inşaat sektörümüz bütün bu imar planıyla ilgili çalışmalardan olumlu yönde etkilenecek. Sektörün gelişmesi bu anlamda objektif kurallara bağlı olması açısından da çok ciddi bir imkan kazanacak. Bu çerçevede hem ekonomik aktiviteler artacak, kurallar net konulduğu için herkes ne ile karşılaşacağını bilecek, bir arsanın, arazinin imar planına dönüşmesi, yeni yapılaşması esnasında vatandaşlarımız kendi hukuklarını bilecek, ‘okul ihtiyacı var’ diyerek bir kamulaştırma ihtiyacı söz konusu olduğunda bu baştan belirlenmeye çalışacak. Dolayısıyla süreçler basitleştirilip mekanizmalar daha netleştirilip, her şeyiyle, her aşamada bütün o süreçler ve mekanizmaların şeffaflığı sağlanıp inşallah çağdaş düzeyde ve çağdaş düzeyin de ötesinde örnek teşkil edecek bir yasal uygulama çerçevesi sağlayacağız.”

“Durmayacağız”

Reformların süreç, şeffaflığın zihniyet olduğunu vurgulayan Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

“12 yıldır biz reform çalışmalarında hiç ara vermedik, gördüğümüz bir eksiklik varsa üzerine gittik. Bu çalışmalar esnasında hep ilkeli davrandık. Şu anda bu çerçevede üzerinde çalıştığımız planlama da 2010-2014 dönemi için yaptığımız eylem planlarının doğal bir devamıdır. Bu konuda da başta Sayın Cumhurbaşkanımızın o dönemde verdiği talimatlar olmak üzere, ilgili alanlarda çalışan bütün bakanlarımıza ve bütün bürokrasideki arkadaşlarıma teşekkürü bir borç biliyorum. Burada durmayacağız, bundan sonra da daha şeffaf, daha hesap verebilir, kuralları daha net belirlenmiş bir toplumsal, ekonomik düzen, şehir düzeni kurmak için gayretlerimizi sürdüreceğiz.”

“İhbarda bulunan kamu görevlilerine ödül verilebilecek”

Davutoğlu, 2531 Sayılı Kamu Görevlerinden Ayrılanların Yapamayacakları İşler Hakkında Kanun’da da düzenlemeler yapılacağını belirtti.

Görevlerinden ayrılan kamu çalışanlarının, görevlerinin mahiyetine göre, 2 veya 3 yıl süreyle görevde bulundukları idarelere karşı iş alamaması, taahhüde girememesi, müteahhitlik, komisyonculuk, temsilcilik, müşavirlik, iş takipçiliği yapamaması ve müzakerelere katılamamasının sağlanacağını dile getiren Davutoğlu, “Çok önemli bir kamu görevi yürütüyorsunuz, üst düzey bir bürokrat, görevden ayrılıyor, o bulunduğu makamla veya kurumla ilgili bir başka ticari işe giriyor, sonra orayla bir şekilde ticari kimliğiyle bu sefer ilişki hukuku kurmaya, ihale, taahhüt, temsilcilik almaya başlıyor. 2 ya da 3 yıl süreyle, mahiyetine göre işin bazen 2 bazen 3 yıl bu yapılamayacak” diye konuştu.

Bunun bütünüyle sınırlanamayacağına dikkati çeken Davutoğlu, o kurumdaki sır mahiyetindeki bilgilerin de değişimi göz önüne alınarak 2-3 yıllık geçiş sürecinin öngörüleceğini belirtti.

Davutoğlu, idarelere de kendilerinden iş alacak gerçek ve tüzel kişilerden bu kanun uyarınca yasaklı olan kişileri çalıştırmadıklarına dair imzalı beyan alma zorunluluğunun getirileceğini ifade etti.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında da bazı düzenlemeler yapılmasının planlandığına işaret eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İhbarda bulunulan kamu görevlilerinin, yani şeffaflık ya da yolsuzlukla mücadele konusunda ihbarda bulunan kamu görevlilerinin, geçici ya da sürekli olarak başka bir birimlerde görevlendirilebilmesi, 3 aya kadar ücretli izinli sayılabilmesi, başka bir kamu kurum veya kuruluşunda görevlendirilebilmesi sağlanacaktır. Bir şekilde bir ihbarda bulunuyor, ondan etkilenmemesi için onu güvence altına alıyoruz.

İhbarda bulunan kamu görevlilerine, ihbar konusu olayla ilgisi bulunan amiri  tarafından sicil raporu düzenlemesi ve performans değerlendirmesi yapılmasını engellenecektir. İhbarın asılsız çıkmaması koşuluyla, ihbarda bulunan kamu görevlilerine ödül verilebilecektir. Ama eğer haksız isnat ve iftirada bulunduğu tespit edilmesi söz konusu olursa, mevzuatta bu kişilerle ilgili ciddi müeyyideler uygulanacaktır. İhbar ile etik bir davranış, ihbar tabiri haber etme diyelim, etik bir davranış, hukuki tabiri ihbar olduğu için bu şekilde kullanıyoruz, davranış sergileyen birisi bunun istismar edilmesini engelleyecek şekilde bazı kişilerin iftiraya da yönelebileceği göz önüne alındığı için iftiranın engellenmesi için müeyyideler olacak. Ama gerçekten ihbar yapanların ve bir şekilde şeffaflığın ihlal edilmesi ya da yolsuzluğun önünün açılmasındaki bu uygulamayı bildirenlerin de koruma altına alınması ve ödüllendirilmesi de sağlanacak.”

Milletvekilliği yasası hazırlanacak

TBMM üyeleriyle ilgili de önemli bir düzenleme planladıkların dile getiren Davutoğlu, TBMM Başkanı Cemil Çiçek ile geçen günlerde bu konuyu görüştüklerini, grup başkanvekillerinden de talepler geldiğini söyledi.

TBMM üyesi ya da milletvekili olmanın tek bir yasayla düzenlenmediğini ve milletvekillerinin şu ana kadar yasal düzenleme itibarıyla değişik kanunlara dağılmış hak ve yetkileri bulunduğunu anlatan Davutoğlu, milletvekilleriyle ilgili hak, yetkiler ve tanımlamalara ilişkin Meclis Başkanı Çiçek’ten, tüm partilerden gelen talepler ve daha önce yapılan çalışmalar doğrultusunda, tek bir kanunda bu hakları dercedecek çalışma yapılmasının planlandığını kaydetti. 

Davutoğlu, bu kanunda siyasi etikle ilgili bazı düzenlemelerin de söz konusu olacağına işaret ederek, şunları kaydetti:

“Bu düzenlemelerle ilgili olarak, Meclis’te grubu bulunan 4 partinin temsilcilerinin katıldığı, bu temsilcilerin yaptığı çalışmalar neticesinde 26 Aralık 2012’te Meclis Başkanlığına sunulan ortak bir siyasi etik çalışması var. Biz bu siyasi etik çalışmasını esas alarak, milletvekilliğini düzenleyen bu yeni yasal çalışmayla birlikte, bu boyutu da bu yasa içerisinde değerlendirerek, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığına ve milletvekili görevinin itibarına uygun davranılması ile ilgili davranış ilkeleri belirleyeceğiz. Bunu da yine Meclisimizde temsili bulunan partilerimizle istişare ve daha önce yapılan açıklama doğrultusunda, onu temel alarak, bu konudaki çalışmaları nihayete erdirip, inşallah bu yasama dönemi bitmeden, hem milletvekilliğinin ki en büyük onur, en büyük şereftir, aynı zamanda en büyük mesuliyettir bir milletin sorumluluğunu omuzlarımıza almamız. Her birimiz milletvekili olarak aslında bu anlamda ateşten bir gömlek giyiyoruz.”

Allah’tan, siyasi parti gözetmeden bütün milletvekillerine bu emanetin hakkını verebilmeyi nasip etmesini dileyen Davutoğlu, tüm milletvekillerinin hesap verme makamında bulunduğunu anımsattı. 

Davutoğlu, milletvekilliğin statüsünü tanımlayan yasayla, bu onurlu görevle ilgili etik ilkelerin bütün grupların anlaştığı çerçevede, aynı yasa içerisine oturtulacağını aktardı.

Bu düzenlemelerle birlikte önümüzdeki dönemde gerek sivil toplum, ekonomik hayat ve özel sektörle ilgili şeffaflık düzenlemeleri konusunda da geniş tabanlı bir istişareden sonra bazı çalışmalar yapmayı düşündüklerini ifade eden Davutoğlu, şeffaflığın, bir zihniyet meselesi olduğunu, toplumdaki her bir bireyin sahiplenmesi gerektiğini vurguladı. 

Davutoğlu, bunun bireylerin kendisini de parçası olarak gördüğü büyük reform süreci olduğunu ve bu konudaki çalışmaları sürdüreceklerini söyledi. 

İmar Kanunu’nda da değişiklikler planlandığını, bu konuda da dün Bakanlar Kurulu’nda kapsamlı sunum yapıldığını anlatan Davutoğlu, bu konuda daha önce ciddi düzenlemeler yapıldığını ve çalışmalarda da belli aşamaya gelindiğini ifade etti.

İmar kanununda 3 temel değişiklik

İmar Kanunu’nda şeffaflık bağlamında Bakanlar Kurulu’nda, ilgili bakanların çalışmalarıyla temel karalar aldıklarını dile getiren Davutoğlu, şunları söyledi:

“Bir, imar planlarının yapım sürecini daha saydam ve hesap verebilir hale getireceğiz. İki, imar uygulamalarının daha adil ve hızlı bir şekilde yapılmasını sağlayacağız. Çünkü imar planlarında, uygulamalarındaki her gecikme farklı mağduriyetlere ya da farklı haksız kazançlara sebebiyet verebiliyor. Üç, imar planı değişikliği sonucunda oluşan değer artışından belediyelerin pay almasını sağlayacağız. İmar planları ve değişiklikleri, taslak ve kesinleşmiş halleriyle belediyenin internet sitesinde, belediyenin herkesin rahatlıkla görebileceği bir panosunda ve muhtarlıklarda ilan edilecektir. Ayrıca mahalli bir gazetede özet olarak sunulacak. İmar planı yapma ve onama yetkisi olan tüm kamu idarelerinin imar planlarının her aşaması ilgili idare ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının bu amaçla oluşturulan web sitesinde yayınlanacak.”

Yeni düzenlemeyle, vatandaşların evinde otururken dahi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın sitesinden bütün imar değişikliklerini anında görebileceklerini vurgulayan Davutoğlu, eğer olumsuz bir etkilenme söz konusu ise itiraz edebileceklerini, yeni bir hakları varsa bunu bileceklerini söyledi.

Tüm imar değişikliklerinin herkesin ulaşabileceği, şifresi olmayan bir internet sitesinde yayınlayacağının altını çizen Davutoğlu, her belediyenin planların yapımı, kabul edilenlerin askıya çıkarılması, imar uygulaması ve yapı ruhsatı gibi temel süreçlere ilişkin mevzuattaki düzenlemeleri dikkate alarak uygulamaları hakkında kamuoyunu internet siteleri üzerinden bilgilendirebileceğini anlattı. 

Kültür ve Turizm Bakanlığının, yaptığı imar değişikliklerini internet sitesinden ayrıca yayınlayabileceğini kaydeden Davutoğlu, ilk defa yapılan imar planı uygulamaları için, daha önce yapılaşmanın olduğu alanlarda, yeni bir düzenlemeyle, düzenleme ortaklık payı ve kamu ortaklık payı birleştirilerek vatandaşların bir belirsizlik içerisine düşmesinin önleneceğini aktardı.

Davutoğlu, yeni düzenleme hakkında şu bilgileri verdi:

“Yani düzenleme ortaklık payıyla oradan yapılacak altyapı ve diğer çalışmalar, kamu ortaklık payı ise ileride okul ve diğer hizmetler için ayrılması gereken alanlarla ilgili ayrılacak paylar bir bütün içerisinde değerlendirilecek ve dolayısıyla da vatandaşlarımıza en başından bu yöndeki ellerinde, geride kalacak olan payla ilgili daha net, daha objektif ve ileride istismara izin verilmeyecek şekilde bilgi sahibi olma imkanı tanınacak.

Plan değişikliği, tarihi, kültürel dokuyu, doğal dokuyu ve silüeti koruyarak, sosyal donatı ve teknik alt yapı imkan verdiği ölçüde yapılacak. Plan değişikliği rutin bir işlem olmayacak. Bütün bu şartlar sağlanarak, tarihi kültürel dokuyu koruyacak, silüeti koruyacak, doğal çevreyi koruyacak, sosyal donatı ve teknik alt yapının imkan verdiği ölçüde yapılacak. İmar planı değişiklilikleri, sıkı kurallara bağlanacak ve bundan belediyelerin de pay alması sağlanacak.

Genel plan değişiklikliğiyse, bireysel bir talebe dayanmıyorsa belediye tarafından talep aranmaksızın imar planının bir bütününde, belli bir bölümünde, bir sokak, cadde veya mahallenin tamamında yapılacak. Noktasal bir imar planı değişimi değil, bir bütünü kapsayan genel plan değişikliği yapılabilecek. Bireysel plan değişikliği talebi geldiğinde bir veya birden fazla kişinin talep etmesi halinde parsel veya ada bazında yapılabilecek. Orada bir plan değişikliği yapılmışsa o talepte bulunan kişinin veya kişilerin sadece bundan faydalanması değil, bütün o ada ve parselin faydalanması suretiyle haksız bir gelir dağılımının veya o imar değişikliğinden bir komşunun istifade edip diğer komşunun istifade edememesi gibi haksız durumların ortaya çıkmasına engel olacak.”

Sorular

Bir basın mensubunun, değer artış payı uygulamasıyla ilgili sorusu üzerine, uygulamanın yeni olmadığını, yaklaşık bir yıldır üzerinde çalışıldığını belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Bu konuda gelebilecek görüş ve önerileri bütün sivil toplum kuruluşlarıyla paylaşabiliriz. İlkeleri ortaya koyduk. Bu ilkelerde, sivil toplum örgütlerinden, odalardan itiraz gelmeyecek temel ilke, her herhalde bu değer artış payının kamuya ait olduğu ilkesidir. Belli yerlerde teşvik uygulanacaksa yine bunu da belediye meclisi belirleyecek. Bir aralık olacak orada. Burada her türlü istişareye hazırız. Hemen bugün yasaya göndermiyoruz. Kamudan ve sivil toplum örgütlerinden öneriler gelirse bunları gözönüne alırız. Bu konuda her türlü görüşe açığız. Bu sadece hükümeti ya da belli bir sektörü ilgilendiren bir konu değil, toplumun her kesimini ilgilendiren bir konu.”

Davutoğlu, uygulamanın Üçüncü Köprü’yü etkilemesinin söz konusu olduğuna dikkati çekerek, kamulaştırma sistemiyle ilgili şu anda bir değişikliğin söz konusu olmadığını söyledi.

İlerde kamulaştırmayla ilgili de bir reform düşündüklerini bildiren Davutoğlu, bugün için mevcut mevzuatın devam ettiğini dile getirdi.

Bir başka soru üzerine Davutoğlu, devlet sırrıyla ilgili bir kanun tasarısının Mecliste olduğunu belirterek, “Bütün ülkelerde bu konuda kurallar var. Biz bu konuda daha şeffaf bir yaklaşımla ilgili bir tasarıyı zaten Meclise sevk ettik” dedi.

“İstanbul için bir değil, beş değil, yüz kere düşünmemiz lazım”

Değer artış payı uygulamasının İstanbul’daki mega projeleri nasıl etkileyeceğinin sorulması üzerine Davutoğlu, dünyada hiçbir şehrin İstanbul’un özelliklerini taşımadığını, İstanbul’un insanlara tarihin en büyük emaneti olduğunu söyledi. Davutoğlu, “Üç imparatorluğa başşehirlik yapmış, modernitede merkezi hüviyetini kaybetmemiş, şimdide kürsel bir şehir olmaya yönelen tek şehir var dünyada, o da istanbul. O zaman bizim İstanbul üzerine bir değil, beş değil, yüz kere düşünmemiz lazım” değerlendirmesinde bulundu.

Davutoğlu, İstanbul’un yaşayan ve dinamik bir şehir olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“İstanbul’un dinamik gelişmesi durdurulamaz ama İstanbul’un o tarihi dokusu, doğal dokusu kaybedilirse bir daha geri getirilemez. İşte biz bu doğal dengeyi korumak durumundayız. istanbul’a gözümüz gibi özen göstermek durumundayız. İstanbul’un bu özelliğini korumak, geliştirmek ve küresel bir merkez yapmak konusunda atılacak her adımı, yakından takip edeceğiz. Mega projelerin bu prensip ve ilke etrafında olmasına özen göstereceğiz. Gerekirse İstanbul ile ilgili yasal bir düzenleme dahi yapılabilir. Türkiye’nin, İstanbul’dan daha büyük bir hazinesi yoktur. Hepimiz bu hassasiyetle davranıyoruz.”

“Verilecek en büyük unvan milletvekilliğidir”

Milletvekilliğinin gerek toplumsal sorumluluk anlamında, gerekse de tarihe karşı sorumluluk anlamında üzerinde taşıdıkları en büyük onur ve sorumluluk olduğunu ifade eden Davutoğlu, “milletvekili olmak, bütün bir milleti kendi şahsında temsil etmek demektir. Hangi partiye mensup olursanız olun, hangi ideolojiye sahip olursanız olun, bir kişiye hayatı boyunca verilecek en büyük unvan milletvekilliğidir. Diğerleri makamdır ama milletvekilliği bir emanettir. Bakanlık, Başbakanlık bu anlamda çok onurludur ama makamdır” diye konuştu.

Davutoğlu, münhasıran milletvekilliğini tanımlayan bir kanuni düzenlemenin olmadığının altını çizerek, bunun olmasının, özlük haklarında değişiklik yapılmadan milletvekilliği görevinin yürütülmesinde çok büyük bir imkan sağlayacağı görüşünü paylaştı.

“Yeni bir durum ortaya çıkıyormuş gibi algı oluşturmamak lazım”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında yapılacak Bakanlar Kurulu toplantısıyla ilgili detayları sorması üzerine Davutoğlu, şu bilgileri verdi: 

“Bu toplantı, yani Cumhurbaşkanımızın başkanlığında yapacağımız Bakanlar Kurulu toplantısı, daha önce, hemen hemen iki istisnayla cumhurbaşkanlarının yine yapmış olduğu, Kenan Evren, Turgut Özal, Süleyman Demirel, daha önce hatta Fahri Korutürk, yapmış olduğu, kullandığı anayasal bir yetki. Dolayısıyla -ki sayın Cumhurbaşkanımız bizim altı ay önceki Başbakanımız aynı zamanda -yani bu anlamda bir süreklilik de ifade ediyor. Bunu bu doğallık içinde değerlendirmek lazım. ‘Şu mu olacak bu mu olacak’ gibi spekülatif sualler üzerinden sanki çok değişik bir uygulamaya geçiliyor, yeni bir durum ortaya çıkıyormuş gibi algı oluşturmamak lazım. Kendi doğal seyri içinde bu çalışma yapılır. Sayın Cumhurbaşkanımızın kanaatlerinden, bilgilerinden biz de istifade ederiz. Haftalık olağan görüşmede, kendilerine değişik konulardaki görüşlerimizi arz ederiz. Açıklamanın ve diğer hususların nasıl olacağını da o gün görürsünüz.”

Down sendromlu çocukla konuştu 

Kamu Yönetiminde Şeffaflık Programına, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce de katıldı.

Başbakan Davutoğlu, Ankara Palas’ın çıkışında, “Ahmet Abi” diye seslenen down sendromlu çocuğun yanına gitti. “Allah size çok para versin” dileğinde bulunan çocuğa Davutoğlu, “Allah, devletimizin hazinesine versin” dedi. Davutoğlu, çocuğa para verdi.

HABERİ PAYLAŞ
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X