‘Muhalefetin yorumları tarihe kara leke olarak geçecek’

Başbakan Davutoğlu “Şah Fırat Operasyonu”na ilişkin, “Onur gecesiydi ama muhalefetin yorumları, tarihe kara leke olarak geçecek niteliktedir” dedi.

‘Muhalefetin yorumları tarihe kara leke olarak geçecek’

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, partisinin genel merkezinde, AK Parti İl, İl Teşkilat, İl Seçim İşleri ve İl Seçim Koordinasyon Merkezi Başkanları Eğitim Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, siyasi hareketlerin, partilerin yaşayan organizmalar olarak, uzuvlarının, birbirleriyle ilişkileriyle geleceğe yürüyebileceğini söyledi.

AK Parti’nin, Türk siyasi tarihinde en dinamik, uyumlu, ahenkli ve birbiriyle en iyi kenetlenmiş kadrolara sahip olduğunu vurgulayan Davutoğlu, bir araya geldiklerinde, “şevk, coşku, sevda ve muhabbet ve kardeşliği” gördüklerini dile getirdi.

Davutoğlu, AK Parti teşkilatlarına selamlarını ileterek, “Onlar ayaktaysa, kararlı, vakur bir şekilde duruyorlarsa, tarihin bu ateş çemberinden Türkiye, muzaffer bir şekilde, onurla, vakarla çıkacaktır inşallah” diye konuştu.

AK Parti kongrelerini tamamladıklarını, kadın ve gençlik kongrelerinin devam ettiğini anımsatan Davutoğlu, bugün, hem istişare hem muhasebe hem de Haziran seçimlerine giderken hedeflerin gözden geçirilmesi imkanı bulacaklarını kaydetti.

Davutoğlu, Türkiye’nin ve dünyanın bir ateş çemberinden geçtiğini ifade ederek, 2008 krizinden bu yana, küresel ekonomik krizin tetiklediği sorunların, bütün dünyayı etkisi altına aldığını söyledi.

Özellikle Türkiye’nin çevresinde Ortadoğu’da, Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Karadeniz havzasında, Orta Asya’da her an yeni krizlere gebe, son derece hassas bir konjonktürün bulunduğunu belirten Davutoğlu, bütün bunların merkezinde, ateş çemberinin içinde istikrarla geleceğe yürüyen bir Türkiye varsa, bunun temel aktörünün AK Parti ve kadrolarının olduğunu dile getirdi.

Başbakan Davutoğlu, çevresindeki birçok ülke ekonomik krizle boğuşurken, Türkiye’nin kalkınmasını sürdüren, istihdamını artıran, gıpta ile takip edilen bir ekonomik performans sergilediğinin altını çizerek, “Suriye, Irak, Ukrayna, Yemen başta olmak üzere, birçok ülke siyasal çözülme sürecine girmişken, Türkiye demokratik bir ortamda seçimlere yürüyüp, 2023, 2053, 2071 planları yapabiliyorsa, bunun da temel dayanağı AK Parti kadrolarının Türkiye’nin bütün sathında ayakta, diri ve özgüven içinde, kendilerini geleceğe hazırlıyor olmasıdır” dedi.

“Alınlarından öpüyorum”

“Düşünün; eğer AK Parti kadroları olmamış olsaydı, ülkeyi bütünleştiren, ülkenin bütün kanatlarını bir araya getiren, bu kanatlardan uçacak bir kartal çıkaran o yüce ve kutlu yürüyüşü gerçekleştirmemiz mümkün olmazdı” diyen Davutoğlu, şunları kaydetti:

“(Ateş çemberi) dedim. Bu hafta sonu, cumartesiyi pazara bağlayan gece, bir taraftan Meclis’te muhalefet son derece Meclis adabına yakışmayan, son derece edebe mugayir bir tavırla Meclis’i terör ortamına çevirmeye çalışırken, bizler Genelkurmay Karargahı’nda, 9 saat süren bir operasyonla hem tarihi mirasımıza hem insanımıza hem de uluslararası haklarımıza ve hukukumuza sahip çıkma mücadelesi veriyorduk. Ben bir kez daha Şah Fırat Operasyonu’nu büyük bir başarıyla gerçekleştiren Türk Silahlı Kuvvetleri’ne, onları lojistik destek, istihbarat desteği sağlayan Milli İstihbarat Teşkilatımıza, bütün güvenlik birimlerimize teşekkür ediyor, milletim adına bu operasyona katkıda bulunan bütün vatandaşlarımızı, görevlilerimizi alınlarından öpüyorum. Dün, hayretler içinde muhalefetin Şah Fırat Operasyonu hakkındaki kanaatlerini hepiniz takip ettiniz. Öyle anlar, tarihi dönemeçler vardır ki milletler, liderler, hareketler imtihan edilirler.”

“Aynı dili kullanma cihetine gittiler”

Başbakan Davutoğlu, tarihi dönemeçlerde alınan tavırların, ya insanların tarihe onurla kaydettikleri izler ya da hayat boyu taşıyacakları kara lekeler olarak geçeceğini vurguladı. Davutoğlu, “Bizim için cumartesiyi pazara bağlayan gece, bir onur gecesiydi. Ama pazar günü muhalefetin bu konuda yaptığı yorumlar, onlar açısından tarihe bir kara leke olarak geçecek niteliktedir” dedi.

Davutoğlu, son derece titiz bir operasyonla, haftalardır süren hazırlıklar neticesinde muhkem, mahpus tutulan, bir tarihte düğmeye basılarak, kudretli bir devletin yürüyen temsilcileri olan Silahlı Kuvvetlerin, Suriye sınırından içeri girmesiyle, tarihte yeni bir şanlı sayfa açıldığını belirterek, “Maalesef muhalefet bunu takdir etmek yerine, yine Türkiye’nin yükselişinden rahatsız olan bazı dış aktörler ve Suriye rejimiyle birilikte aynı dili kullanma cihetine gittiler” dedi.

“Ateş çemberinin içinden aldık”

Operasyonla üç ana hususu korumayı hedeflediklerini, açık ve net bir tutumla Türkiye Cumhuriyeti’nin kudretini dünyaya göstermeyi amaçladıklarını vurgulayan Davutoğlu, bunlardan birincisinin insana sahip çıkmak olduğunu söyledi.

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” felsefesinin temsilcisi, öncüsü olan AK Parti hareketi ve iktidarı için, dünyanın neresinde olursa olsun, vatandaşlara sahip çıkmanın en ulvi görev olduğunu ifade eden Davutoğlu, şöyle konuştu:

“Günlerdir, ‘Acaba Süleyman Şah’ta ne oluyor, oradaki askerlere niye sahip çıkılmıyor?’ diye sorular soran, bunu Meclis gündemine taşımaya çalışan muhalefet, insanımıza sahip çıkan bu operasyon sonrasında da aynı küstah tavrını devam ettirdi. AK Parti iktidarları döneminde, gurur duyduğumuz en önemli hususlardan birisi çok zor şartlarda, yut dışındaki vatandaşlarımıza, askerlerimize, diplomatlarımıza sahip çıkmış olmamızdır. Musul’da başkonsolosluk mensuplarımız kaçırıldığında, aylarca, onların hayatlarını tehlikeye atacak şeklide muhalefet, Türkiye’de tahriklere kalkıştı. Biz ise sabırla çalıştık, geceyi gündüze kattık, günlerce, gecelerce uykusuz bir şekilde, bütün birimlerimiz çalıştı ve o kardeşlerimizi, vatandaşlarımızı aylar süren bir mücadeleden sonra Türkiye’ye getirdik, onurla getirdik. Vatandaşlarına sahip çıkan kudretli bir devletin varlığını dünyaya gösterdik. Ateş çemberinin içinden aldık ve çıkardık.”

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Libya’da iç savaş sürerken, Türkiye’nin vatandaşlarını 10 gün içinde tahliye etme kudretini gösterdiğine dikkati çekerek, “Libya’da tek bir vatandaşımızı geride bırakmadık. Tek bir vatandaşımızı, mağdur, mahcup, garip bırakmadık. Daha sonra da nerede olursa olsun, bazen Afganistan dağlarından, bazen Ukrayna’dan, bazen Somali’den, Afrika içlerinden her bir vatandaşımıza sahip çıktık” dedi.

“Gurur duyuyoruz”

“Süleyman Şah Saygı Karakolu’nu ve aziz toprağımızı orada muhafaza eden askerlerimiz, son 6 ayda kahramanca ve büyük bir direnç ile bu mücadelelerini sürdürdükten sonra, insanına, askerine, vatandaşına sahip çıkan bir devletin kudretiyle, eliyle ülkemize geldiler. Bundan gurur duyuyoruz” diyen Davutoğlu, şehit olan astsubay Halit Avcı’ya rahmet diledi.

Davutoğlu, Mehmetçiğin, zor şartlarda ne kadar vakarla mücadele yürüttüğünü bizzat gözlemiş, izlemiş olmaktan büyük bir gurur duyduğunu dile getirdi.

İkinci olarak tarihi mirasa sahip çıkmayı amaçladıklarını belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Süleyman Şah, bizim ecdadımızdır ve Süleyman Şah sadece bir fani olarak tarih içinde oynadığı rol itibariyle önemli değil, aynı zamanda milletimizin bu toprakları vatan kılma mücadelesinde sembol niteliği itibariyle de önemlidir. Süleyman Şah’ın mirasına sahip çıkmak, aslında tarihimize, kimliğimize, onurumuza sahip çıkmaktı. Orada kutsal bir emanet olarak muhafaza edilen o topraklarda, bu emanetlere sahip çıkmak için Şah Fırat Operasyonu ile büyük bir başarıyla bu emanetleri ülkemize intikal ettirdik. Süleyman Şah, şehitliği tattıktan sonra o topraklarda defnedildikten sonra, o günden bu güne özellikle Sultan İkinci Abdulhamid’in 1883’te orada bir türbe inşa etmesiyle başlayan ve milletimizin bütün hissiyatının yansıdığı bir sembolik mekandır. Evliye Çelebi’nin seyahatnamelerinde bile Süleyman Şah’a ve o türbeye atıf vardır. Birinci Dünya Savaşı şartları sonrasında, ülkemizin sınırları 1921 anlaşmasıyla yeniden çizilirken Güneyde, Süleyman Şah ve bu mübarek mekan Suriye topraklarında kaldığında, önce Fransa sömürge topraklarında, daha sonra Suriye topraklarında… Bu topraklar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin toprakları olarak, uluslararası anlaşmalarda teyit edilmiştir. Daha sonra iki kez nakil yapılmış ve dolayısıyla toprağın muhteviyatı, niteliği değişmiş ama Türkiye’nin Suriye içinde bir toprak sahibi olma hakkı baki kalmıştır. 1939’da, 1975’te yapılan değişiklikler, bu anlamda, bizim hakkımızın tescil edildiği ama toprağın yerinin değiştirildiği örnekler olarak kalmıştır.”

“İki ayrı Türk bayrağı dalgalandı”

Türkiye’nin, uluslararası hukuku korumak üzere, cumartesiyi pazara bağlayan gece, iki ayaklı bir operasyon yaptığını hatırlatan Davutoğlu, “Mehmetçik, Mürşitpınar’dan Süleyman Şah Saygı Karakolu’na yürürken ve oradaki emanetleri ve askerlerimizi almak üzere 57 zırhlı araç, 40 tank, toplam 100 araç ve 572 personelle yürürken, ikinci bir kol, Suriye’ye Eşme’den girdi ve Suriye tarafından yine bu topraktan daha büyük ölçekte bir toprağı kontrol altına alarak gece saat 21.02’de bayrağımızı o topraklara dikti” bilgisini verdi. 

Üçüncü olarak, uluslararası hukukun koruması ve vatan toprağının tesciliyeti anlamında iki operasyon aynı anda yapılarak, daha önce taşınmış olan vatan toprağının, bu kez Suriye’nin Eşme köyü civarında bir tepeye intikal ettirildiğini ifade eden Davutoğlu, saat 21.02 itibariyle, Suriye topraklarında iki ayrı bölgede, iki ayrı Türk bayrağının dalgalanmaya başladığını söyledi.

Genelkurmay Karargahı’nda, Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları ile operasyonunu bizzat yönettiklerini ifade eden Davutoğlu aynı zamanda Diyarbakır, Malatya ve Suruç’taki karargahlarla da sürekli iletişim halinde olduklarını söyledi.

İnsansız hava araçlarının gönderdiği görüntüleri izleyerek an be ve an operasyonu takip ettiklerini belirten Davutoğlu, Süleyman Şah Saygı Karakolu’ndaki askerlerin sabaha karşı Türkiye’ye girmesiyle operasyonun başarıyla tamamlandığını vurguladı.

Türkiye’nin Şah Fırat Operasyonu ile tarihi mirasa sahip çıktığını ifade eden Davutoğlu, şöyle konuştu:

“AK Parti iktidarları, Orhun Anıtları’ndan, Balkanlar’daki camilere, mescitlere, Etiyopya’daki ecdat yadigarı mirastan, Suriye’deki Süleyman Şah’a kadar her yerdeki tarihi mirasını korudu, korumaya devam edecek. Kimse Türkiye’nin bu konuda kudretinden şüphe etmemeli. Orhun Anıtları, metruk ve kendi haline bırakılmış şekildeydi. Aynı şekilde Balkanlar’daki Sultan Murad Hüdavendigar Türbesi de o haldeydi. Tamiratını ve bakımını yapan AK Parti’dir. Bunlar bizim için semboliktir. Yarın inşallah Budapeşte’de olacağız ve orada da Gül Baba’nın huzuruna gideceğiz. Budapeşte’ye, Balkanlar’a, Orta Avrupa’ya mirasımızı, medeniyetimizi götüren Gül Baba’nın huzuruna varacağız. O’nun diyarını da restore eden bakan yine AK Parti iktidarıdır.”

“Hiçbir toprağı terk etmedik”

Davutoğlu, Zigetvar’da Kanuni Sultan Süleyman’ın vefatının ardından yapılan türbenin yeniden inşası için de gerekli talimatları verdiklerini bildirerek, şunları söyledi:

“Şu açık bir şekilde bilinmelidir; nerede bizim mirasımızı temsil eden tek bir taş parçası olsa dahi onlara sahip çıkmak bizim boynumuzun borcudur. Buna da sahip çıktık, çıkmaya devam edeceğiz. Ama gelin görün ki Osmanlıca’ya yabancı dil muamelesi yapan CHP, bir anda Osmanlı’nın ecdadı adına konuşmaya kalkıyor. O senin haddin değil Kılıçdaroğlu, o mirasa sahip çıkmak bizim gücümüz, bizim haddimiz. İktidarları döneminde Orhun Anıtları’na sahip çıkmayan Sayın Bahçeli, ecdat toprağının derdinden bahsediyor. Biz hiçbir toprağı terk etmedik. Daha da tahkim edilmiş bir şekilde Suriye topraklarının içinde aziz bayrağımız ebediyete kadar Süleyman Şah’ın kutsal mekanında dalgalanmaya devam edecektir.”

Süleyman Şah Türbesi’nin Caber Kalesi’nden, Karakozak Köyüne zorunlu olarak taşındığını, türbenin dün itibariyle de Karakozak’tan da Eşme’ye naklinin söz konusu olduğunu dile getire Davutoğlu, “Ebediyete kadar bu hakkımız korunacaktır hiçbir şekildeki Türkiye’nin sahip olduğu hakları herhangi bir şekilde iptal edilmesine izin verilmeyecektir” dedi.

“TSK’nın yurtdışı operasyon kabiliyetini göstermek bakımında örnektir”

Davutoğlu, operasyonda emeği geçenlere teşekkür ederek, “Bu başarı milletin bağrından çıkmış Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurtdışı operasyon kabiliyetini göstermek bakımından da dünyaya örnek bir iştir. Birçok spekülasyon yapıldı. Tekrar buradan bir kez daha söylüyorum; Şah Fırat Operasyonu, Ankara Türkiye Cumhuriyet hükümetinin teklifleriyle ve Sayın Cumhurbaşkanının onayıyla uygulamaya geçmiştir. Böyle bir operasyon için uluslararası hukukumuzu ve tarihi mirasımızı korumaya yönelik böylesi bir operasyon için hiçbir yerden izin almayız ve hiçbir yerden de yardım ve destek istemeyiz. Bugün Türkiye Cumhuriyeti her zamankinden daha müşfik, her zamankinden daha kudretlidir. Bu kudretin gösterilmesi konusunda da hiçbir tereddüt söz konusu olmayacaktır” diye konuştu.

“Kimse Türkiye’yi güvenlik zaafı ortamına sokamayacaktır”

Konuşmasında, Özgürlüklerinin Korunması ve İç Güvenlik Reformu bağlamında yaşanan gelişmelere de değinen Davutoğlu, AK Parti iktidarlarında özgürlük ve güvenliğin birbirini destekleyen iki ana etki olarak hakim kılındığını söyledi.

Türkiye’yi Suriye ve Irak şartlarına dönüştürmek isteyenlere karşı ülke içinde mücadelelerini sürdürdüklerini ifade eden Davutoğlu, 6-7 Ekim Olaylarının Türkiye açısından ibretle takip edilen dersler ortaya koyduğunu vurguladı.

Özgürlüklerinin korunması ve İç Güvenlik Reformu’nun bir anda ortaya çıkmadığını, Reforma 6-7 Ekim Olaylarında şehirleri yakıp yıkan vandallara karşı tedbir alması ihtiyacıyla gerek görüldüğünü belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Yani İç Güvenlik Reformu, bugün, şubat ayında ortaya çıkmış bir paket değil. 6-7 Ekim olaylarını hepiniz televizyonlardan seyrettiniz. Özellikle Doğu ve Güney Doğu’daki kardeşlerimiz, vatandaşlarımız alanda yaşadılar. Nasıl bir şiddet ve terör ortamının Türkiye’ye egemen kılınmak istendiğini hepimiz gördük. Böyle bir tablo karşısında sorumlu bir hükümet olarak biz sessiz kalabilir miyiz? Kalmadık, kalmayacağız. Kimse Türkiye’yi başka komşu ülkelerde görülen şekilde güvenlik zaafı ortamına sokamayacaktır. Buna izin vermeyeceğiz.”

Özgürlüklerinin korunması ve İç Güvenlik Reformu ile ilgili düzenlemenin Kasım’da TBMM sevk edildiğini anımsatan Davutoğlu, İçişleri Bakanlığının düzenlemeye dair kendilerine brifing verdiği 15 Ekim tarihinden Şubat ayına kadar ses çıkartmayanların ve alternatif hiçbir teklif getirmeyenlerin bir anda TBMM Genel Kurulu’nu şiddet ortamına dönüştürmeye çalıştığını söyledi.

Davutoğlu, Meclis’in Gazi ve Kurucu nitelikleri sahip olduğuna dikkati çekerek, “Hep çağrıda bulunduk ve dedik ki ‘eğer buralara, herhangi bir şekilde bu kanunda Avrupa Birliği standartlarına, evrensel demokrasiye aykırı bir husus varsa bize bildirin. Her türlü konuyu istişare etmeye hazırız. Her türlü maddeyi tekrar görüşmeye hazırız ” dedi.

İç Güvenlik Paketi’ne ilişkin her türlü maddeyi tekrar görüşmeye hazır oldukları çağrısı yaptıklarını hatırlatan Davutoğlu, “Ama şunu diyorsanız, ‘Bu kanunu geri çekin ve tam seçime giderken 6-7 Ekim olaylarında olduğu gibi bir takım vandallar, teröristler ve şiddet yanlıları sokaklara egemen olsun, onlara bu hakkı verelim’ diyorsanız, işte biz bunu yapmayacağız” ifadelerini kullandı.

Başbakan Davutoğlu, “Her ne surette olursa olsun, özgürlüklerin korunması ve Türkiye’de güvenlik şartlarının sağlanması amacıyla bu kanun Meclis’ten çıkacaktır. Ama bir teklifiniz varsa görüşmeye hazırız. Yani diyorsanız ki açık bir şekilde ortaya koyalım, ‘molotofu serbest bırakalım’, bunu görüşmek herhalde hiç kimsenin, hiçbir akıllı insanın harcı değildir” diye konuştu.

Molotof kokteylinin dünyanın her yerinde bir suç unsuru, yakıcı ve patlayıcı madde niteliğinde olduğuna işaret eden Davutoğlu, birkaç sene önce İngiltere’de molotof kokteyli kullanan 3 PKK’lı kadının, 14 yıla kadar hapis cezalarına çarptırıldığını söyledi. 

ABD’de ve Almanya’da da molotof kokteylinin kanunlarla suç sayıldığını anlatan Davutoğlu, bunun ABD’de Michigan’da 2 milyon dolar para cezası ve 4 yıla kadar varan ağır hapis cezasıyla cezalandırılması gereken bir suç olarak görüldüğünü aktardı. Davutoğlu, bu husustan hareket ederek, molotof kokteyline serbestlik getirecek hiçbir düzenlemeyi kabul etmeyeceklerini vurguladı.  

“En asgari düzenlemeyi esas alarak teklife koyduk”

Pakette öngörülen gözaltı sürelerine de değinen Davutoğlu, Avrupa Birliği ülkelerinde bu konunun nasıl düzenlendiğine ilişkin bilgiler verdi.

Türkiye’de, mevcut durumda, polisin tek başına gözaltı yapma hakkının bulunmadığını, gözaltıların savcı izniyle 24 saat süreyle yapılabildiğini ifade eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Getirdiğimiz düzenlemeyle özellikle kitle gösterilerinin yoğun olduğu durumlarda polise 24 saat, savcılık izniyle 48 saate çıkan izin veriyoruz. Peki Avrupa’da bu nasıl? İngiltere’de polisin tek başına 36 saat gözaltı yetkisi var, Almanya’da 24 saat, 48 saate kadar uzatılan polisin gözaltı yetkisi var, Avusturya’da polisin gözaltı yetkisi 48 saat, İtalya’da polisin gözaltı yetkisi 24 saat, savcının gözaltı yetkisi 96 saat, İspanya’da polisin gözaltı yetkisi 72 saat, 3 gün. En minumum, en asgari olan Fransa’dır, polis 24 saat, savcı 48 saat. Biz, en asgari düzenlemeyi esas alarak bu teklife koyduk.”

“Bu kanunu beğenmiyorlarsa işte 7 Haziran’da seçim var”

Başbakan Davutoğlu, uyuşturucu ile bonzai kullanımının okul ve mescit gibi gençlerin yoğun olduğu ve halk için önem taşıyan merkezlere yakın yerlerde yapılması halinde, cezaların arttırılmasına karşı çıkmanın veya buralarda özel tedbirler alınmasını istememenin, kimsenin tasvip edeceği bir husus olmadığını vurguladı. 

“TBMM’yi şiddet ortamına sürüklemektense muhalefet liderlerinin yapması gereken bize somut tekliflerle gelmektir. Neyse teklifiniz getirin, neye karşı çıkıyorsanız söyleyin” talebini yineleyen Davutoğlu, şöyle konuştu:

“TBMM’de muhalefet yapmak hakkınızdır, şiddet kullanmadan, hakaret etmeden çıkın ve görüşlerinizi söyleyin. Bu görüşler çerçevesinde biz de makul gördüğümüz düzenlemeleri yaparız. Ama ‘Bu kanun çıkmayacak’ deyip halkı direnişe çağırıyorsanız, hatta bazı muhalefet CHP milletvekilleri Meclis’te kavga çıkmamasını neredeyse eksiklik olarak görüyorlarsa, işte o zaman size durun deriz. Durun kalabalıklar, durun deriz ve TBMM’nin vakarını çiğnetecek hiçbir tavra izin vermeyiz.

Aynı şekilde, bizim özellikle CHP Genel Başkanı’nın halkı direnişe çağırma ve sokağa dökme çabaları karşısında da tutumumuz açık ve net olacaktır. Herkes toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkına sahiptir. Bunu kanunların belirttiği yerlerde ve kanunların belirttiği ölçülerde sağlamak, bu güvenliği temin etmek de bizim görevimizdir. Bize muhalif olanların dahi gösteri hakkını kullanmalarını teminat altına almaya hazırız. Zaten bu bizim hükümet olarak görevimizdir, asli görevimizdir. Yeter ki bu özgürlükler kullanılırken etraf yakılıp yıkılmasın, insanlar tahrik edilmesin, gencecik canlar 4’üncü, 5’inci kattan atılıp katledilmesinler. 

Muhalefet partileri de şu ana kadar herhangi bir makul teklif getiremediler. Bugün tekrar Meclisimiz açılacak, çalışmalar başlayacak, arkadaşlarımıza söyledim, herhangi bir makul teklifle gelinirse, görüşürüz ama kesinlikle bu engellemelere boyun eğmeyiz, eğmeyeceğiz. Eğer muhalefet partileri, bu kanunu beğenmiyorlarsa işte 7 Haziran’da seçim var, seçimde halka anlatırlar, sokaklarda anlatırlar, mitinglerde anlatırlar, halktan oy isterler ve seçimlerde iktidara gelerek kendi istedikleri türden bir kanun çıkarabilirler. Türkiye demokratik hukuk devletidir. Herkes demokratik hukuk devleti kuralları içinde davranmak durumundadır. Bu açıdan muhalefet partilerinin aklıselime gelmelerini, aklıselim içinde ve TBMM’nin kuralları içinde davranmalarını beklemek hepimizin hakkı. Her ne surette olursa olsun özgürlük-güvenlik dengesinden de vatandaşlarımızın hukukunu korumaktan da feragat etmeyeceğiz.”

“Anadolu sathında bu soruları sormaya şimdiden başlayınız”

Başbakan Davutoğlu, çevre bölgelerdeki ateş çemberinin ve ekonomik krizler Türkiye’yi bugün bir kaos ortamına sokmamışsa, bunun en önemli garantörünün AK Parti teşkilatları ve AK Parti iktidarları olduğunu belirterek, “Aslında muhalefet partileri tam da seçime giderken birbirleriyle son derece çelişik tutum içindeki MHP ile HDP, eğer aynı çizgide buluşuyorlarsa işte bunu sorgulamak lazım” diye konuştu. Davutoğlu, şunları söyledi:

“Sizler bütün Anadolu sathında bu soruları sormaya şimdiden başlayınız. 6-7 Ekim olaylarında ‘Devlet nerede’ diyen MHP’nin, bugün HDP ile birlikte omuz omuza kamu düzenini tahkim edecek bu kanuna niye karşı çıktığını sorgulayın. JİTEM’den şikayet eden ve geçmişte bazı faili meçhulleri buna bağlayan HDP’nin Doğu’da ve Güneydoğu’daki bu istismarına karşı jandarmamızın, şerefli Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mensupları olarak demokratik bir disiplin içinde yeniden yapılandırılmasına niye karşı çıktıklarını, özellikle HDP’li seçmenlere dönük olarak sorunuz. Anamuhalefet Partisi olması hasabiyle Türkiye’nin kamu düzeninden birinci derecede sorumlu olan CHP’nin neden halkı tahrik ederek sokaklara dökmek istediğini de CHP’li seçmenlerimize, değerli vatandaşlarımıza sorunuz. Bunları seçimlerde birer birer her yerde anlatacağız. Kimin molotof kokteylini savunduğunu, kimin uyuşturucuya karşı mücadeleyi engellemeye çalıştığını, kimin kamu düzenini temin etmek isteyenlere karşı, kamu düzenini bırakın Meclis düzenini dahi tahrip etmeye çalıştığını hep soracağız, mitinglerde soracağız, halkımıza anlatacağız ve inşallah 7 Haziran seçimlerinde özgürlük-güvenlik dengesini koruyan Türkiye’yi ateş çemberi içinden çıkaran kadrosuyla yoluna kararlı bir şekilde devam edecek.”

Davutoğlu, Türkiye’nin bu kararlı yürüyüşünde en büyük güç kaynağının AK Parti teşkilatları olduğunu vurguladı. 

AK Parti dışında topumun bütününü kuşatan herhangi bir siyasi yapının bulunmadığını, Türkiye’de AK Parti ölçeğinde toplumun kılcal damarlarına kadar inmiş herhangi bir başka siyasi yapının da olmadığını kaydeden Davutoğlu, “9 milyon 550 bin 398 üyemizle biz her zaman demokrasinin, milli iradenin, özgürlüklerin ve kamu düzeninin yanında olduk, olmaya devam edeceğiz. 9 milyon 550 bin 398 AK Partili üye, önümüzdeki dönemde de Türkiye’nin geleceğinin en önemli teminatıdır. 4 milyon 39 bin 104 kadın üyemiz,  5 milyon 511 bin 294 erkek üyemiz ve 1 milyon 735 bin 433 genç üyemizle bugün AK Parti sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en iyi örgütlenmiş siyasi yapılarından biridir. Bizi ve bu yapıyı sarsmaya kimsenin de gücü yetmez. Çünkü bu yapı, muhabbet üzerine, sevda üzerine, şevk, coşku ve milli irade üzerine oturmuştur. Bu özelliği itibarıyla da tarihin önünde yürüyen, tarihe şekil veren bir siyasi hareketin bugünkü tecessüm etmiş halidir. Selam olsun AK Parti kadrolarının bu şerefli neferlerine, her birine selam olsun” şeklinde konuştu.

Genel Başkan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, seçimlere doğru giderken, özellikle AK Parti teşkilatlarına çağrıda bulunmak istediğini belirterek, “Her biriniz bulunduğunuz şehirlerde siyasi mücadeleyi vakar içinde yapınız, hiçbir tahrike kapılmayınız. Tahrike kaptırmak için çağrıda bulunanlara karşı da halkımızı uyanık ve diri tutunuz. AK Parti teşkilatları çok sınavdan geçmişlerdir. Seçim güvenliği bağlamında da hükümetimiz gerekli tedbirleri alacak, fakat bu ortamda seçime giderken hiçbir şekilde şiddetin tekrar 6-7 Ekim olaylarında olduğu gibi sokaklara hakim olması yönündeki çabalara izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.  

“Türkiye’nin her yerinde aynı muhabbet dili kullanılmalı”

Gerçekleştirilen kongreler hakkında da bilgi veren Davutoğlu, buralarda karşılaştığı azim, kararlılık ve coşkudan onur duyduğunu söyledi.

Davutoğlu, CHP, MHP ve HDP’nin toplumla içiçe geçmek yerine Meclis ve sokaklarda tahrik içine girdiğini, kendilerinin ise demokrasi şöleni ve düğün edasıyla 7 Haziran seçimlerine doğru büyük bir kan tazelemesi yaşadıklarını kaydetti. 

Katılımcıların büyük bir aşkla ilk sınavını vermeye hazır olduklarını ifade eden Davutoğlu, 3 konuda teşkilatının dikkatini çekti. Bunlardan birincisinin partisinin özgüveni ve buna dayalı çalışma azmi olduğunu belirten Davutoğlu, AK Parti teşkilatlarının özgüven üzerine oturduğunu söyledi. 

Davutoğlu, “Milletimize özgüven kazandıran AK Parti’nin iktidar dönemi, teşkilatlarımıza özgüven kazandıran 3 genel seçim, 3 mahalli seçim, 2 referandum zaferi, 7 Haziran’a giderken bizim en önemli güç kaynağımızdır. Vakar içinde Türkiye’nin her yerinde Ankara’daki özgüveni, kudretli ve şevkatli bir devletin, onurlu bir milletin ferdi olma özgüvenini bütün ülke sathına yayınız” dedi.

Dikkat çekmek istediği ikinci konunun iletişim olduğunu vurgulayan Davutoğlu, katılımcılardan, bulundukları zeminlerde, toplumun her kesimiyle, en hayırlı dille, güzel iletişim halinde olmalarını istedi.

Parti teşkilatının seçimlere dönük toplantılarının gelecek günlerde yapılacağını anlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Bu toplantılarda, her mahallede ve her sandıkta yaşayan bütün vatandaşlarımıza ulaşmayı prensip haline getiriniz. Türkiye’nin her yerinde siyaset yapan tek parti olarak, Türkiye’nin her kesimiyle konuşabilen tek parti olarak sizlerden beklediğimiz, sandıklardan mahallelere, beldelere, ilçelere, ile ve genel merkeze kadar işleyen bir makine, bir mekanizma olarak, saat şeklinde çalışmanızdır. Güzel dille ve Türkiye’nin vizyonunu anlatarak, bize en muhalif olanlara dahi tatlı dille ve güzel dille yaklaşarak, AK Parti’nin felsefesini, aşkını, düşüncesini, sevdasını anlatınız. İletişim dili siyasette, en önemli, ayırt edici vasıflardan biridir. Bırakınız onlar şiddet dilini kullansınlar, biz muhabbet dilini kullanacağız, bırakınız onlar nefret dilini kullansınlar, biz kardeşlik dilini kullanacağız, bırakınız onlar ayrıştırıcı bölücü dil kullansınlar, biz birleştirici, bütünleştirici dil kullanacağız.”

Türkiye’nin her yerinde “aynı muhabbet dilinin kullanılmasını” beklediğini dile getiren Davutoğlu, “Bu muhabbet dili şimdiye kadar bizi iktidar yapan dildir. Bu muhabbet dili bundan sonra da bizi geleceğe doğru yürürken halkımızla bütünleştiren dil olacak. Nihayet, özgüven, iyi iletişim yanında, hiçbir zaman fedakarlık etmeyeceğimiz üçüncü prensip ise disiplindir. AK Parti teşkilatlarının ayırt edici vasfı disiplinidir, birbirlerine kenetlenmesidir, en küçük birimden genel merkeze kadar bu disiplin içinde süreci yönetmesidir” şeklinde konuştu.

Davutoğlu, teşkilatından, gittikleri yerlerde “Ankara’da, yeni Türkiye’nin büyük heyecanını gördük” mesajını iletmelerini de isteyerek, “Yeni Türkiye özgürlükler Türkiye’sidir. Yeni Türkiye, müşfik ve kudretli bir devletin yönettiği bir Türkiye’dir. Yeni Türkiye hem Türkiye içinde hem çevre bölgelerde hem de gönül coğrafyamızda ve dünyada adaleti ikame etme, adaleti hakim kılmanın öncülüğünü yapan Türkiye’dir. Biz, bu yolda 7 Haziran seçimlerini kritik bir eşik, ama aynı zamanda büyük bir zaferin habercisi olarak görüyoruz. Bu zaferin öncüleri olarak hepinizi tebrik ediyorum” diyerek sözlerini tamamladı. 

HABERİ PAYLAŞ
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X