Ömer Çelik’ten önemli açıklamalar

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partinin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu toplantısının ardından önemli açıklamalarda bulundu.

Ömer Çelik’ten önemli açıklamalar

AK Parti Sözcüsü Çelik, “Birileri gidip de Diyarbakır annelerini görmezden gelerek ‘Ben Kürt sorunundan bahsediyorum’, ‘Ben Kürt çocuklarının sorunlarından bahsediyorum’ ‘Ben şu yasaklara karşıyım’, ‘Ben şu şekilde demokrasi mücadelesi veriyorum’ dediği anda, Diyarbakır annelerinin mücadelesine destek veren bir tutum içerisine girmiyorsa, bilelim ki otomatikman ikiyüzlü bir adrese kendisini postalamış olur.” dedi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin MKYK ve MYK gündemine ilişkin açıklamalarda bulunuyor.

Çelik, “Yunanistan eğer sahada fiili durum yaratmak gibi bir tutumdan vazgeçerse müzakere kapısı her zaman açıktır.” diye konuştu.

Ömer Çelik, “Müzakere masasına kapsayıcı bir dosyayla ve samimi bir şekilde oturmak söz konusuysa Yunanistan açısından, Türkiye buna hazırdır.” dedi.

AK Parti Sözcüsü Çelik, “Müzakereyi bir istismar aracı olarak kullanıp sahada fiili durum yaratma peşinde koşanlar varsa Türkiye’nin buradaki kararlılığı esastır.” dedi.

Çelik,”KKTC Cumhurbaşkanlığında geçmiş dönemde duyduğumuz Türkiye’yi, Kıbrıs davasını, Kıbrıs Türkü’nü inciten mesajların siyasi dönemi kapanmış oldu.” ifadelerini kullandı.

AK Parti Sözcüsü Çelik, “Macron’un sözleri DEAŞ gibi örgütlere ideolojik mühimmat ve lojistik sağlıyor. Yaptığı şey Fransa toplumunun da huzurunu bozacak bir şeydir.” diye konuştu.

Çelik, “İslam’ı terörle yan yana kullanan bir metni, yasa adı altında Bakanlar Kurulundan geçireceğini söylemesi büyük bir basiretsizliktir.” dedi.

“DİYARBAKIR ANNELERİNİN YANINDA OLMADAN BAHSEDEMEZLER”

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partinin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu toplantısının ardından önemli açıklamalar yapıyor. Çelik’in açıklamalarından satır başları şöyle; Mevlidi Nebi haftasında onun kutlu mesajının insanlığa daha çok duyurmak için hepimizin gayret gösterilmesinin altını çiziyoruz. Diyarbakır anneleri nöbetlerine devam ediyor. 421 gün oldu. Dünya tarihine geçecek mücadele veriyorlar. 164 aile eyleme katıldı. Evladına kavuşanların sayısı 19’a yükseldi. Bütün bu süreç evlat ve vicdan çağrısı olarak orada duruyor. Kim Kürt çocuklarının iyi bir geleceğe sahip olmasını istiyorsa, kim Kürt sorunu diyorsa Türkiye Cumhuriyeti’nin esenliğinden, büyük hedeflere ulaşmasından, evlatlarına kavuşmak isteyen annelerin yanında olduğunu söylemeden bunlardan bahsetmesi söz konusu olamaz.

“AZERBAYCAN VATANINI SAVUNUYOR ERMENİSTAN İŞGAL EDİYOR”

Ermenistan’ın diplomasi istemeyen, saldırganlıkla işi bitirmek isteyen taraf olduğu görüldü. 23 Ekim itibarıyla Ermenistan’ın sivil yerleşim yerlerine saldırmasının neticesi 63 sivil hayatını kaybetti, 218 Azeri kardeşimiz yaralandı. Şehitlere rahmet diliyoruz, yaralılara acil şifa diliyoruz. Ermenistan işgal ettiği topraklarda daha da işgali büyütmek için saldırı gerçekleştirmiştir.Azerbaycan silahlı kuvvetlerin cevap vermesi sayesinde geri püskürtülmeye başlatılmıştır. Buradan Azeri Türkü kardeşlerimize selamlarımızı ve dayanışma mesajlarımızı iletiyoruz.Sayın Cumhurbaşkanımız her seferinde sayın Aliyev’i arıyor ve mesajlarını iletiyor.Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği şekilde Türkiye sonuna kadar Azerbaycan’ın yanında olacaktır. Oralar herkesin kabul ettiği gibi Azerbaycan’ın toprağıdır, Azerbaycan’ın yaptığı vatan savunması, Ermenistan’ın yaptığı saldırganlıktır.

“SAYIN TATAR’IN SÖZLERİ BÖLGEDE YENİ DURUMA İŞARET EDİYOR”

Türkiye’nin hak ve menfaatlerini korumak açısından merkezi konu Doğu Akdeniz konusudur. KKTC’de sayın Tatar Cumhurbaşkanı seçildi. Sayın Tatar’ın ifade ettiği siyasi tezler Kıbrıs davası için yeni ve çok daha pozitif dönemin işaretlerini vermektedir. Kıbrıs Türkünü inciten mesajlar dönemi böylece kapanmış oldu. Sayın Tatar’ın gerçeklere dayalı bir çözümün altını çizmesi, KKTC’nin Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerini koruması açısından yeni bir döneme işaret etmektedir. Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki tezlerinin geçerli olmadığını Yunanistan’daki bazı hukukçular da ifade etmektedir. Türkiye hukuki temelde haklı tezleri savunmaktadır. Yunanistan maksimalist ve radikal tezlerin peşinde koşmaktır. Bizim yaptığımız mavi vatanımızdaki hak ve menfaatleri korumakla ilgilidir.

“İSTİKRARI BOZAN YUNANİSTAN’IN FİİLİ DURUMUNA İZİN VERİLMEZ”

Zaman zaman müzakere çağrıları yapılıyor. Sahada fiili durumdan vazgeçerse Yunanistan, Türkiye müzakerelere açıktır. Sayın Cumhurbaşkanımız her zaman masayı terk etmeyen ülkenin Türkiye olduğunu söylemiştir. Esas olan ilke Atatürk’ün işaret ettiği gibi yurtta sulh, cihanda sulh ilkesidir. Burada istikrarı bozan taraf Yunanistan olduğu için bir fiili duruma da hiçbir zaman müsaade edilmesi söz konusu olmayacaktır. Dünyada Türk diplomatları ara bulucu olarak davet edilmektedir. Her zaman kazan kazan formülü ile Türkiye’nin diplomasi ekolünün barıştan yana kalıcı sonuçlar üretebildiği görülmüştür. Müzakere isteniyorsa sahici, gerçekçi Türkiye Cumhuriyeti’nden daha güçlü bir devlet bulunamaz. Bizimle olan bu sorunlarının yanı sıra Yunanistan Girit adasının güneyinde birtakım çalışmalar yapacağını söyleyerek Libya’nın hak ve menfaatlerini ihlal ediyor.

“TÜRKİYE LİBYA MESELESİNDE DİRAYETLİ BİR DURUŞ ORTAYA KOYDU”

Türkiye’nin Libya ile yaptığı anlaşma BM’ye bildirilmiştir ve esastır. Yunanistan ve Fransa’nın Hafter’e nasıl destek verdiklerini gördük. Türkiye BM kararları doğrultusunda Libya’nın sahipleneceği bir siyasi süreçten geçtiğini ifade etti. Fiili durum yaratarak toplu mezarlarla birtakım siyasi hesapları devreye sokanlara karşı Türkiye dirayetli bir duruş ortaya koymuştur. Libya’nın toprak bütünlüğü, konusunda herkesin hassas olması gerekiyor. BM Libya’ya destek misyonunun 23 Ekim’de bir ateşkes anlaşması imzalandı. Buna kimin sahipleneceği, kimin bozacağı görülecek. Önümüzde siyasi diyalog forumu toplantısı var 9 Kasım’da. Tunus’ta gerçekleşecek. Bu süreci yakından takip edeceğiz.

“S-400’LER TÜRKİYE’NİN KENDİ GÜVENLİĞİ AÇISINDAN ZORUNLUDUR”

S-400’le ilgili tartışmalar gündem konusuydu. Türkiye’nin birtakım tehditlerden doğan hava savunma sistemi ihtiyacı net bir ihtiyaçtır. NATO’nun bu duruma etkili olarak koşamadığı bellidir. Türkiye önce Patriot temin etmeye çalıştı. Gerek süre, gerek ortak çalışma, gerek tedarik ve finansman konusunda şartlar Türkiye’yi tatmin edecek bir tabloyu ortaya koymadı. Şu anda deneme ve sistem kontrolleri planlandığı şekilde devam etmektedir. Birtakım aşırı üslup sahipleri Türkiye’nin NATO üyeliğini sorgulamaya çalışıyor. Türkiye NATO üyesidir ve NATO’da önemli bir güçtür. Türkiye’nin S-400’leri kullanması kendi güvenliği açısından zorunluluktur. Bu NATO kontrol sisteminden ayrı bir şekilde müstakil olarak kullanılacaktır. Dolayısıyla NATO üyeliği ile çelişen bir durum değildir.

“MACRON CUMHURBAŞKANIMIZA KARŞI BÖYLE CÜMLELER KURAMAZ”

Dünyanın her tarafında beraberce teröre karşı mücadele ediyoruz. Müttefiklerimizin tehdit veya taciz diliyle konuşması müttefik ilişkisinin ruhuna uygun bir tablo ortaya çıkarmıyor. Fransa da Libya’daki Macron’un dış politikasındaki yenilgisinden itibaren sürekli olarak Cumhurbaşkanımıza karşı oradaki aşırı sağcı Le Pen’in dilini kullanıyor. Macron zaman zaman konuşmalarında ‘Ben sayın Erdoğan’ı uyardım’ cümleleri kuruyor. Bu cümlelerin hiçbiri doğru değil. Sayın Macron o cümleleri hiçbir zaman kurmamıştır, kuramaz, sayın Cumhurbaşkanımızı uyarması diye bir şey söz konusu değildir. Sayın Macron bir senaryo yazıp propaganda olarak kullanmaya çalışıyor. Libya’daki politikası yıkıldıktan sonra tacizci bir üslup içine geriyor. Macron’un şu anda uyguladığı dış politika gerçekçi değil, Türkiye’yi ve sayın Cumhurbaşkanımızı hedefe koyan politikanın başarılı olması söz konusu değildir.

“ORADAKİ IRKÇILARA VE DEAŞ’A MÜHİMMAT VE LOJİSTİK SAĞLIYOR”

Toplu mezarlarla yüzleşmesi gerekirken buraya ortaya çıkan suçu sayın Cumhurbaşkanımıza saldırarak kapatmak istiyor. Bu böyle kapatılacak bir şey değildir. En son İslamcı radikalizmle ilgili bir terör yasasından bahsetti. Kendi kafasına göre dinleri ve insanları mühendislik faaliyetinden geçiriyor. Bütün bu sözler ırkçılık, İslam düşmanlığı, antisemitizmi yeşerten sözlerdir. Yaptığı şey Fransa’nın huzurunu bozacak bir şeydir. Laik devlet kavramı Fransız sisteminde merkezi vurguya sahip bir kavramdır. Çıkıp da Fransa İslam’ı üretileceği bahsetmesi büyük bir basiretsizliktir. Şimdiye kadar İslamcı terör meselesinde Cumhurbaşkanımız kendisini defalarca uyarmasına rağmen kasten yapmaya devam etmektedir. Avrupa’daki Müslümanları taciz etmek, camilere saldırmak sadece ve sadece oradaki ırkçıların işine yarar, DEAŞ gibi zalim örgütlerin mühimmat ve lojistik elde etmelerine yol açar.

“AVRUPA’YA ÇOK ÇEKTİRMİŞ FAŞİZMİN BİR TÜRÜNÜ SAKLIYORLAR”

Pek çok ülkenin İsrail’le normalleşmesi söz konusu oldu. Bu ülkeler biz bunu yaptıktan sonra Filistin’in hak ve menfaatleri daha çok korunacak dediler. Halbuki Netenyahu Batı Şeria’da yasa dışı yerleşime onay verdi. Bu süreçlerin tek yönlü çalışan süreç olduğu, iki devletli çözüm perspektifini zedeleyen bir sonuç ortaya koyduğu net görülmektedir. Peygamber efendimize yapılan saldırılar, sayın Cumhurbaşkanımıza yapılan saldırılar Avrupa demokrasisi üzerinde hassas olan herkesin titizlikle takip etmesi gereken kavramlar. Bu kavramların arkasında Avrupa’ya çok çektirmiş olan faşizmin yeni bir türünü saklıyorlar. Biz orada Fransa’daki öğretmenin öldürülmesinden büyük üzüntü duyduğumuzu, hunharca cinayeti kınadığımızı açık şekilde ifade ediyoruz. Ama Macron’un kamu binalarına o karikatürleri yansıtması kabul edilemez, fikir özgürlüğü ile ilgisi yoktur, milyonlarca Müslümanın hakaret kabul ettiği yaklaşım asla kabul edilemez. Bundan ancak birbirinin siyasi ikizi olan Avrupa’daki ikizi olan ırkçı ve DEAŞ memnun olur.”

SORULAR VE YANITLAR

“Görüşme mekanizması çok verimli işlemiyor. İstikşafi görüşmeler yıllar evvel Yunanistan’ın masadan çekilmesiyle sona ermişti. Türkiye bir müzakere devletidir. İstikşafi görüşmeler tek konunun ele alınması için kullanılmadı. Bütün konuları kapsayıcı bir şekilde olmalıdır. O müzakere çerçevesine bağlı kalacaksa Türkiye müzakereyi desteklemektedir. Navtex ilanları Yunanistan’ın bunları bir siyasi çatışma olarak ilan ettiğini görüyoruz. Biz milli günlerde herhangi bir tatbikat yapmıyoruz, o ülkelerin milli günlerine saygı çerçevesinde. Dolayısıyla bu centilmenliği onlardan da bekleriz. Onlar kaldırınca bizim de kaldırmamız gayet normaldir.

Hatay olayında güvenlik birimlerimizi kutluyorum. Bu eğitimin PKK içerisinde gerçekleşmesi mümkün değil. Bu cihazları onlara kim veriyor bu Türkiye’nin bilgisi dahilindedir. Özellikle PKK’nın Amanos’tan giriş yapmasıyla ilgili kuvvetli mücadele verildi. Amanoslar’ın tamamını yakını temizlenmiş durumda. Burada yapılan çalışmalar güvenlik güçlerimizin kararlı ve titiz çalışmasıyla gerçekleşti.

PKK burada yeni bir hat oluşturma imkanına kavuşamadı. Bu şekilde geliş biçimleri arkalarında bir destek olduğunu gösteriyor. Bu cihazların, paramotorların eğitiminin verildiği anlaşılıyor. Türkiye’deki güvenlik güçleri, Türkiye’nin güvenliğini koruyacak kararlılığa ve dikkate sahiptirler. Bundan sonrası da her türlü eylem biçimine karşı hazırlığını sürdürecektir. Diğer detaylar konusunda güvenlik güçlerimiz ulaştıkça sizlere açıklama yapılacak.

“Müzakereyi bir istismar aracı olarak kullanıp sahada fiili durum yaratma peşinde koşanlar varsa Türkiye’nin buradaki kararlılığı esastır.” Siyasetçinin muhatabı siyasetçidir. Söyleyeceği bir şey varsa söyler, biz cevabını veririz. Bunu şiddetle kınıyoruz. Sadece kadına dönük şiddetin fiziksel şiddetten ibaret olmadığını, sözel şiddetin bunun önemli bir parçası olduğunu ifade ediyoruz. Aile üzerinden siyaset yapma tavrı doğrudan şiddettir. Saygısızca bir yaklaşımdır ve kınanması gereken yaklaşımdır. Söyleyeceği bir söz varsa siyasi grameri, siyasi okur yazarlığı mı yetmiyor? Hanımefendiden bahsederek bir örnek ortaya koyması son derece yakışıksızdır. Allah’tan kimse bunu örnek almıyor. Tutup herkes siyasi mücadelesini eşler, hanımefendiler üzerinden yapmaya çalışsa ne kadar çirkin bir durum ortaya çıkar. Allah’tan kimse yapmıyor.

Yakışıksız bir durum olduğu gibi kullanılan üslup açısından utanılması gereken bir durum olduğunu ifade etmek istiyorum. Libya, Suriye ile ilgili politikamız konusunda sayın Kılıçdaroğlu’nun hükümetimize karşı kullandığı tezlerin bir kısmı Fransa’nın tezlerinin aynısıydı. Sayın Kılıçdaroğlu Fransız siyasetini kullanmaktan vazgeçerek katılması gerekir. İstanbul Valisi ile ilgili bir siyasetçinin dil haznesi, anlatma kabiliyeti bu kadar zayıf olabilir mi? Bir derdi varsa bunu son derece kişiselleştirmeyen, saygısızlık yapmayacak cümleler ortaya koyabilir. Tutuyor doğrudan hakaret ediyor. Sayın vali çok iyi bir kamu yöneticisidir. Sayın Kılıçdaroğlu eleştirmiyor doğrudan hakaret diline kaçıyor. Sayın Valimize karşı kullanılan üslup son derece yakışıksızdır, uygun olmamıştır. Çok teşekkür ediyorum. Aziz milletimize saygılarımızı arz ediyoruz. Özellikle Kovid meselesinde yükselişe bakarak lütfen maske, mesafe ve temizlik konusuna uyalım. Herkesin sağlığı hepimiz için kıymetli. Cenab-ı Allah hepimizin sağlığını muhafaza etsin diyorum.”

HABERİ PAYLAŞ
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X