Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nin geçtiğimiz hafta yapılan haziran ayı 1. oturumunda, TÜM BEL-SEN üyelerinin bayram ikramiyesi ve toplu sözleşme haklarına ilişkin söz almak istemesi üzerine yaşanan tartışmaların ardından, sendika üyeleri bugün gerçekleştirilen 2. oturum öncesinde meclis binası önünde bir basın açıklaması düzenledi.
Bursa Emek ve Demokrasi Güçleri adına açıklamayı TÜM BEL-SEN Bursa Şube Başkanı Pınar Koşal okudu.
”BİZE UYGULANAN ŞİDDET HALKIN SESİNİN SUSTURULMASIDIR”
TÜM BEL-SEN Bursa Şube Başkanı Pınar Koşal, ”Değerli kitle örgütleri, emek ve demokrasi mücadelesi yürüten onurlu insanlarGeçen hafta Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yaşadığımız müdahalenin ardından ayrıntıları sizlerle açıktan paylaşma gereği duyduk. Öncelikle Büyükşehir Belediye Meclisi’ne katılım sağlamak her vatandaşın olduğu gibi bizim de en doğal hakkımızdır. Yetkili sendika olarak daha önce hem yaptığımız basın açıklamasında hem de üst yönetim görüşmelerinde derdimizi anlattık ve mücadelemizden vazgeçmeyeceğimizi belirttik. Meclis öncesinde Özel Kalem Müdürlüğü’ne yazılı bilgilendirme yaparak konuyu mecliste dile getirmek istediğimizi ilettik. Meclisin başladığı saatten itibaren tüm gündem maddeleri bitip gündem dışı konular da tamamlanıncaya dek bekleyerek söz hakkı istedik. Bir saate yakın süre mecliste bulunduğumuz ve meclis gündemlerini takip ettiğimiz kamera görüntülerinde de mevcuttur. Biz ısrarla eylem için bulunmadığımızı, halkın meclisini bilgilendirmek için orada olduğumuzu söylememize rağmen bize uygulanan zorbalık kabul edilemez. Daha önce de gerek su faturaları gerekse özel halk otobüsçüleri gibi halkın sorun yaşayan kesimleri mecliste bulunmuştur ve bulunması da en doğal hakkıdır. Bizler de Büyükşehir Belediyesi emekçilerini temsilen 4 şube yöneticisi olarak oradaydık. Bize uygulanan şiddet aynı zamanda halkın sesinin susturulması demektir” dedi.
”TOPLU SÖZLEŞME ANAYASAL HAKKIMIZDIR”
Koşal, çalışanların haklarının korunması gerektiğinin altını çizerek, ”Bu ülkenin geleceğini, bir avuç azınlığı zengin etmek uğruna ülkenin tüm kaynaklarını yağma ve talan politikalarıyla tüketenler, geniş halk kesimlerini derin bir yoksulluğa mahkûm edenler değil; cesaretiyle haklarına sahip çıkan emekçiler belirleyecektir. Emekçilere dayatılan bu kaderi kabul etmiyoruz. Toplu sözleşme anayasal hakkımızdır. Bahanelere sığınarak yöneticilik yapılamaz, devletin kurumlarını çıkarlarınız uğruna yönlendirip kullanarak, talimatla yazılar yazdırıp tehdit ederek bizleri yıldıramazsınız. Biz bu oyunu biliyoruz ve emin olun ki bu oyunu bozacağız. Bizleri, masada kamu emekçilerini satan sarı sendikalar gibi satın alamazsınız. Geleceğimiz için direnmeye ve haklarımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz. Bizler kimsenin arka bahçesi değiliz. Makam ve mevki uğruna kamu emekçilerine sırtını dönenleri de iyi biliriz. Buradan soruyoruz göreve gelir gelmez ilk icraatınız Bursa Büyükşehir Belediyesi emekçilerinin kazanılmış hakları mı olmalıydı? Yasal olarak imzalanan, 2026 yılını kapsayan, sosyal ve mali haklardan oluşan bir sözleşmeyi hukuksuzca, tek taraflı ve dayanaksız ortadan kaldırmaktasınız. Toplu sözleşme yapma hakkı Bursa Büyükşehir Belediye Meclisince belediye başkanına verilmiş ve bu yetki ile toplu sözleşme imzalanmıştır. Bu hak bir kişinin inisiyatifi ile ortadan kaldırılamaz. Bir kez daha açıkça ilan ediyoruz; toplu sözleşmenin hukuksuz bir şekilde uygulanmaması kabul edilemez” ifadelerini kullandı.
”BU HUKUKSUZLUKTAN VAZGEÇİN”
Sendikanın mücadele geleneğine vurgu yapan Koşal, taleplerini şu sözlerle tamamladı:
”Sendikamız, kurulduğu günden itibaren ‘Hak verilmez, alınır; zafer sokakta kazanılır’ sloganını kendine şiar edinmiş ve bu mücadeleci duruşundan asla taviz vermemiştir. Bizler sendika yasası olmadan sendikalarımızı kurduk, sözleşmeler imzaladık ve meşruluğumuzdan aldığımız güçle mücadelemizi yürüttük, yürütmeye de devam edeceğiz. Buradan toplu sözleşme hakkımızı gasp edenlere sesleniyoruz: Bir an önce bu hukuksuzluktan vazgeçerek toplu sözleşme hakkımız olan tüm mali ve sosyal haklarımızı uygulayarak yaşanan kayıpları giderin. Toplu sözleşme hakkımızdan vazgeçmiyoruz. Yaşasın örgütlü mücadelemiz. Yaşasın grevli-toplu sözleşmeli sendikal hakkımız.”






