“Vicdanı olsaydı Esed’e heyet yollamazdı”

Genel Başkan ve Başbakan Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu eleştirerek, “Onda vicdan olsaydı zaten gidip Esed’e heyet yollamazdı” dedi.

“Vicdanı olsaydı Esed’e heyet yollamazdı”

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Sınırın öte yakasında o dağları bekleyin diye Bayır Bucak’ta bıraktığımız Türkmenler gelmiş. Kılıçdaroğlu şimdi bu mazlumlara, o zalimden kaçan yetimlere, kadınlara, dullara diyor ki ‘İktidara gelirsek sizi geri vereceğiz.’ Bizim milletimizi de onlara karşı tahrik etmeye kalkıyor, ırkçı bir tavırla, açık söylüyorum” dedi.

Davutoğlu, partisinin Bilecik Cumhuriyet Meydanı’ndaki mitingindeki konuşmasına, “bir tohumdan bir çınar yetiştiren topraklara, bir obadan bir beylik, bir beylikten bir devlet, bir devletten bir imparatorluk çıkaran insanlara” selam vererek ve Miraç Kandili’ni kutlayarak başladı.

“Azerbaycan’ı, Kırım’ı terk edebilir miyiz?”

Bilecik’in topraklarının çok verimli olduğunu, bir obadan yüce bir devletin çıktığını ifade eden Davutoğlu “Onun için ilk seçim kampanyamda mutlaka Bilecik’e gelmek istedim. Biliyorum ki Bilecik’te atılan bir tohum dünyayı aydınlatır, Osmanlı’nın çocukları dünyayı aydınlatır” ifadesini kullandı.

Alandakilere “dünyaya merhamet, şefkat, adalet tohumu atmaya var mıyız?” diye soran Başbakan Davutoğlu, “evet” karşılığını alması üzerine, “Emin olun, Şeyh Edebali yola çıkarken ne nasihat etmişse biz de AK Parti olarak 2001’de Afyon’da kurucu Genel Başkanımızın öncülüğünde yolumuza çıkarken aynı idealler içinde çıktık. ‘Muhabbet, aşk, sevda, adalet, merhamet’ dedik, ‘zalimlere karşı dimdik durmak’ dedik” ifadelerini kullandı. 

“Bir zalimden kaçıp gelmişler”

Davutoğlu, geçmişte Kafkaslar’dan, Balkanlar’dan, Bulgaristan’dan gelenlere kapıların açıldığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

“Suriye’den kardeşlerimiz geldi, sormadık ‘Türkmen misin, Arap mısın, Kürt müsün, Müslüman mısın, Hristiyan mısın?’ Çünkü biz Şeyh Edebali’den ders almışız, bizim için insan önemli. Bir zalimden kaçıp gelmişler. Türkmen boyları, sınırın öte yakasında o dağları bekleyin diye Bayır Bucak’ta bıraktığımız Türkmenler gelmiş. Kılıçdaroğlu şimdi bu mazlumlara, o zalimden kaçan yetimlere, kadınlara, dullara, onlara diyor ki ‘İktidara gelirsek sizi geri vereceğiz’. Bizim milletimizi de onlara karşı tahrik etmeye kalkıyor, ırkçı bir tavırla, açık söylüyorum. Şeyh Edebali’nin torunları, biz mazlumu zalime verir miyiz? Mazlumu terk eder miyiz? Süleyman Şah’ın torunlarını, Bayır Bucak Türkmenlerini, Halep Türkmenlerini zalim Esed’e geri verir miyiz? İşte bu topraklardan ders alanlar aşını, kapısını, acısını paylaşır ama evine gelen Tanrı misafirini kapı önüne koymaz. Hadi onu anladık, onda vicdan olsaydı zaten gidip Esed’e heyet yollamazdı ama o bunları söylerken şu ana kadar Sayın Bahçeli’den de bir ses duydunuz mu? ‘Ben Türkmenleri, Süleyman Şah’ın torunlarını kimseye vermem’ dedi mi? İşte aramızdaki fark bu. Allah şahit, Süleyman Şah’ın torunları, Kayı boyunun çocukları nerede olurlarsa olsunlar Türkiye Cumhuriyeti devletinin, al bayrağının himayesi altındadırlar.”

“81 vilayete de gideceğim”

Davutoğlu, bugün bir karar aldığını belirterek, “İnşallah Allah güç verirse 72-73 vilayet diyordum ama 81 vilayete de gideceğim; küçük büyük demeden. Şunu göstermek için…. Bunların bir kısmı doğuda, 6-7 Ekim terörünü yapan, bu şiddet yanlılarını teslim eden parti, Türkiye’nin doğusunda ve güneydoğusunda konuşur.  ‘Kudüs, Yahudilerin kutsal mekanıdır’ der. Kürtlere de Türklere de Selahaddin Eyyubi’ye ihanet edercesine. Bir başkası İç Anadolu’da dolaşır;  MHP burada milliyetçilik dersi vermeye kalkar. Bir diğeri de sahillerde dolaşır, İç Anadolu’ya geldiğinde muhatap bulacak kimseyi ortada göremez. MHP’nin, CHP’nin doğuda, güneydoğudaki oy oranları yüzde 2’dir, 3’tür. Biz niye 81 vilayete gidiyoruz? Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Osmanlı’danTürkiye Cumhuriyeti’ne devreden  bütün vatandaşlarımızın bu aziz vatanın parçası olduğunu göstermek için. Biz her yerde varız, her yerde konuşuruz” dedi. 

“Bizi namerde muhtaç etmişti bunlar”

Davutoğlu, 2002 yılında esnafların yazar kasa kırdığını, çiftçilerin kan ağladığını, Türk lirasının her gün değer kaybetmesi nedeniyle maaşını alan devlet memurunun aynı gün dolara çevirdiğini belirterek, bir devlet ve milletin onurunun parasının değeriyle olduğunu söyledi. “Liraya da bayrağa da onuru kim kazandırdı?” diye soran Davutoğlu, alandan “AK Parti” yanıtını aldı. 

Dünün tarihi bir gün olduğunu ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Adnan Menderes’in 1950’de millet tarafından seçildiği gün. 2013’te 14 Mayıs’ta IMF’e son borcumuzu ödedik. Horasan’dan beri gelen, Dede Korkut’un destanlarında geçen bir söz var ‘Rab’bim sana öyle bir güç versin ki değil namerde, merde dahi muhtaç olmayasın.’ Bizi namerde muhtaç etmişti bunlar. Şimdi muhtaç mıyız? Kimseden yardım istiyor muyuz? Tam aksine bütün mazlumlara yardım edebilecek güce sahip miyiz? İşte bizim büyük destanımız bu. Bu destanı biz yazdık. Bir tohum attık 2002’de, aynen bu topraklara, Söğüt’e atılan tohum gibi. O günden bugüne bu tohum büyüyor. Aynen Osmanlı Devleti’nin cihan devleti olması gibi büyüyor ve etrafa kol kanat geriyor. Bu topraklardan ilham aldık biz ve bu topraklara selam vermeden bu diyardan hiç gitmedik. Çocukluğumun en güzel hatıraları, İstanbul’dan Konya’ya, daha sonra da Sare Hanım’a talip olduktan sonra Eskişehir’e giderken hep Bilecik’te dururduk. Rahmetli babamla Şeyh Edebali hazretlerine dua eder, Bozüyük’te de köftemizi yer, öyle devam ederdik. Şimdi Bilecik’in huzuruna yine geliyoruz. Hem sizlerle kurmakta olduğumuz bu cihan devletinin geleceğini konuşmaya hem de Bilecik’in her bir köşesine selam etmeye…” 

“Bizim fidanımızın tohumunu Şeyh Edebali attı, Şeyh Edebali”

Kim ne tuzak kurarsa kursun karşısında dimdik AK Parti’yi bulacağını dile getiren Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Tohumu attık, tohum büyümeye başladı 2002’de aynen Osmanlı Beyliğinin büyümesi gibi. Dışarıdakiler gördüler, Türkiye’nin bir çınar haline dönüşmesini engellemek isteyenler gördüler. 2002’de bizim için ‘hasta adam’ diye yazılar yazan dışarıdaki işbirlikçiler gördü. Şöyle dediler, ‘bunların yolunu bir keselim.’ Kesmeye çalıştılar. Daha seçime girmeden Genel Başkanımızı 2002’de seçimden men ettiler. Engelleyebildiler mi? 2004’te ‘genç subaylar rahatsız’ diye birtakım haberlerle darbe teşvikçiliği yaptılar. Durdurabildiler mi? 2006’da Cumhuriyet mitingleri adı altında Cumhuriyet ile hiç bağı olmayanlar yola çıktılar. Durdurabildiler mi? 2007’de, 27 Nisan’da ‘bu partiden Cumhurbaşkanı seçilemez’ diye e-muhtıra verdiler. Biz AK Parti içinden Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı seçtik mi? Durdurabildiler mi? 2008’de partimizi kapatmaya kalktılar, o fidanı budamak için. Kapatabildiler mi? Daha sonra 2010’da referandum yaptık, hemen arkasından Türkiye yükselirken Gezi provokasyonları yaptılar. Gezi provokasyonlarıyla Türkiye’yi talan etmek, Türkiye’de şiddet çıkarmak, kaos çıkarmak isteyenlere karşı dimdik durduk. Sonra 17, 25 Aralık. Yine fidanı budamak istediler. Ama bilmedikleri şu, bizim fidanımızın tohumunu Şeyh Edebali attı, Şeyh Edebali.”

“Şeyh Edebali’den ilham alan Adnan Menderes gibi şehit olmaktan korkar mı?”

Davutoğlu, Bileciklilerin 30 Mart seçimlerinde de cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de büyük destek verdiğini ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Allah sizden razı olsun. Ama şimdi takip ediyorsunuz bakın CHP ile HDP işbirliği yapıyor. Onun için onlara ‘CHDP’ diyoruz. İlginç bir şekilde 6, 7 Ekim olaylarından sonra bu tür olaylar olmasın diye İç Güvenlik Yasası’nı çıkarmak istediğimiz zaman MHP, HDP, CHP hep iş birliği yaptılar Meclis’te. Bu iş birliklerin arkasında da paralel çete vardı. Şimdi o paralel çetenin bir savcısı diyor ki, bizi tehdit ederek, bize dönerek diyor ki ‘onların akıbeti de Adnan Menderes gibi olacak. Şimdi Bilecikliler Allah aşkına söyleyin Şeyh Edebali’den ilham alan Adnan Menderes gibi şehit olmaktan korkar mı? Hazreti Mevlana’nın önünde manen yetişmiş olan Konyalı bir kardeşiniz şehadeti Şebiarus olarak görür mü? Şebiarus, düğün günü görürüz biz şehadeti, düğün günü gibi. Miraç Kandili’nde buradan bir kez daha sesleniyorum bizi tehdit edenlere, bizim yolumuzdan geri döneceğimizi sananlara, artık bu tohum bu toprağa ekilmiştir, Allah’ın izniyle, milletin yardımıyla ve Şeyh Edebali’nin ilhamıyla bu tohum fidan olacaktır, fidan çınar olacaktır çınar. Osmanlı çınarı olacak.

HABERİ PAYLAŞ
ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X