Altan Kutucu
Altan Kutucu

NBA eskisi kadar keyif veriyor mu?

Köşe Yazısını Dinle

NBA da bu sezon ilk kez uygulanan Play-in maçları sonrasında play-off’lar başladı. Artık mükemmelleşen taktikler, defosu olmayan starlar, boyalı alan mücadelesinin azalması ve hızlı oyun gibi sebeplerle eski tadı alamadığını söyleyenlerin sayısı bir hayli fazla.

Oyun bu kadar tempo kazanmadan evvel, savunma kurguları, ağır fiziksel temasa müsamaha gösterilmesi sayesinde yıldırıp yıpratabilmenize elverişliydi. Şimdi, bırakın süzmeyi sezmeniz için bile vakit yok, akrobatik hareketlerin yanında temastan kaçmaya çalışarak uzun menzilli silahlarını konuşturan atıcılar artık takımların temel hücum gücü oldular. Şimdilerde oynanan basketbolda Harlem Globetrotters gösteri takımını seyreder gibiyiz. 60’lardan 90’lara kadar bu sistemi oynayan takımlar vardı fakat birtakım kurallar sebebiyle başarılı olamıyorlardı.Yeni kuralların her birinin gelişi birer dönüm noktası idi. 1980’de Handcheck geldi (ancak sadece elle yapılan müdahaleleri kapsadı zira rap kültürünün gelişi ve iki ligin birleşimi ile fiziksel temaslar çok kaotikti). 1983 yılında alan savunması çeşitlerine bazı hallerde müsaade edilmeye başlandı. 1990’larda sırtı potaya dönük 5 saniye kuralı (Barkley ve Dantley gibi İsolation canavarı skorerler sebebiyle getirilen kural) sayesinde tempo ve seyir zevki artmaya başladı. 1999 da İllegal defans kuralının kalkması ile alan paylaşımı ve alan savunması mümkün oldu. Zayıf taraftan rakibe ikili sıkıştırmaya gidilmesini veya savunulan rakip oyuncudan belli bir mesafeden fazla uzaklaşmayı engelleyen kural kafa karıştırıcı idi. 2000 de ise: Defansif üç saniye kuralı gelişiyle birlikte merkezde bir sabit savunmacı bırakmak mümkün olmadı ve Shaq gibi uzunların boyalı alanda yarattıkları haksız rekabet dengelendi. Yarı sahayı geçme süresi 10 saniyeden 8’e indirildi. Her türlü alan savunmasının serbest bırakılması ile tempo uzunlar için daha da önem kazandı. Ayrıca bu kural sayesinde görece daha az sert, az delici ve zayıf guardlar da çok daha kolay sayı ve asist imkânına kavuştu.

2004’de meşhur Detroit-Indiana kavgası sonrasında bazı durumlara sıfır tolerans politikası uygulanmaya başlandı. Denver-New York arasındaki sokak çetesi kavgasından sonrada oyunculardan ya da teknik ekiplerden hakemlere gelecek en ufak bir itiraz doğrudan teknik faul ile cezalandırılmaya başlandı, her türden fiziksel temasa göz yumma ortadan kalktı. Oyuncular mekanikleşti, ruhları profesyonellik uğruna köreltildi. Sokaktan gelerek kendini sahada ifade eden yıldızlar, yerlerini şov ve eğlence adına her türlü eylemi yapabilecek basketbolculara bıraktılar. Mücadeleci ruhun yerini en büyük Franchise oyuncularının bile meta gibi görüldüğü bir düzen aldı. Bu tempo pek çok takım tarafından bir temel koşul olarak öngörülse de 1981’de üçlük çizgisinin gelişi sonrasında yavaş yavaş menzil dışarıya kaydığı için oyunda alan boşlukları doğurdu, ardından ille iki sayılık şut atılacaksa en garantili yol, yani pota dibinden atışlar tercih edilsin, aksi halde maksimum risk ve fayda kokan üçlük atışlar temel hücum arayışımız olsun dendi.

Seyir zevkine balta vuran, oyunculardan sonra oyunu da ruhsuz ve mekanik bir hale sokan bu düzen sonrası normal sezon veya play-off fark etmeksizin kaliteli takımların kozlarını paylaştığı maçları dönüp tekrar izlerseniz bazı maçlar hariç bizlere tadı damağımızda kalan bir seyir zevki sunamıyor ve bu maçlarının ilk üççeyreğini izlemeye tahammül bile edemiyorsak ortada bir sorun var demektir. ABL ve ABA, NBA’ye eğlence, tempo ve şov getirmişti, Avrupa kültürü nitelikli hücum ve en az malzemeden yapılabilecek kurnaz savunma sistemlerini aşıladı ama bugün gelinen noktada kural değişikliklerinde mücadelenin, rekabetin ve insan olmanın en kritik unsurlarını devre dışı bırakacak denli katı davranarak hata yapıldı. Naklen yayın ücretleri dışında NBA takımlarının yarısından fazlası zarar ettiği bir yapıda, NBA kaybettiği rekabeti yeniden toplamak uğruna çalışmaya başlayıp nerede aşırıya kaçtığını ve hata yaptığını muhakkak sorgulayacaktır. Sonuç olarak gelinen bu noktada; daha hızlı, daha güçlü ve daha yükseğe prensipleri, her zaman başarıyı ve doğruyu getirir mi? Sorusu sıklıkla sorulmaya başlandı, devamını bekleyip görelim.
Tekrar görüşmek üzere…

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DİĞER YAZARLAR

TÜMÜ

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X