Altan Kutucu
Altan Kutucu

Yugoslav ekolü…

Yugoslavya, Dünya basketboluna yön veren birkaç ülkeden biridir. Bölge halkının genetik olarak uzun boylu olması, disiplinleri ve spora yapılan üst düzey yatırımlar ülkeyi başarılı bir spor ekolü haline getirmiştir. Özellikle 70’lerden itibaren çok yetenekli oyuncuların yetişmesinin yanı sıra üst düzey antrenörlerin de ortaya çıkışı Yugoslavların Avrupa’da önemli bir yer almasını sağlamıştır. Oynadıkları basketbol biçimi tüm dünyada etkili olan Amerikan basketbol ekolünden farklı ve basketbola farklı bir bakış açısı katmış bir tarzdır. Yıllar geçtikçe basketbol kendini yenilemekte ve yeni oyun anlayışlarını sistemin içine dahil olmakta. Buna en güzel örnek olarak Balkanlar’dan doğan Yugoslav basketbol ekolünü vermek doğru bir tespit olur.

Yugoslav basketbol ekolü, Amerikan basketbol ekolünden farklı olarak oyun kurucudan pota altı oyuncusuna kadar hepsinin topu getirebileceği, uzun ve orta mesafe şut atabileceği, basketbolun temel işlevlerinin tamamının yerine getirebileceği oyun anlayışı üzerine kuruludur. NBA’den alışık olduğumuz 10-15 saniyede yapılan hücumlar, Yugoslav basketbol ekolünde set hücumları ve hücum süresinin tamamının etkili bir biçimde kullanılmasına dayanıyordu. Hızlı hücum eden takımları durdurmak adına yapılan tatlı-sert faullere zamanında “Yugoslav faulü” denmiştir. Günümüzde bu fauller teknik faul olarak değerlendirilmektedir, ancak o yıllarda taktiksel olarak epey iş görmüştür. Yugoslavlar da basketbol sahanın her alanında var olan, top alan ve top getiren oyunculardan kurulu takımlar ve bu oyuna göre yetiştirilen oyuncular tüm dünyada ses getirdiler. Bu arada boy uzunluğu bu ekolde önemli bir nokta olup, sistemin ana parçaları top sürebilen ve şut atabilen uzunlardır. Savunma arkasına yapılan koşular ve hızlı pas trafiği de önemli ayrıntılardandır.

Yugoslavya bu anlayışla çok başarılı bir şekilde Arjantin’de yapılan 1990 Dünya Kupası’nda Dusan İvkovic yönetiminde finalde Sovyetler Birliği’ni 92-75 yenip şampiyonluğa ulaşarak zirve yapmıştır. O şampiyonaya Drazen Petrovic, Vlade Divac ve Turnuvanın MVP’si seçilen Toni Kukoc gibi yıldızlarıyla giden (oyuncu kadrosunda günümüzün ünlü koçu Zeljko Obradoviç de yer almıştı) Yugoslavya daha sonra ayrılma sürecinin acısını ağır şekilde yaşamış ve tarihin sayfalarında yerini almıştır. O turnuvada çıkan bayrak krizi sonrası birbirine sırt çeviren iki yıldız Divac ve Petrovic barışmamış ve Petrovic’in hayatını kaybettiği trafik kazası sonrası geride pişman olan bir Divac bırakmıştır.

Oyuncu olarak 2000’li yıllarda NBA ve Euroleague’de önemli dakikalar alan Bodiroga, Djordevic, Stajakovic, Drobnjak, Nesterovic, Tabak, Tomasevic, son yıllarda Dragic, Bogdanoviç, Luka Doncic gibi yıldızlar, İvkovic, Obradovic, İvanovic, Novasel, Pesiç, Maljkovic, Tanjevic gibi basketbola damga vurmuş koçlar yetiştirmişlerdir.

Yugoslav ekolü’nü özetlemek gerekirse hız, yetenek, güç, fizik ve fundamental tek başına Yugoslavlar için çok önemli ama hepsi bir arada olduğunda işte buna Yugoslav basketbolu diyebiliriz. Günümüzde de bu ekolün etkileri halâ sürmektedir. Bu ekol Yugoslavya dağılsa da oluşan 7 ülke; Sırbistan, Hırvatistan, Bosna Hersek, Kosova, Slovenya, Karadağ, Makedonya’nın katkılarıyla sürekli zirveye oynayan takımlar yaratmıştır.

Fakat unutulmamalıdır ki bir ekol olmak için öncelikle altyapının belli bir düzene oturtulması, diğer bir taraftan da nitelikli koçların olması ve en değerli kaynak olan genç nüfusun doğru yönetilmesi ve yönlendirilmesi gerektirmektedir. Bu ekol: Eski Yugoslavya’nın devamı olarak dünya basketboluna katkı ve yön vermeye halen devam etmektedir.

Tekrar görüşmek üzere…

 

 

 

 

 

 

 

 

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DİĞER YAZARLAR

TÜMÜ

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X