Dr. Gökhan UZEL
Dr. Gökhan UZEL
E-Posta: [email protected] YAZARIN TÜM YAZILARI

KUTADGU BİLİG: Türk Ahlâk ve Yönetim biliminin yörüngesi

Köşe Yazısını Dinle

Ey Türk; Üstte Mavi Gök Çökmedikçe, Altta Yağız Yer Delinmedikçe Senin İlini ve Töreni Kim Bozabilir?

Orhun Yazıtları

Kutadgu Bilig,…” “Yusuf Has Hacip”in 11. Yüzyılda kaleme aldığı bu eser, yalnızca bir edebiyat metni değil; bir devlet aklı, bir yönetim felsefesi ve aynı zamanda bir insan terbiyesi kitabıdır. Bize bugün de ulaşmak istediğimiz ideal Türk Yurttaşı’nı verir !… Kutadgu Bilig; “Göktürk Kitabeleri” ve “Divanı Lügatit Türk” ile üç büyük temel Türk metninden biri olmakla birlikte; Türk tarihinde, ilk siyasetname, ilk mesnevi, ilk divan şiiri geleneği ve hatta büyük bir Türk Anayasası’dır !…

İşte bu büyük eserin kaleme alındığı 1070 yılında, Orta Asya’nın uçsuz bucaksız bozkırlarında, “Karahanlı Devleti” topraklarında “Balasagun” adında bir şehir vardı. Bu şehirde bilgeliği ve erdemiyle tanınan bir adam yaşardı. “Yusuf Has Hacip !!!” Yalnızca yaşadığı devri değil gelecek nesilleri de aydınlatacak bir eser yazmaya karar verdi. Kalemine sarıldı. Gönlündeki hakikati mısralara döktü. Eserine “Kutadgu Bilig” adını verdi. Yani “mutluluk veren bilgi” , “kut veren bilgi…”

Ancak burada sözü edilen mutluluk basit bir sevinç değildir. Bu, adaletle yönetilen bir devletin, bilgece yaşanan bir hayatın, ahlakla örülü bir toplumun mutluluğudur… Ve Yusuf Has Hacip bu kitabı yalnızca bir hükümdara değil, bütün dünyaya, tüm insanlığa yazmıştır…

Kutadgu Bilig bir masal gibi başlar. Ama aslında hayatın ta kendisidir. Dört bilge kişi bize yaşamın dört temel değerini öğretir. İlki “Kün-Toğdı/Gündoğdu” adaletin ta kendisidir. Bir hükümdardır ve bilir ki adalet devletin temeli, halkın huzurudur. Adalet olmadan hiçbir güç uzun süre ayakta kalamaz. İkincisi, “Ay-Toldı/Aydoğdu”, mutluluğu ve devletin talihini simgeler. O bir vezirdir. Der ki; “Refah ve huzur ancak adaletin gölgesinde büyür.” Üçüncüsü, “Ögdülmiş/Övülmüş” O akıldır, vezirin oğludur. Akıl en fırtınalı zamanlarda bile gemiyi doğru limana götüren pusuladır. Sonuncusu ise “Odgurmış/Uyanmış” O da kanaati, ölçülülüğü temsil eder. Dünya malına aldanmayan, gönlü zengin bir zahittir. Bize hırsın nasıl insanı yıprattığını, kanaatin ise huzur getirdiğini hatırlatır. Bu dört bilge eserde birbirleriyle konuşur, tartışır. Her sözlerinde hem bireyin hem de toplumun yolunu aydınlatacak büyük dersler vardır…

Bilgi karanlıkta yolunu buldurur. Adalet zulmü susturur. Akıl yanlış adımları engeller. Kanaat ruhu huzura kavuşturur. “

Yusuf Has Hacip, 18 ayda tamamladığı bu eserini 1070 yılında Karahanlı hükümdarı “Tabgaç Ulu Buğra Han”a sundu. Hükümdar eseri beğendi ve Yusuf’a “Has Hacip” unvanını verdi. Bu sarayın en bilge danışmanı demekti ve böylece Yusuf yalnızca bir yazar değil, devletin akıl hocası oldu. Aradan yüzyıllar geçti. Devletler yıkıldı, yenileri kuruldu. Hükümdarlar değişti, tahtlar el değiştirdi. Ama Kutadgu Bilig’in öğütleri hala yaşıyor !!.. Çünkü adalet, akıl, kanaat ve mutluluk her çağın, her insanın ihtiyaç duyduğu değerler…

Kitabın sayfalarını çevirdikçe bu büyük manifestonun yalnızca saray duvarları arasında okunmak için yazılmadığını görürüz. Köy meydanında, çoban ateşinin başında, şehirde, kalabalık çarşıların gürültüsü içinde, her yerde herkese seslenmesi için yazılmıştır !!…

Yusuf Has Hacip satırlarında bize şunu hatırlatır; “bir hükümdar halkına adaletle yaklaşırsa, bir tüccar, işini dürüstçe yaparsa, bir anne evladını sevgiyle yetiştirirse ve bir insan komşusuna hakkıyla davranırsa işte gerçek huzur o zaman doğar…”

Adalet bir çınar gibidir. Kökleri halkın güveninde, gövdesi, devletin gücünde, dalları, milletin birliğinde saklıdır.”

Akıl en karanlık gecede yol gösteren yıldızdır. Onu izleyen asla yolunu kaybetmez.”

Kanaat insanın kalbine huzur verir. Çünkü doyumsuzluk insanı hem yorar hem de hapseder. Kanaatkâr olan ise dünyaya hükmedermiş gibi huzurlu yaşar.“

Ve mutluluk sandığımız gibi uzak bir yerde değil doğru yaşadığımız her günün içinde küçük anlarda saklıdır. “

Devlet, adalet ve töre ile ayakta durur. Ancak töre ile muteberdir… Güç ve zor ile değil adalet ile yönetilmelidir. Halka korku değil güven verilmelidir… Yönetimde, korku ve caydırıcılık değil; akıl, istişare, liyakat, ölçülülük, adalet ve töre hakim olmalıdır… Bugünkü batı topluluklarında olduğu şekliyle, zafere giden her yol mübah değil, ahlaklı olan yol mübah olanıdır…

Kutadgu Bilig, “gerçekçi, seküler , doğayla ve zamanla uyumlu pratik akıl anlayışı”nı sunmasından da hareketle 1000 yıl boyunca Türk devletlerine yol gösteren ve ayakta tutan bir rehber olmuştur !!…

İşte dostlar; bir ahlâk inşa etmeden bir siyasi dava da inşa edemezsiniz !…“ Bir siyasi dava ise en başta ahlaki ilkelerde kaynağını bulur. Bu ahlaki ilkeler, en eski Türk anayasası olan Orhun Kitabeleri’nde büyük Türk Hakan’ı Bilge Kağan’ın ifadesiyle: “Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir ? “Titre ve Kendine Dön !…” dizeleri ile ortaya konur. Bu ahlaki ilkelerin bütünü, Batı toplumlarında “kanon” yani kanun, biz Türklerde ise kanonun karşılığı “Töre” olarak ifade edilir. Kanon’un merkezinde büyük alimler, ahlakçılar vardır. Yunanda Homeros, İngilizde Şekspir, Almanda Kant, bu ulusların ahlaki kanonunu, yani o milletlerin ruhunu ve varoluş nedenini oluşturmuş, ortaya koymuşlardır. Bu açıdan bu isimler kendi milletlerinin güneşi gibidirler….

Diğer yandan da güneşin etrafından dönen bir yol, bir yörünge vardır. İşte milletlerin kültürel hayatı, kanonu, töresi, ahlaki ilkeleri bu yörüngede ilerler. Kendi ahlaki ilkelerini bu güneşin etrafında, bu yörüngede arar. “İşte bu noktada Türk kültür ve ahlak yörüngesinin güneşi ise Kutadgu Bilig’dir !…” ”Sadece bir ahlak kitabı, bir siyasetname değil, Kut’luluk veren bilgidir.” Hakikatin bilgisidir…

Kutadgu Bilig, Türk ahlaki ilkelerinin, töresinin, kanonunun neler olduğunu, kökenini, yolunu ve yörüngesini verir. Bunu yaparken Türk milli ahlakı ve evrensel değerlerini bu yörüngede bir araya getirir. Kutadgu Bilig bu iki ahlakı birleştiren bir manifestodur !!! Geçmişimizi gösterir, geleceğimize ışık tutar. Türk Ulus’unu tarih boyunca yaşatmıştır. Dikkatle özümsendikçe de yaşatmaya devam edecektir.

Alman için Kant, İtalyan için Makyavel ne ise bizim için Yusuf Has Hacip de odur !!!…

Onun da ötesinde Yusuf Has Hacip, modern Avrupa’yı kuran düşünürler Roussea, Hobbes, Makyavel’den öncedir… Adalet, çoğulculuk, sekülerizm, sosyal devlet, liyakat, meşveret ve yönetimde yetki paylaşımı ve de Rousseau’nun temellendirdiği ifade edilen “sosyal kontrakt”ı ondan tam 600 yıl önce temellendirmiş, ortaya koymuştur.

Zira demiştir ki; “kullar üzerinde beyin hakkı var da, beyler üzerinde kulun hakkı yok mu?” Yöneten/Yönetilen dengesi temellendirilmiştir.

Bugün bile gerçekleştiremediğimiz bir devlet sistemini tam 1000 yıl öncesinden bize öncelemiştir. Bize Türk yönetim ilkelerini vermiştir. Zira Büyük Selçuklu İmparatorluğu döneminde de bu süreci büyük bir netlikle takip edebiliriz…

Yani dostlar, sözün özü, Batıda Kutadgu Bilig gibi bir yapıt olsaydı, yerkürenin, gök kubbenin her yerine heykelleri dikilir, ismi dağa, taşa, yere, göğe kazınırdı…

Ve; dünyanın “medeni?” batı ülkeleri tarafından sömürüldüğü ve zulme gark edildiği bu yüzyılda;

İNANIN;

Yusuf Has Hacip’in çocukları Makyavel’in çocuklarını yenecektir !…”

Bir Kez Daha !…”

Acem, İngiliz, Fransız başka bir yörünge, bir güneş aramaktansa kendi kaynağından, Türk töresinin güneşinden yol çizdiğimiz bir yıl temennisiyle yeni yılınızı kutluyorum dostlar…

Yusuf Has Hacip Heykeli/Kırgız Ulusal Filarmoni Binası/Kırgızistan-Bişkek

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X