Dr. Gökhan UZEL
Dr. Gökhan UZEL
E-Posta: [email protected] YAZARIN TÜM YAZILARI

Modern yurttaşlığın hikâyesi – Bülbülü Öldürmek…

Köşe Yazısını Dinle

Çoğunluğa bağlı olmayan tek şey insanın vicdanıdır…

Kıymetli dostlar, bugün sizlere “Pulitzer Ödüllü” bir klasikten, “Bülbülü Öldürmek”ten bahsedeceğim. 1960 yılında yayınlanan ve o zamandan günümüze büyük etkileri olan bu hikâye ABD’nin güneyindeki ırkçılığı ve eşitsizliği bir çocuğun, “Scout Finch”in gözünden bizlere gösteriyor. Amerikan edebiyatının en etkili isimlerinden birisi olan “Harper Lee”,  özellikle “ırkçılık, adalet, insan doğası, vicdan ve yurttaşlık temalarını eserlerinde sıkça işlemektedir. Bülbülü Öldürmek, bu konularda Lee’nin derin gözlemlerini, güçlü karakterleri ve kasvetli kasaba atmosferini harmanlayarak bizlere anlatır. Bülbülü Öldürmek, adaletin kırılganlığını, toplumsal önyargıları ve insan vicdanının çatışmasını çarpıcı bir şekilde işler. 

Hikâye, Alabama’nın küçük bir kasabasındaki avukat “Atticus Finch”in, Afro Amerikalı bir siyahiyi savunmak zorunda kaldığı dönemde, Scout ve Jem’in çocukluklarını ve kasaba halkının tepkilerini detaylandırır. Lee, sadece bir davayı veya bir aileyi anlatmakla kalmaz, olayların neden ve nasıl geliştiğini, toplumun suskunluğunun ve önyargılarının sonuçlarını derinlemesine sorgular. Böylece toplumsal adaletsizliği de gözler önüne serer.

Alabama’nın küçük ve durağan kasabası “Maycomb”ta henüz 6 yaşındaki meraklı, açık sözlü “Scott Finch, abisi Jem” ve adalet kavramını yaşam biçimi haline getirmiş babası “Atticus” ile birlikte büyümektedir. Annesini çok küçük yaşta kaybeden Scout’un dünyasında rehberlik edenler hem ev işlerini hem çocukların düzenini sağlıklı şekilde yürüten “Calpurnia” ile yazları kasabaya gelen hayal gücü geniş arkadaşları değildir. Çocuklar günlerini mahallede koşturup oyunlar kurarak geçirirken en büyük maceraları “Gizemli Radley Evi” ve içeride yaşamayı tercih eden kimsenin yüzünü dahi görmediği “Arthur Boo Radley” olur. Scout çoğu kişinin ondan beklediği gibi kız çocuğu gibi davranmayı reddeder. Elbise giymek, zerafet öğrenmek yerine Jem ve Dill ile sokaklarda dolaşıp küçük çaplı maceralara atılmayı seçer. Atticus ise, onlara sürekli düşünmeyi, anlamayı ve başkalarının yerine kendilerini koymayı öğretir. Scout okumaya küçük yaşta başlamıştır. Atticus’un okuma alışkanlığı ona ilham verir. Fakat okuldaki öğretmeni Scout’un bu ileriliğini hoş karşılamaz. Onu geri çekmeye ve kurallara uymaya zorlar. Scout okulu bu yüzden sevemez. Çünkü dürüstlüğü, açık sözlülüğü ve bağımsız ruhu sürekli sorun çıkarır. 

Kış geldiğinde kasabada hem hava hem de insanların arasında gerilim artar. “Bayan Maudie”nin evi çıkan büyük bir yangında kül olur. “Bayan Radley” vefat eder. 

Bu sırada Atticus’un üstlendiği yeni dava tüm kasabayı ayağa kaldırır. Atticus, Mycomp’ta pek çok kişinin sırf ten rengi yüzünden mahkum edilmesini doğal karşıladığı bir dönemde siyahi bir adam olan “Tom Robinson”u savunmakla görevlendirilmiştir. Tom, “Bay Ewell”ın kızı “Mayella”yı tecavüzle suçlanmaktadır. Fakat Atticus delillerin ve ifadelerinin tutarsızlığının Tom’un masumiyetine işaret ettiğini çok geçmeden fark eder. Bütün bu süreçte çocukların akranlarının, akrabalarının ve mahallenin ön yargılarının hedefi olur. Onlara göre Atticus’un yaptığı şey yanlıştır. Çünkü bir siyahiyi savunmak toplumun köklü ayrımcılığına meydan okumaktır. Atticus ise tüm baskıya rağmen doğrudan vazgeçmez. Mahkeme günü geldiğinde Atticus jüriye gerekçeleri titizlikle sunar. Ancak Maycomb’un adaleti gerçeğe değil, alıştığı ön yargılara bağlıdır. Jürinin kararı yine de suçlu olur. Tom Robinson idama mahkum edilir. Ve temyiz sürecinde umut varken; ancak Tom umutsuzluk içinde cezaevinden kaçmaya çalışırken vurularak öldürülür.

“Atticus Finch ve Tom Robinson”

Scout aynı dönemde dünyanın Hitleri kınarken kendi ülkesindeki ırkçılığı görmezden gelmesine şaşırır. Yetişkinlerin çelişkilerini ilk kez bu kadar derinden fark eder…

Aylar sonra gerginlik kasabadan yavaş yavaş çekilirken “Bay Ewell” mahkemede itibarı zedelendiği için Atticus’tan intikam alma peşine düşer. Bir akşam Jem ve Scout okul etkinliğinden dönerken karanlık sokakta saldırıya uğrarlar. Jem’in kolu kırılır. Scout kostüm sayesinde yara almaktan kurtulur. Son anda karanlıktan çıkan yabancı biri çocukları kanlı bir sondan çeker alır. Evlerine vardıklarında bu kişinin yıllardır herkesin “Öcü Radley” diye korktuğu, aslında sessiz ve iyi kalpli bir insan olan “Arthur Radley” olduğu anlaşılır. Bay Ewell ise boğuşma sırasında kendi bıçağının üzerine düşerek can vermiştir. Scout bu gece ilk kez Bay Radley’yi gerçek haliyle görür. Yıllarca korktuğu bir adamın aslında onları uzaktan seven, iyilik dolu, kırılgan bir insan olduğunu fark eder. Atticus’un ona yıllardır öğretmeye çalıştığı şey tam da budur !!!

Bir insanı anlamanın tek yolu olaylara onun penceresinden bakmaktır…

“1962’de sinemaya uyarlanan filmden bir kesit”

İşte dostlar, Bülbülü Öldürmek, ABD’de siyahi(Afro Amerikalı) hakları ve ırkçılık konusundaki farkındalığı etkilemiş ve Amerikan toplumunda yurttaşlık haklarının gelişiminde önemli bir kültürel rol oynamıştır. Ancak bu etki, doğrudan politik bir eylem çağrısı gibi değil, toplumsal bilinç ve empati geliştirmeye yönelik bir edebi güç şeklinde ortaya çıkmıştır. 

Hikâyenin, 1960’ta yayınlandığı dönemde ABD’de “Sivil Haklar Hareketi” hızla güçleniyordu. Bülbülü Öldürmek, ırkçılığı ve adaletsizliği gerçekçi ve etkileyici bir dille anlatarak geniş okuyucu kitlesinin dikkatini bu konulara çekti.

“Zira 20.yüzyılın ilk yarısında”, cumhuriyetle birlikte Türk vatandaşlarına tanınmış olan, her Türk yurttaşını hukuk önünde eşit kılan ve kabul eden “YURTTAŞLARIN EŞİTLİĞİ” ilkesi, medeniyetin merkezi ABD’de; evet ABD’de, “20.yüzyılın ikinci yarısında” bulunmuyordu…  

“1960’larda ABD’de oy kullanma hakları bulunmayan Afro Amerikalılar”

Hikâye vasıtasıyla kuşaklar boyunca Amerikan gençliği, ırk ayrımcılığı ve adalet meselelerini tartışmak üzere bu metinle karşılaştı. Bu durum, toplumda ırkçılığa karşı genel bir duyarlılık gelişmesini sağladı. Hikâyedeki avukat Atticus Finch cesaret, adalet ve empati gibi değerleri örnekledi. 

Yanı sıra hikâye bir dönem, hem dilindeki zorlayıcı terimler hem de ırkçılık teması üzerinden süregelen tartışmalar nedeniyle müfredattan çıkarma durumları ile de karşılaştı. 

Bu dönemde hali hazırda “Martin Luther King Jr.” öncülüğündeki 1955 yılında “Montgomery Otobüs Boykotu” ile başlamış olan ve devam eden “Sivil Haklar Hareketi”, Bülbülü Öldürmek ile toplumsal ve ahlaki arka planını güçlendiren bir kültürel zemin oluşturmuş oldu. Hikâye mücadelenin toplumda daha geniş bir zeminde kabul görmesine katkı sağladı. 

Ancak ve ancak 1964’te “Civil Rights Act” yani “Sivil Haklar Hareketi” ile ırk ayrımcılığının resmen yasaklanması ve 1965 yılında “Voting Rights Act” yani “Oy Kullanma Hakları”nı engelleyen uygulamaların kaldırılması ile Afro Amerikalılar ABD’de hukuken ve fiilen eşitliğe kavuşabildiler. 

“Martin Luther King Jr. Montgomery Otobüs Boykotu/1955”

İşte bu nokta bizim için de önemli dostlar. Zira bu noktada “Yurttaşların Eşitliği” ve “Eşit Yurttaşlık” kavramları arasındaki farkı “millet olarak” içselleştirmek gerekiyor. 

“Yurttaşların Eşitliği”nde Türk Milleti üst kimlik ve tüm yurttaşlar hukuk önünde eşit haklara sahip bir durumda bulunuyor. Alt kimliklerini(inanç, dil, kültür vb.) yaşatabiliyor. “Eşit Yurttaşlık”ta ise toplum etnik, mezhepsel kimlikler ile yönetsel bölmelere konumlanarak/konumlandırılarak bu kolektif kimlikler üzerinden eşitlik kurulmaya çalışılıyor. 

Tarihteki örneklere baktığımızda ise “yurttaşların eşitliği” örneklerini, Fransa, Almanya, Japonya ve “hatta Bülbülü Öldürmek hikâyesinde gördüğümüz şekliyle Amerikan Milleti kimliğinin çatı değer olduğu 72 milletli ABD’de” görürken; “eşit yurttaşlık” örneklerini Yugoslavya, Irak, Lübnan vb. ülkelerde görmekteyiz. 

“Hangi ülke örneklerinin refah, huzur ve zenginlik içinde yaşadığını söylememize şu durumda elbette ihtiyaç yok…”

Dolayısıyla geleceğimizi huzur içinde kurabilmek adına bu ayrımı iyi özümsememiz gerekiyor dostlar… 

Bölmeden birleştirerek; ayırmadan bütünleyerek… Vicdanlarda, kalplerde kazanarak…

“Günümüz dünya örneklerinde olduğu gibi Türk Milleti, Türk Bayrağı birleştirici değeri ve çatısı altında, eşit ve kardeşçe…” 

     Atticus’un elleri çenemin altındaydı, battaniyeyi yukarı çekti ve her tarafımı sıkıca örttü. 

“İnsanların çoğu iyidir, Scout, yeter ki sen onları bir gün gör.” 

Işığı söndürdü, Jem’in odasına gitti. Bütün gece orada olacaktı, sabah Jem uyandığında da orada olacaktı…

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X