Dr. Gökhan UZEL
Dr. Gökhan UZEL
E-Posta: [email protected] YAZARIN TÜM YAZILARI

YÜCE MARTI DÜŞÜ !!!

Köşe Yazısını Dinle

“Bir kuşu özgür olduğuna ikna edebilmek neden dünyanın en zor işi ?”

Çoğu martı sırf yiyecek bulmak, sahilden ayrılıp tekrar-geri dönebilmek için uçar. Bunun dışında bir şey öğrenmek için uğraşmazlar, öğrenmek istedikleri bir şey yoktur. Onlar için uçmanın tek anlamı, karınlarını doyurabilmektedir. Oysa Martı Jonathan Livingston için önemli olan yemek değil uçmaktı. Martı Jonathan, uçmayı büyük bir tutkuyla seviyordu…

Ve işte sahilden bir mil uzaklıkta, denizi kucaklarcasına ilerleyen bir balıkçı teknesi, martılara kahvaltı zamanının geldiğini haber veriyordu. Binlerce martı, bir lokma yiyecek için mücadeleye girişmişti bile. İşte zor bir gün daha başlıyordu.

Kıymetli dostlar bu hafta sizinle engin, coşkulu bir “ÖZGÜRLÜK” hikâyesi paylaşmak istiyorum !! 

“MARTI !!”

Richard Bach”(kendisi de bir deniz pilotu) tarafından 1970 yılında yayınlanan bu masal tadında fabl, 1972 ve 1973 yıllarında büyük bir ilgi patlaması ile birlikte sansasyonel bir çıkış yaptı. Çok kısa, hatta belki novella olarak bile kategorize edilemeyecek kısalıkta olmasına rağmen, barındırdığı hikâye(klasik potansiyelinizi keşfedin anlatılarının çok ötesinde) bir insanın hayatını kökten değiştirebilecek kadar güçlü ve büyük !! 

Hikâyemizde, “sadece yemek peşinde koşup, birbirleriyle kavga eden hemcinslerine benzemeyi reddeden”, sıra dışı bir martı olan “Jonathan Livingston”un coşkulu macerasını görüyoruz… Öyle ki en önemli martı faaliyeti olan uçmaya diğer martılar pek de önem vermez, onu sadece basit bir yiyecek bulma aktivitesi olarak görürken, Martı Jonathan uçmaya o kadar büyük bir önem atfeder ki, onu bir sanat, bir yetenek, keşfedilmesi ve geliştirilmesi gereken bir yaşam biçimi olarak görür. Bu amaç doğrultusunda daha iyi olmaya çalışır, riskler alır, alçaktan yavaş uçmak yerine hız ve teknik denemeleri yapmaya başlar, gökyüzünde yukarı, güneşe doğru uçar. Farklı uçma teknikleri öğrenir, keşfeder, bunları kendi üzerinde uygular. Kontrol kaybı yaşar, denize çakılır, yaralanır, başarısız olur ama asla pes etmez. İçindeki keşfetme arzusu ağır basar ve tekrar çalışmaya başlar. Ve en sonunda uçmada daha iyi bir hale gelir. Sürünün ulaşamadığı hızlara ulaşır. Uçuş tekniğini geliştirerek kendi rekorlarını kırar. Bu başarısını sürüyle paylaşmak ister. Diğer martı grubuna döndüğünde ve öğrendiği teknikleri onlara anlattığında ise martılar onu kınarlar. “Sürü Konseyi” tarafından “Toplum Dışı” ilan edilir. Geleneklere uymadığı ve düzeni bozduğu gerekçesiyle sürgüne gönderilir. 

Yaşamın anlamını, daha yüce bir amacını bulan ve ona ulaşmaya çabalayan bir martıdan daha sorumlu biri olabilir mi ? diye düşünür. Binlerce yıldır balık kafalarını kovalayıp durduk, ama şimdi bir yaşama nedenimiz var; öğrenmek, keşfetmek, özgür olmak !!…

Jonathan Livingston sürüden dışlandıktan sonra, tek başına da olsa durmaz, uçmaya, fiziksel sınırlarını zorlamaya devam eder. Ve bir gece iki parlak martı ortaya çıkar. Jonathan başka bir gezegendedir. Bu Jonathan’ı karşılayan iki martıdan ilki, daha sonra da onun en yakın dostu olacak ve ona öğrenme sürecinde eşlik edecek olan “Sullivan”, bir diğeri ise kendi zamanının en bilge ve en ileri seviyedeki martısı olan, Jonathan’ın da öğretmeni olacak olan “Chiang”dır. Ona “mükemmel hız”ı, zamanın ve mekânın zihinsel sınırlarını öğretecektir. 

Burada dünyadaki yaşamına ilişkin anıları giderek zayıflıyor, anımsanmaz oluyordu. Dünya, onun çok şey öğrendiği bir yerdi fakat ayrıntılar, özellikle bir lokma yiyecek için mücadeleye girişme ve sürüden dışlanmaya dair ayrıntılar giderek silikleşiyordu. 

Bir akşam, gece uçuşu yapmayan martılar kumsalda toplanmış, düşünüyorlardı. Jonathan bütün cesaretini toplayıp kısa bir süre sonra bu dünyadan ayrılacağı söylenen en yaşlı martının yanına gitti. 

“Chiang” dedi biraz kaygılı.

Yaşlı martı ona şefkatle baktı. “Söyle oğlum.” 

“Burası cennet değil Chiang, öyle değil mi?” 

Yaşlı martının ay ışığı vuran yüzünde bir gülümseme belirdi. “Hala öğreniyorsun Martı Jonathan,” dedi. “Cennet öğrenmektir, mükemmelliktir.” “En iyi hıza ulaştığın an, cennete de ulaşmış olacaksın Jonathan. Ve bu saatte bin mil, bir milyon mil hızla ya da ışık hızıyla uçmak anlamına gelmiyor. Çünkü rakamlar sınırları belirler; iyinin, mükemmelin sınırları yoktur. Mükemmel hıza ulaşmak oğlum, orada olmak demektir.”

“İnancı unut” dedi Chiang tekrar tekrar. “Uçmak için inanca ihtiyacın yok, uçmayı anlaman yeterli. “Sadece Yap…”

Hadi tekrar dene…

Derken, Chiang’ın gitmesi gereken gün geldi çattı. Chiang, tüm martılarla sükunet içinde konuştu ve onlara öğrenmeyi, öğrendiklerini uygulamayı ve yaşamın gizli saklı kalmış tüm mükemmel ilkelerini anlama çabalarını hiçbir zaman bırakmamalarını tembih etti. O konuştukça tüyleri aydınlandı, aydınlandı ve sonunda hiçbir martının bakamayacağı kadar parlaklaştı. 

“Jonathan”, dedi, “sevgiyi sakın ihmal etme.” Ve bunlar, onun son sözleri oldu…

Ve Jonathan artık mekân, zaman engelini aşabilecek seviyeye gelir. Öğretmen ortadan kaybolmuş, Jonathan artık kendi başınadır. Öğrendiklerini başka martılara da aktarma isteğindedir. Ve sürüsüne geri dönmeye karar verir. 

Sürüden dışlanmış olmasına rağmen Jonathan bir öğretmen olarak doğmuştu. Ve onun sevgisini gösterme yolu, yalnızca gerçekleri görmek için fırsat kollayan bir martıya doğruları öğretebilmekti.

Düşünce hızıyla uçmada usta olan ve bu konuda diğerlerinin öğrenmesine yardım eden Sullivan, onun söylediklerine kuşkuyla bakıyordu. 

“Jon, sen sürüden dışlanmış birisin. Niçin şimdi o martılardan herhangi birinin seni dinleyeceğini düşünüyorsun ? Doğru olan bir atasözünü sen de biliyorsun: “En yüksekten uçan martı, en uzağı görendir.” 

“Geldiğin yerdeki martılar sahilde pinekleyen, acı acı bağırıp kendi aralarında dövüşen martılar. Onlar, cennetten bin mil uzaktalar ve sen onlara, bulundukları yerden cenneti gösterebileceğini söylüyorsun. Jon, onlar kanatlarının ucunu bile göremezler! Burada kal ve senin öğretebileceklerini anlayabilecek yeterlilikteki yeni martılara yardımcı ol.” 

Jonathan orada kaldı. Yeni gelen, hepsi pırıl pırıl, öğrenmeye hazır martılarla çalışmaya başladı. Fakat düşünceleri peşini bırakmıyordu. Dünyada bir ya da iki tane öğrenmeye hazır martı olmalıydı…

“Sully, benim gitmem gerekiyor,” dedi. 

Sullivan derin bir iç çekti fakat onunla tartışmadı. Bütün söylediği, “seni çok özleyeceğim Jonathan” oldu…

Ve Jonathan sürüye geri dönüşten sonra, ilk başta yine korkuyla karşılandı ve dışlandı. Ancak genç ve meraklı martılar ona yaklaşmaya başladı. En başta öğretilerini devam ettirecek olan öğrencisi “Fletcher Lynd” olmak üzere öğretisini devam ettirecek birkaç öğrenci yetiştirdi. Onlara “korkusuz uçmayı” öğretti. “Bizi sınırlayan her şeyi bir tarafa atmalıyız” diyordu. Oldukça basit şeylerden söz ediyordu. “Uçmak bir martının en doğal hakkı, özgürlük onun doğasında var ve bu özgürlüğü engelleyecek ne varsa tümü bir kenara bırakılmalıdır !!…”

“Bu sürünün yasası bile olsa bir kenara bırakılmalı mı? diye bir ses yükseldi kalabalıktan.

“En doğru yasa bizi özgürlüğe götürecek olandır,” dedi Jonathan. “Başka hiçbir şey değil.”  Ve zamanla sürüde değişim başladı. Grup her geçen gün, sorularına yanıt aramak için, yüceltmek ya da küçümsemek için gelenlerle, daha da büyüyordu. Jonathan artık geri planda kalmayı yeğliyordu. “Sınırlarımızı sırayla ve büyük bir sabırla aşmaya çalışmalıyız Fletcher”  dedi. Hakkımda saçma sapan söylentiler çıkarmalarına ya da beni Tanrılaştırmalarına sakın izin verme, olur mu Fletch ? Ben, belki de sadece uçmayı çok seven bir martıyım….”

“Jonathan!”

Gözünle gördüklerine sakın inanma. Görünenlerin hepsi sınırlıdır. Anlayarak bakmaya, bildiklerinin ötesine geçmeye çalış. O zaman uçmanın anlamını daha iyi öğreneceksin.”

Fletcher liderliği üstlendi. Jonathan’ın bedeni şeffaflaştı( bu kez fiziksel değil sembolik olarak) ve boşlukta kayboldu… 

Bir süre sonra martı Fletcher yine gökyüzünde ve öğrenmeye hevesli bir grup yeni öğrencinin karşısındaydı…

İşte dostlar, hayal gücü eski bir ruh… Biri ruhen fısıldıyor, usulca ışıl ışıl bir dünyadan ve o dünyada neşe, hüzün, çaresizlik ve zafer yaşayan varlıklardan bahsediyor; kelimeler dışında bitmiş ve güzel bir öykü… Bize öğrettikleri paha biçilemez olan bir öykü…

Çıkarılabilecek pek çok ders var ancak bunlardan bazılarına baktığımızda, bana öğrettiği en önemli derslerden biri, hepimizin hayatlarımıza nasıl bakmamız gerektiğine dair bir metafor olması… Hayat bir sanattan, bir mucizeden, bir hediyeden, hepimizin keşfetmesi ve daha iyi olması gereken bir süreçten başka bir şey değil. Ama bunun yerine kendimizi konfor alanımıza saran tüm materyalist şeylere, yemeğe, zevke önem veriyoruz. Oysa sadece kendini tam olarak keşfedenler bu risklerin ardında hangi hazinelerin yattığını bilebilir. Bu durumu hayatınızın herhangi bir alanına uygulayabilirsiniz. Yabancı dil öğrenmek, hayalinizdeki projeye başlamak, yeni bir iş kurmak ve niceleri… Bazen sahip olduklarımızla o kadar rahat ederiz ki, kendimizi tam olarak keşfetmeyiz, sınırları aşmayız, risk almayız, uçmayı öğrenmeyiz… Çünkü hayatta kalmak için gerekli şeylere sahibizdir. 

Hayatta kalmak… 

Ama sadece hayatta kalmak için mi bu dünyadayız?  Sadece sıradan bir hayat yaşamak için mi doğduk ? Yanıtı Jonathan bize vermiştir…

Hikâyeden şahsen benim de aldığım bir diğer önemli ders ise, bir zamanlar imkânsız sandığınız bir şeyde mükemmelleştiğiniz zaman, karşılığını verin, beş yıl önceki haliniz gibi olanlara yardım edin, deneyimlerinizi kullanarak onlara daha önce öğrendiklerinizi öğretin. Sevgiyi, bilgiyi, keşfetme arzusunu öğretin… Ancak böyle büyür ve geleceğe ilerleyebiliriz… 

Cehaletimizi kırabilir, becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekamızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. “En önemlisi de Özgür Olabiliriz !!…” 

Acaba biz, dünyamızdaki özgürlüğün bitişini izleyen martılar mıydık ? 

Ama yine karşılaşacağız. “Ve o anda, bambaşka bir zamanın bir deniz kıyısında…”

“O zamana değin sevgi üzerinde çalışmayı sürdür…”

“Unutma, en doğru yasa bizi özgürlüğe götürecek olandır !!”

Ve en yüksek uçan martı en uzağı görendir…

İçimizde Yaşayan Tüm Martı Jonathan’lara…

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X