Yeşil Bursa’mız, Emir Sultan hazretlerinin buyurduğu gibi “Mübarek belde”dir. Evliya Çelebi hazretleri de Bursa için “Ruhaniyetli bir şehirdir” der. Her sokak başında bir türbe, bir cami, bir han, hamam, tarihi bir çınar, devamlı akan çeşmeleri önünüze çıkar. Bu nedenle Evliya Çelebi “Velhasıl Bursa sudan ibarettir” buyurmuşlardır.
Uludağ’a yaslanmış, Yeşil Bursa ovasının manzarası doyumsuz güzelliktedir. Bülbüller, güller, çınarlar, dereler bu güzelliğin neşesiyle coşmuşlardır.
Yıldırım Bayezit Han, kahramanlığın, İslam’ın, Türklüğün en güzel bir sembolü olarak 20 kubbeli ULU CAMİ’yi Bursamıza kazandırarak en büyük hizmetini yapmıştır. Osmanlı İmparatorluğu zirveye ulaştığında Bursa ULU CAMİ’miz, KÂBE, RAVZA, MESCİD-İ AKSA ve Şam’da Emevi Camisi’nden sonra, İslam aleminde 5.inci makam değerini kazanmıştır.
Bursa, bütün İslam âleminin gezip görmek istediği, erenler evliyalar yurdu bir şehirdir.
Biz Bursa’ya 1973 senesinde geldik. Biz Bursa’yı görmeden Bursa’yı çok seviyorduk.
Bahar mevsiminde, minarelerden okunan derûni ezan sesleriyle birlikte, Yeşil Bursa ovasında bülbüllerin nağmeleri bizi Bursa’ya âşık etti.
Mehmet Akif Ersoy gibi şairler bülbülün inlemesine, figan etmesine dayanamazlar. Bu nedenle Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy, sık sık Bursa’ya gelmiştir. Kurtuluş savaşımızda Burdur milletvekili olarak, Mustafa Kemal Paşa ile beraber Kurtuluş savaşında, şehir şehir dolaşarak kahvelerde camilerde sohbetler yaparak, milli mücadelemizi övmüş milletimizi cesaretlendirmiştir.
Bursa’nın Yunan işgali haberini alınca, Mehmet Akif çok üzülmüştür… Bundan iki ay önce İstiklal marşımızı yazan Mehmet Akif, en güzel en lirik şiirlerinden birisi olan Bülbül şiirini Bursa için yazmıştır.
> Eşin var, âşiyânın var, baharın var ki beklerdin
> Kıyametler koparmak neydi, ey bülbül nedir derdin
> O zümrüt tahta kondun, bir semâvî saltanat kurdun
> Cihânın yurdun hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun
> Selahaddîn-i Eyyûbîlerin, Fatihlerin yurdu
> Ne zilleddir ki; Nakus inlesin beyninde Osman’ın
> Ezan sussun, fezâlardan silinsin yâdı Mevlâ’nın
> Çökük bir kubbe kalsın mabedinde Yıldırım Hân’ın
> Şenâatlerle çiğnensin muazzam kabri Orhan’ın
> Dolaşsın sonra, İslam’ın haremgâhında nâ-mahrem
> Benim hakkım, sus ey bülbül, senin hakkın değil matem.
Ankara-Taceddin Dergahı, 7 Mayıs 1921
(Bülbül şiirinin tamamı 46 satırdır. Buraya 11 satırını aldık.)
Bursa’nın işgal haberiyle hüzünlenen Akif, Bursa ovasında şakıyan bülbüllere seslenir… İstiklal Marşımızı yazalı daha iki ay olmuştur… Aynı duyguları daha da coşarak meşhur Bülbül şiirini yazmıştır. Şakıyıp duran bülbüllere seslenir. Neden böyle hüzünlü ağlıyorsunuz, eğer yuvan yıkılmış, tahrip olmuşsa, Uludağ’da Bursa ovasında gülü mü yok, gülzarı mı yok, oralara git… Yok ben ne yapayım nerelere gideyim, benim ülkem işgal ediliyor… Ağlama, devamlı inleyerek şakıyarak, bana, milletime güç, kuvvet, moral ver ki, kurtuluş mücadelesini zaferle taçlandıralım.
Bursa’nın bülbülleri seher vaktinde Ezân-ı Muhammediye’ye adeta eşlik ederler. Bahar mevsimi, Bursa’da Gül mevsimidir. Bülbüller Güllerin sahibine aşıktırlar, Gül Sevgili: Peygamber efendimizin (s.a.v) rumuzudur (Sembolü), Bülbül Gül’e sevdalıdır. Onun kokusunu, güzelliğini hissedince devamlı ötüp, ağlarlar.
Biz de bu duygularla Çekirge’deki evimizin balkonunda bülbülleri dinlerken, kağıt ve kalem dile geldiler:
Ağla bülbülüm ağla
Gönülden gönüle çağla
Gönlünü Hakk’a bağla
Seherde Ya Hakk diye
Tatlı nağmenle inle
Aşıkları bir dinle
Ağlarlar hep seninle
Seherde Ya Hakk diye
Bülbül niçin inlersin
Gonca gülü özlersin
Yâr aşkına ağlarsın
Seherde Ya Hakk diye
Ağla garib bülbülüm
Sana aşık bir kulum
Allah’a varır yolum
Seherde Ya Hakk diye
Dr. Mehmet Gülal
Şiirimizi rahmetli, ûdi bestekar, Halil Çay hocamız ilahi bazında “Şedaraban” makamında bestelemiştir. Bursa’mızda Mevlithanlarımız tarafından bilinip, okunmaktadır.
