Yaşadığımız dünyanın birçok zorlukları var. Trafikte, yolculukta, sokakta gezerken birçok sıkıntılarla karşılaşabiliyoruz. Çocuklar korktuklarında anasının babasının sıcak kucağına sığınır. Civcivler bile korktuklarında analarının sıcak kanatları altına sığınırlar.
Bizler ne yapacağız? Dünyamızın çalışma ve sosyal hayatımızın dertleri ve sıkıntıları ile mücadele ederken sanki bu problemler yetmiyormuş gibi Amerika ve İsrail’in haksız hukuksuz bir savaşın büyüyüp yayılmasından korkuyoruz.
Bu sıkıntılarla, korkularla nasıl başa çıkacağız diye düşünürken masamın üzerinde asılı duran Kur’an-ı Kerim sayfa 381 Neml Suresi 62’de “Bunalıp darda kalan kimsenin, yalvarıp dua ettiğinde imdadına yetişip cevap veren Allah’tan başka kimdir?” ayetini okudum.
Elhamdülillah, bizim de sığınacak tutunacak Allah’ımız var… Rabbimiz Mü’min Suresi 60’da “Bana dua edin ki dileğinizi yerine getireyim” buyurmaktadır. Ama bizim halimiz perişan, Rabbimize el açacak halimiz yok… Yüce Mevlamız bu halimizi bildiği için, sonsuz merhameti ile Bakara 186’da “Bana el açıp dua edenin duasını kabul ederim” buyuruyor.
Peygamber Efendimiz s.a.s buyurdular ki; “İnsan rahat ve huzurlu olduğu zaman Rabbine çok dua ederse, darda kaldığı zaman duası çabuk kabul edilir.” Dualarımızda başarılı olmamız için, Allah-u Teâla ile yakınlığımız olması, O’nun razı olduğu bir kul olmamız çok önemlidir. En önemli ibadetimiz namaz, oruç, zekât, hac, zikirlerdir. İbadetlerimizde başarılı oldukça Rabbimize yakınlığımız artar, dualarımız güzelleşir.
Peygamber Efendimiz duaya başlamadan önce “Sübhane Rabbiye’l-aliyyi’l-a’le’l-vehhâb” (Ya Rabbi seni tenzih ederim, Sen karşılıksız verenlerin en yücesisin) diye başlardı. Dualarımızda ısrarlı, devamlı ve kesin kararlı olmalıyız. Çünkü Cenab-ı Hakk’ı sıkıntıya sokacak herhangi bir güç ve kuvvet yoktur.
İmam-ı Gazali’ye göre dualarımızın adabı; özellikle namazlardan sonra, mübarek gün ve gecelerde, seher vaktinde yalvararak gözyaşları ile dua etmektir. Dualarımızın edebi; İslam’ı güzel yaşamak, helal kazanıp helal yemek, helal görmek, güzel ahlak sahibi olmak, dilimizi, gönlümüzü zikre alıştırmaktır.
Bizim en büyük duamız BESMELE, BİSMİLLAH, BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM demektir. (Allah’ın Rahmet ve Rahim ismiyle O’nun gücünü kuvvetini arkama alarak başlıyorum demektir.) Peygamber Efendimiz s.a.v evden çıkarken “Bismillahi tevekkeltü alallahi la havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim” diye dua ederdi. Eve girerken Bismillah der, evdekilere selam verir. Yemeğe başlarken Bismillah der, yemek sonunda Elhamdülillah diye dua ederdi. Müslüman bir millet olarak; yatarken, kalkarken, yerken, içerken Bismillahirrahmanirrahim deriz. Dualarımızın temeli budur.
Bugüne kadar dualarımızda Gazzeli müslüman Filistinli kardeşlerimize, her namazımızdan sonraki dualarımıza ellerimizi Rabbimize açarak; “Ya Rabbi, Ya Hayyu Ya Kayyum, Ya Zülcelali Vel İkram” diye Yüce Mevla’mıza yönelip yalvararak; “Ya Rabbi Gazze’deki Müslüman kardeşlerimiz çok dardalar, İsrailli kafirler onlara çok zulüm edip yok etmek istiyorlar. Ey Allah’ım kıldığımız namazlar, okuduğumuz hatm-i şerifler hürmetine, şehitler şühedalar hürmetine, evliyalar, enbiyalar hürmetine, din-i mübin hürmetine Gazzeli Müslüman kardeşlerimize yardım et, onlara güç, kuvvet, sabr-ı cemil nasip et, İsrail kafirlerini KAHHAR isminle mağlup et” diye dualarımızı ettik. Evler, binalar yıkıldı ama Gazzeli kardeşlerimiz yenilmediler, topraklarından ayrılmadılar.
Şimdi bu günlerde, İranlı Müslüman kardeşlerimiz için aynı dualarımızı devamlı yapıyoruz. Elhamdülillah İranlı kardeşlerimiz, bizim Çanakkale Savaşı’nda gösterdiğimiz kahramanlığın bir örneğini ortaya koyarak şehit olmaya seve seve koşuyorlar.
İmam-ı Gazali’ye göre dualarımızın ADABI ve EDEBİ vardır.
ADABI: Özellikle namazlarımızdan sonra, mübarek gün ve gecelerde özellikle seher vaktinde yalvararak, gözyaşları ile dua etmeliyiz.
EDEBİ: İslam’ı güzel yaşamak, helal kazanıp helal yemek, helal görmek, güzel ahlak sahibi olmak, dilimizi gönlümüzü tövbeye, zikre alıştırmaktır. Sözün özü İslam’ı doya doya yaşamaktır.
Batmakta olan bir geminin yolcularından birisi yalvara yakıla, gözlerinden yaşlar aka aka dua ediyordu. Bu dua sayesinde gemi kurtuldu. Gemidekiler ise sadece tedbir almakla geminin kurtulduğunu sandılar.
