Sevgili peygamber efendimiz (s.a.v) buyurdular ki;
“Ey müslümanlar! Üzerinize öyle büyük bir ay gölge vermek üzeredir ki, bu aydaki bir gece -ki bu Kadir gecesidir- bin aydan hayırlıdır . Allahü teâlâ, bu ayda, her gün oruç tutulmasını emretti. Bu ayda, geceleri terâvih namazı kılmak da sünnettir.
Bu ayda, Allah için ufak bir iyilik yapmak, başka aylarda farz yapmak gibidir. Bu ayda, bir farz yapmak, başka aylarda yetmiş farz yapmak gibidir.
Bu ay sabır ayıdır. Sabredenin gideceği yer Cennettir. Bu ay, iyi geçinmek ayıdır.
Bu ayda mü’minlerin rızkı artar. Bir kimse, bu ayda, bir oruçluya iftâr verirse, günahları affolur. Hak teâlâ, onu Cehennem ateşinden âzâd eder. O oruçlunun sevâbı kadar, ona sevâp verilir.”
Erenler evliyalar şehri Bursamız’da, mübarek Ramazan ayı çok feyizli, bereketli ve sevinçli geçer… Evlerimize, mahallelerimize, çarşılarımıza Ramazan ayı mutluluğu sevinci bereketiyle gelir…
Ümmi Sinan Hazretleri bu mutluluğu, sevinci ne güzel ifade etmiştir:
> Gülden terazi yaparlar
> Gül alırlar gül satarlar
> Gül-ü gül ile tartarlar
> Çarşı pazarı güldür gül
Gül; en güzel, en değerli çiçek olan gül, sevgili peygamber efendimizin rumuzudur… Gülün kokusu, güzelliği sevgili peygamber efendimizi hatırlatır… Bu nedenle şair Ümmi Sinan Hazretleri, çarşılarımıza, pazarlarımıza peygamber efendimizin güzel ahlakı bereketi indi buyuruyor… Bu nedenle gülü gül ile tartarlar, değerlendirirler…
Sevgili peygamber efendimiz, Medine’de evine giderken bir kız çocuğunun yol kenarına oturmuş ağladığını gördü.
– “Niye ağlıyorsun kızım..?”
– “Efendim bana çarşıdan yağ alıp getirmem için para vermişti, yağı aldım eve dönerken düştüm yağ şişesi kırıldı.”
Peygamber efendimiz s.a.v kız çocuğunun elinden tuttu, çarşıya dönüp tekrar yağ aldılar, ama kız çocuğu yine ağlıyordu…
– “Evladım yeniden yağ aldık şimdi niye ağlıyorsun..”
– “Efendim geç kaldım diye beni dövecek.”
Peygamber efendimiz kızın elinden tutarak, Medine’nin arka sokaklarındaki kızın köle olarak çalıştığı eve geldi… Kapıyı çaldılar… Evin sahibi Yahudi, peygamber efendimizi görünce çok şaşırdı…
– “Ya Muhammed hoş geldin, bir isteğin mi var?”
– “Bu kız çocuğunu getirdim yol kenarında eve geç kaldım, efendim beni dövecek diye ağlıyordu. Bu hizmetçinizi dövmeyin demeye geldim.”
Yahudi, “Ya Muhammed bunun için mi geldin… Sen gerçekten Hak peygambersin” diyerek müslüman oldu.
Osmanlı devletine payitahtlık yapmış Bursamız’da Ramazan-ı Şerifi yaşamak büyük bir mutluluktur… Bu mutluluğu Bursamız’ın bülbüllerinde, çınarlarında görüp yaşarız…
Bursamız’ın bülbülleri bahar mevsiminde, peygamber efendimizi temsil eden gül’e olan sevdalarından dolayı ne güzel öterler, ne güzel inler ve ağlarlar.
> Ağla bülbülüm ağla
> Gönülden gönüle çağla
> Gönlünü Hak’ka bağla
> Seherde Ya Hakk diye
> Tatlı nağmenle inle
> Aşıkları bir dinle
> Ağlarlar hep seninle
> Seherde Ya Hakk diye
> Bülbül niçin inlersin
> Gonca gülü özlersin
> Yar aşkına ağlarsın
> Seherde Ya Hakk diye
> Ağla garip bülbülüm
> Sana aşık bir kulum
> Allah’a varır yolum
> Seherde Ya Hakk diye
Dr. Mehmet Gülal
Bursamız’ın çınar ağaçları da, erenler evliyalar beldesi Bursa’ya layık olmak için haşmetlidirler, dimdik ayaktadırlar.
> Yeşil’de koca bir çınar
> Altında iki gönül dostu
> Uzanmış elleri Allah’a
> Nur yağıyordu
> Çınardan etrafa
> Kimler oturmadı
> Bu çınarın altında
> Gözyaşı döktüler
> Damla damla
> Üftadeler, Emir Sultanlar
> Daldılar ummana
> Gerçek sevgiyi buldular
> Hece hece
> Nur yağıyordu
> Yeşil’de bu gece
Dr. Mehmet Gülal

Flipboard