Dr. Mehmet Gülal
Dr. Mehmet Gülal
E-Posta: [email protected] YAZARIN TÜM YAZILARI

GÖNÜL NAZARGAH-I İLAHİDİR

Köşe Yazısını Dinle

Sende tecelli eden Hakk, seni yarattı ama seni bırakmadı, her an seninle beraber. Çünkü sende O’nun evi makamı var!

Hadis-i kutsi’de buyruluyor ki: “Alemlere sığmam, ancak bir müminin gönlüne sığarım.” Sığacak ama hangi gönüle sığacak, tertemiz, takva nuruyla parlamış bir gönüle sığar. Bu nedenle gönül NAZARGAH-I İLAHİDİR. Bu alemde üç mekan nazargah-ı ilahi makamıdır.

1- Kâbe-i Şerif

2- Ravza-ı Mutahhara

3- İnsanın gönlü

Gönül en değerli makamımızdır, Gönül Allah c.c isminin tecelligahıdır. Bu nedenle sevgi kaynağı, ilahi aşk odağı, nur bahçesidir. Gönül sevgi dolu, aşk dolu, sahibi âlemlerin yaratıcısı olan bir köşktür. Bu nedenle çok dikkatli olup gönül kırıp, yıkmamak lazımdır.

> Aksakallı bir hoca

> Bilmez ki hali nice

> Emek vermesin Hacc’a

> Bir kez gönül kırdıysa

> Gönül Çalab’ın tahtı

> Çalab gönüle baktı

> İki cihan bedbahtı

> Kim gönül kırdı ise

Yunus Emre

Sevgili peygamber efendimiz (s.a.v) gönülden birbirlerini seven dostlar için:

* “Allah’ın öyle kulları vardır ki onlar peygamber ve şehit olmadıkları halde, Allah katındaki derecelerinden dolayı şehitler ve peygamberler onlara gıpta ederler.” Sahabe efendilerimiz sordular.

* “Kimdir bunlar Ya Resulullah?”

* “Onlar aralarında hiçbir akrabalık, hiçbir ticari münasebetleri olmadığı halde, sırf Allah rızası için birbirlerini seven kimselerdir.”

Gönül sevda makamıdır. İnsan yaratılmışa, çiçeğe v.s sevdalanabilir. Onlardaki güzellikleri tefekkür ettikçe sevdası yaratılandan yaratana ulaşır. Gönül aşk ateşi ile yanmaya başlar. Gönlü ilahi aşk ateşi ile yananın, ateşini ancak gözyaşı söndürür.

İstikamet üzerinde olup, hüsn-ü zan sahibi olarak, herkesi güzel görmek, muhabbetle, selamla yaklaşmak imanımızın güzelliğindendir.

> Ne incit, ne de incin

> Sevmek varken, kavga niçin

> Ölüm var! Ukbayı düşün

> Sevgiyle dol, Allah için

Mehmet Gülal

Namazgah tıp merkezimizde çalışırken, sabah geldiğimde kapıda öğrenci oldukları belli olan iki kişi duruyordu. Birisinin elinde sigara vardı, keyifle tüttürüyordu.

– “Oğlum sen öğrenci misin?”

– “Öğrenciyim efendim.”

– “Elindeki sigaradan utanmıyor musun” dedim… O da bana diklenerek “utanmıyorum” dedi… Ben de kızdım, “okursun ama senden adam olmaz” dedim.

Tıp merkezine girip muayeneye başlayınca, aklım başıma geldi. “Eyvah ben ne yaptım” diye, dövünmeye başladım. Hemen çıkıp çocuktan özür dilemeliydim, ama bekleyen birçok hastam vardı.

Ben üzüntü içinde kıvranırken, sigara içen öğrencinin arkadaşı geldi.

– “Doktor amca benim iki günlük okul raporuna ihtiyacım var, bana iki günlük rapor verir misiniz?”

– Sevindim, “sana rapor vereceğim ama benim de senden bir ricam var. Biraz evvel sigara içen arkadaşının gönlünü kırdım, benim için ondan özür diler misin?”

– “Olur doktor amca, ben onu razı ederim.”

Biraz rahatlamış gibiydim. İki saat sonra hastalarım bitti, öğle yemeği için dışarı çıktım ki, sigara içen delikanlı beni bekliyor.

– “Doktor amca, benden özür dilemişsin, esas ben sizden özür dilerim” diye elimi öpmeye yeltendi. Ben de hemen ona sarıldım, “sen ne güzel bir delikanlısın, ne güzel gönlün, ahlakın var” dedim. “Ben yanlış davrandım hakkını helal et” dedim… O da bana “doktor amca ben de yanlıştım” dedi. Tekrar sarıldık.

Anadolu irfanında bir söz vardır: “At’dan düşmeyen yiğit yoktur. Hakiki yiğitlik düştüğü yerden tevazu ile, sevgi ile tövbe ile kalkabilmektir.” Bir gönül kırma olayını özürle, sevgiyle, tevazu ile çözüp huzura kavuşmuştuk, Elhamdülillah.

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X