GÖNÜL NAZARGAH-I İLÂHÎDİR
Gönül Rabbimizin devamlı izlediği makamımızdır. Yüce mevlamız, âlemlere sığmamış ama bir müminin gönlüne sığacağını buyurmaktadır. Bu nedenlerle gönlümüzü (manevi kalbimizi) güzel düşüncelerle beslemeliyiz. Başkalarına yönelik olumsuz düşüncelerden uzak durup, severek, sevilerek yaşamaya gayret etmeliyiz.
* Şâir Bağdatlı Ruhi*
> Sanma ey hâce ki senden zer-ü sîm isterler
> Yevme lâ yenfeu’da (Hesap gününde) kalb-i selîm isterler.
* Yunus Emremiz*
> Ben gelmedim dava için
> Benim işim sevgi için
> Dostun evi gönüllerdir
> Gönüller yapmaya geldim
> Aksakallı bir hoca
> Bilmez ki hali nice
> Emek vermesin Hac’ca
> Bir gönül kırdıysa
Bu dünyada, gönül yapıp, gönüllerde seyretmeliyiz. Gönlümüzü, karakterimizi, ahlakımızı Yüce Kitabımız Kur’ân-ı Kerim’in hükümlerine, peygamber efendimizin sünnetine göre eğitmeliyiz.
Başarılı olmak için önce kendi gönlümüzü İslâmi güzellikler ile doldurmalıyız. Gelmeyene gitmeli, vermeyene vermeli, sevmeyeni ise sevmeliyiz.
* Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri*
> Hiç kimseye hor bakma
> İncitme, gönül yıkma
> Sen nefsine yan çıkma
> Mevla görelim neyler
> Neylerse güzel eyler
Nerde olursak olalım, ne iş yaparsak yapalım, incitmemeye, gönül kırmamaya çok dikkat etmeliyiz. Sokakta yürürken bile Lokman Sûresi 31-18’de “Küçümseyerek, surat asarak, insanlardan yüz çevirerek, yer yüzünde böbürlenerek yürünmez” buyrulmaktadır.
Atalarımız “at’tan düşmeyen yiğit yoktur” buyurmuşlardır. İnsanız hata yaparız, hata edip, kırıcı olduysak… Hemen hatamızı düzeltmek için harekete geçmeliyiz.
Bir sabah hastanedeki işime geldim, hastanenin kapısındaki merdivenlerde öğrenci oldukları belli olan 14-15 yaşlarında iki genç sigara içiyorlardı, onlara
– “Oğlum siz öğrenci misiniz” diye sordum.
– “Öğrenciyiz lisede okuyoruz” dediler.
– Onlara, “elinizdeki sigaradan utanmıyor musunuz” dedim.
Sarışın delikanlı kızdı, diklenerek cevap verdi:
– “Utanmıyorum” dedi.
– Bende, çok sert bir şekilde, “okursun ama senden adam olmaz” dedim.
Muayene odama geldim oturdum, aklım başıma geldi…! Delikanlıya çok ağır konuşmuştum… Hemen gidip özür dileyip, gönlünü almak istedim. Ama hastalarım bekliyordu, hastalarımı muayene ederken, bana cevap vermeyen öğrenci odama gelerek
– “Doktor amca, bana 3 günlük okul raporu lazım verir misin” dedi.
– “Evet veririm, ama benim de senden bir isteğim var.”
– “Nedir hocam”
– “Biraz evvel arkadaşına çok sert ve kötü davrandım, ondan benim adıma özür diler misin.”
– “Tamam efendim… Ben arkadaşıma gerekeni söylerim.”
Biraz rahatlamıştım, hastam da çoktu, tam iki saat hastalarımı muayene edip, öğlen yemeği için dışarı çıktım ki, sabahleyin çok ağır konuştuğum delikanlı kapıda bekliyor…!
– Elimi öpmek isteyerek, “doktor amca ben çalışkan bir öğrenciyim, derslerim ve okuldaki durumum çok iyi. Benden özür dilenmiş, esas ben sizden özür dilerim” deyip elimi öptü.
Bende delikanlıya sarıldım, “Aferin oğlum, ne güzelsin, ne başarılısın, ne büyüksün” dedim.
İkimiz de yanlış yaptık dedim… Delikanlı, “doktor amca benim yanlışım daha büyüktü” dedi… Bir daha birbirimize sarıldık. Önemli olan hatamızı hemen anlamış olmamız ve severek özür dileyip gönül kırma olayını, gönül almaya, sevgiye, saygıya dönüştürmüştük.
