Yıllardır teknolojiyle kurduğumuz hayal belli: Makineler daha çok işi üstlensin, bize de daha fazla zaman kalsın. Bu hayalin vitrini her yıl Consumer Electronics Show (CES) oluyor. 2026 edisyonuna bu yıl fiziksel olarak katılmadım; ancak paylaşılan sunumlar, lansman videoları ve sektör analizleri üzerinden yapılan kapsamlı incelemeler, önceki yıllardan belirgin biçimde farklı bir tabloya işaret ediyor. Bu kez mesele “neler yapılabiliyor ”dan çok, “bizim yerimize neler yapılmaya başlanıyor” sorusuna kaymış görünüyor.
Yayınlanan demolar ve fuar özetlerine bakınca; robotların, yapay zekâ destekli sistemlerin ve kendi kendine karar veren yazılımların birer gösteri olmaktan çıkıp gerçek hayata dokunan çözümler hâline geldiği netleşiyor. Evde, mutfakta, ofiste, otomobilde, hatta spor sahasında… Teknoloji sahneden inmiş gibi; gündelik hayatın içine karışıyor. Asıl çarpıcı olan ise robotların sayısındaki artıştan çok, insanın rolünün sessizce yeniden tanımlanması.
Teknoloji Daha “Akıllı” Değil, Daha Görünmez Oluyor
2026’nın ruhu, yapay zekânın bir “özellik” olmaktan çıkıp ürünlerin temel katmanı hâline gelmesi. Cihazlar kendini ispat etmeye çalışmıyor; arka planda öğreniyor, tahmin ediyor ve sen fark etmeden işi optimize ediyor. Bu da bizi “Bu cihaz ne kadar akıllı?” sorusundan, “Bu cihaz karar süreçlerime ne kadar karışıyor?” sorusuna getiriyor.
Rekabet artık “AI-first” etiketleriyle değil; yapay zekâyı doğuştan içine alan AI-native ürünlerle şekilleniyor. Donanım tarafında ise yapay zekâsız cihazların çok hızlı şekilde sıradanlaşacağı hissi güçlü.

Robotik: Gösteriden operasyona
Yıllarca izlediğimiz akrobatik robot videoları, yerini “gerçek iş” yapan makinelere bırakmış durumda. Örneğin, Boston Dynamics tarafından geliştirilen Atlas, artık yalnızca dengede duran bir teknoloji gösterisi değil; yük taşıyan, insanla aynı alanda güvenle çalışabilen bir iş gücü adayı olarak konumlanıyor.
Ev tarafında da benzer bir dönüşüm var: öğrenen ev robotları, merdiven çıkabilen süpürgeler, duygusal tepki verdiği iddia edilen yapay evcil hayvanlar… Robotlar “bak neler yapabiliyorum” döneminden çıkıp “hangi işi senden daha verimli yaparım” aşamasına gelmiş durumda. Bu da hizmet sektöründen ev içi emeğe kadar pek çok alanda iş tanımlarını yeniden düşünmeye zorluyor.
Otomobil: Bir araç değil, yazılım platformu
Otomotivde de kırılma net. Elektrikli motorlar artık kimseyi şaşırtmıyor. Asıl yarış, araç içi yazılım, sensörler ve güncellenebilir deneyimler üzerinden yürüyor. Sony Honda Mobility’nin geliştirdiği Afeela, otomobilin donanımdan çok yazılımla tanımlandığı yeni dönemin sembollerinden biri.
Araç, satın alınıp yıllarca aynı kalan bir ürün olmaktan çıkıyor; zamanla gelişen, güncellenen bir platforma dönüşüyor. Yakında otomobil seçerken motor gücünden çok, yazılım ekosistemine ve sunduğu dijital deneyimlere bakacağız.
Donanımın sessiz dönüşümü
Klasik laptop–telefon formu ciddi şekilde zorlanıyor. Katlanabilir, modüler ve çok ekranlı cihazlar, üretkenlik alışkanlıklarını da dönüştürüyor. Bilgisayar artık tek bir merkez değil; ihtiyaca göre parçalanan, yeniden birleşen bir deneyim. Bu da yazılım üreticilerini “tek ekran, tek kullanım” mantığını terk etmeye zorluyor.
Arka plandaki asıl konu: Enerji ve verimlilik
Fuarda en yüksek sesle konuşulmayan ama herkesin aklında olan başlık enerji. Yapay zekâ, robotik ve ekran teknolojileri ciddi enerji tüketiyor. Bu yüzden verimli çipler, yerel yapay zekâ işleme ve düşük güç tüketimi artık teknik detay değil, stratejik avantaj. ESG kavramı yatırım sunumlarından çıkıp ürün tasarım kriterlerine inmiş durumda.
Sonuç: Gelecek daha gürültülü değil, daha sessiz
CES 2026’ya dair yapılan paylaşımlar bana şunu net biçimde hissettirdi: Gelecek daha gösterişli değil; daha entegre, daha arka planda çalışan ve daha sonuç odaklı geliyor. Kazananlar en çok teknolojiyi üretenler değil, onu doğru yere ve doğru şekilde entegre edebilenler olacak.
Startuplar için fırsat; entegrasyon, dikey uzmanlık ve operasyonel verimlilikte. Kurumlar için en büyük risk ise “bunu sonra yaparız” refleksi. Çünkü bu dönüşüm yüksek sesle gelmiyor. Sessizce, yavaş yavaş hayatın içine sızıyor.
Robotlar geldi. Asıl soru şu: Biz bu yeni düzende nerede duracağız?

Flipboard