Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Olay Haber
Olay E-Gazete
Köksal Gökbaşi
Köksal Gökbaşi

Siyasetin sıkışmışlığı

Köşe Yazısını Dinle

Bu yaz, yalnızca sıcaklıklar değil, siyasetin tansiyonu da mevsim normallerinin üzerinde seyredecek gibi görünüyor.

Zaten yeterince sorunumuz yokmuş gibi, son dönemde yaşanan siyasi gelişmeler, butlan tartışmaları ve muhalefetin yargı eliyle dizayn edilmeye çalışıldığı yönündeki iddialar ülkenin gerilimini daha da artırıyor.

Oysa Türkiye’nin gerçek gündemi çok farklı.

Ekonominin kırılganlığı her geçen gün daha belirgin hale geliyor. Üretim düşüyor, ihracat zayıflıyor. Dünyada yükselen jeopolitik riskler ve enerji maliyetleri ekonomiyi daha da zorluyor. İşsizlik özellikle gençler arasında önemli bir sorun olmaya devam ediyor. Birçok genç geleceğini yurt dışında arıyor. Çarşıda, pazarda yaşanan hayat pahalılığı vatandaşın belini büküyor. Yıl sonu için açıklanan enflasyon hedeflerine daha yılın ilk yarısında ulaşılması ise umutları azaltıyor.

Aslına bakılırsa toplumun siyaset kurumundan çok büyük beklentileri yok.

İnsanlar yalnızca siyasetin siyaset gibi yapılmasını istiyor. Ekonominin toplumun gerçeklerine göre yönetilmesini, halktan yana politikaların uygulanmasını bekliyor. Çocuklarını okutabilecekleri, insanca yaşayabilecekleri bir düzen arıyorlar. Biraz hukuk, biraz demokrasi, biraz güven…

Hepsi bu kadar.

Toplumun nefes almaya ihtiyacı var.

Ancak her sabah yeni bir operasyon haberiyle, her gün yeni gözaltılar ve tutuklamalarla karşılaşıyoruz. Gazeteciler görevlerini yaparken baskı hissediyor. Sanayici yüksek faiz ve yüksek enflasyon karşısında rekabet gücünü kaybediyor. Tarımda artan girdi maliyetleri çiftçiyi üretimden uzaklaştırıyor. Eğitim sistemi ise yıllardır çözülemeyen yapısal sorunlarla mücadele ediyor.

Türkiye bugün ciddi bir sıkışmışlığın ortasında bulunuyor.

Bir yanda iktidarın kendi siyasi geleceğine ilişkin kaygıları, diğer yanda ülkenin gerçek ihtiyaçları…

Oysa genç, dinamik ve üretim potansiyeli yüksek bir ülkenin bu kadar sorun arasında sıkışıp kalması gerçekten üzücü.

Cumhuriyetimiz ikinci yüzyılına girdi.

Fakat sorunlarımız hâlâ aynı: ekonomi, demokrasi, hukuk, adalet ve güvenlik.

Aslında bu sorunların büyük bölümü, ortak akıl ve liyakatle yönetildiğinde çözülemeyecek sorunlar değil. Buna rağmen yıllardır aynı meseleleri konuşuyor, aynı tartışmaları yaşıyoruz.

Vatandaş doğal olarak soruyor:

Siyaset kurumu ne için var?

Mecliste bulunan yüzlerce milletvekili ne yapıyor? Bu kadar danışman hangi sorunları çözüyor? Birçok milletvekilinin adını dahi bilmiyoruz. Kimileri bir soru önergesi vermeden görev süresini tamamlıyor, kimileri ise Meclis çalışmalarında yeterince görünmüyor.

Buna karşılık milyonlarca vatandaş geçim mücadelesi veriyor. Yoksulluk her geçen gün daha fazla hissediliyor.

Türkiye’nin artık bir çıkış yolu bulması gerekiyor.

Bu şekilde devam edemeyiz.

Cumhuriyetin temel değerlerine, hukukun üstünlüğüne, demokratik kurumlara ve üretim odaklı kalkınma anlayışına yeniden sarılmak zorundayız.

Çünkü bu ülke, sahip olduğu insan gücüyle, genç nüfusuyla ve potansiyeliyle çok daha iyisini hak ediyor.

Aksi halde bugün yaşadığımız sorunlar yarının çok daha büyük krizlerine dönüşebilir.

Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; daha fazla kutuplaşma değil, daha fazla akıl, daha fazla adalet ve daha fazla ortak gelecek duygusudur.


Avatar Seç KAPAT
BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR