

“Bak şu bebelerin güzelliğine
Kaşı destan
Gözü destan
Elleri kan içinde.”
Hasan Hüseyin Korkmazgil, 4 Mart 1927 Sivas Gürün doğumlu. Toplumcu–gerçekçi Türk şiirinin önde gelen temsilcilerinden olan şair, 26 Şubat 1984’te yaşama veda etti.
Öğretmendir Korkmazgil. Yazının girişine aldığım 4 dize, onun “Acıyı Bal Eyledik” adlı olağanüstü güzellikteki şiirinin girişidir.

Sanırım toplum olarak yaşadığımız bu günlere uygun anlamlı bir “ad” vermek istesek, “acıyı bal eylediğimiz günler” olurdu.
Nasıl bir dünyada yaşıyoruz?
Dünyanın birçok coğrafyasında ardı arkası kesilmeyen savaşlar.
Bu çatışmalar iyilerle, kötülerin mücadelesi değil.
Dünyayı gitgide yaşanmaz hale getiren otokratların, iktidarda kalmak için yaptıkları bir oyun.
On yıldan fazla sürdü Suriye’de başlatılan savaş. Kadınlar, çocuklar ve masum insanlar öldü. Okullarına gidemeyen binlerce çocuğun heba olmuş hayatlarının, bir suçlusu varsa, bunlardır!..
Gündemden uzaklaştırılan Filistin Gazze’ye İsrail’in yaptığı müdahelede hayattan kopan çocuklar… Bırakın eğitimlerini sürdürmeyi, barınma ve ilaç gereksinimini bile karşılayamıyorlar.
Şimdilerde de İran… ABD ve İsrail’in başlattığı savaş- en çok çocukları vuruyor. Lübnan’da yerlerinden edilen yüz binlerce insan…
Okuldan, hastaneden, sağlıklı ve insanca beslenmeden mahrum bırakılmış durumda.
Çocukların, gençlerin geleceğini çaldılar.
Böyle acayip bir yer oldu dünya…
* * *
Geçen hafta Perşembe günü, dünyanın tek çocuk bayramı olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 106. yıldönümüydü.
Her yıl çocukların cıvıl cıvıl gösterilerle, şenliklerle ve etkinliklerle kutladığı bu bayram, bu yıl en buruk, en hüzünlü bayramları oldu.
Bir hafta önce, Kahramanmaraş’ta yaşanan katliam sonrası, kimsenin aklına şenlik getirmedi.
Dünyada yaşanan şiddet, bizde de uzun süredir artarak devam ediyor.
Erkekler, hasım gördükleri erkekleri öldürüyor.
Erkekler eşlerini, nişanlılarını, sevdiklerini öldürüyor.
Çocukları öldüren çocuklar!..
Nasıl bir düzen ki çocuktan “katil” yaratır hale geldi.
“Sevinin çocuklar, bugün 23 Nisan” sözleriyle başlardı oysa bayram.

Bu 23 Nisan’da “Sevindiremedik Çocukları” mızı…
Gelmiş geçmiş tüm başbakanlardan duymaya alışık olduğumuz “Fırat’ın kenarında (bazen Dicle’nin de diyorlar) kurdun kaptığı bir koyunun bile hesabı benden sorulur.” sözlerini söylerler.
Ne kadar büyük, anlamlı ve çok değerli bir görev bilincinin ifadesidir bu sözler.
Böyle bir felsefeye sahip yöneticileri olan bir ülkede çocuklar nasıl bu hale gelebiliyor?
Oysa birinci hayati sorunumuz, sağlıklı nesiller yetiştirmek olmalı… Beylik bir söz ettiğimin farkındayım. Zaten bilinçli olarak kullandım. Çünkü en küçük yetkiliden en tepedeki yetkiliye kadar olan herkes böyle söylüyor.
Çünkü iyi bir çabanın ifadesi gibi…
Ama işte orada, söylemde kalıyor.
Tüm çocukların, gençlerin hem fiziksel olarak hem de ruhsal olarak büyümesinin koşulları oluşturulmak zorunda. Sağlıklı gıdaya ulaşabilecek, fırsat eşitliği ile kendini geliştirecek eğitimi alacağı çalışmalar hızla hayata geçirilmesinin yolunu açmak gerek.
Kahramanmaraş’taki katliam herkesi şaşırttı. Tüm toplum kesimlerinde ciddi sarsıntı yarattı. İnsan bunu kendinden de anlayabiliyor. Orada ölen çocuklardan biri ya sizin çocuğunuz olsaydı!..
O zaman ne yapardınız?
Biraz sakinleşip, daha doğru bir bakış açısı bulmak için çabalarken şu sonuca varılabilir; yaşanılan bu çocuk olaylarını, toplumun büyükleri arasında yaşananlardan bir farkı olmadığıdır.
Bu tür olaylara karşı aldığımız tavır her seferinde bir eksiklik duygusu yaratıyor bende.
Gündem olan her olayda, “suçlunun” peşine düşen bir sistem var. Ancak o suçu yaratan nedenleri bulmak ve buna çare bulmak için bir çaba göremiyorum.
Bu yüzden öncelikle geleceğimiz olan çocuklarımızı sağlıklı yetiştirmek birincil görev olmalı.
Ana okulu, ilkokul ve ortaokul çocuklarına en başta cinsiyet eşitsizliğini iyi anlatmak gerek. Özellikle ırkçılık, dini hurafeler, şiddet duygular ile yüceltilen erkeklik duygusundan arındırmalıyız.
Şöyle dikkatlice bir bakın Kahramanmaraş olayını yaratan çocuğun fotoğrafına. Bu katliamı yapmadan önce fotoğrafa baktığınızda “ne kadar iyi, güzel bir yüzü var” dersiniz.

İşte o güzel yüzlü çocuk, çok güzel dokuz çocuğumuzu kopardı hayattan. Hem de canavarca…
Yüzlerce çocuğun sınıflarda olduğu bir okulu böyle birkaç silahla girebilmesi çok vahim bir durum. Bununla da kalmayıp dokuz çocuğu ve bir öğretmeni öldürmesi izah edilebilir bir şey değil…
Ya durdurulmasaydı…
Nasıl bir facia çıkardı ortaya!..
İnsan bunu düşünmek bile istemiyor… Bir öğretmen anne iki çocuğunu öksüz bıraktı.
Küçücük körpe 9 fidan koparıldı hayattan.
Kim bilir o çocuklar nasıl bir hayat kurup, hangi meslekler edineceklerdi.
Çalındı çocukların hayatı…
23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 106.yıldönümünde, haklarını alamadıkları için Ankara’da eylem yapan madencilerin çocuklarının fotoğrafları günün anlamını en iyi anlatan görüntüydü.

O çocukların fotoğrafına bakıp empati yapın.
İşte o zaman çocuklar ölmez…
Şeker de yiyebilir.
