Mustafa Özdal
Mustafa Özdal
E-Posta: mustafaozdal@olaygazetesi.com.tr YAZARIN TÜM YAZILARI

Aktaş’la sanal toplantı: Covid-19 varsa teknoloji de var!

Dün sabah gazetede odamdayım.

Büyükşehir Belediyesi Basın Halkla İlişkiler Müdürü Ahmet Akhan kardeşimden gelen WhatsApp iletisiyle, ‘basın toplantısı’ grubuna davet edildim.

Bir iki dakika sonra Ahmet Akhan, az sonra Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın, Skype aracılığıyla sanal basın toplantısı yapacağını ve gazetecilerin sorularını yanıtlayacağını söyledi.

Böylece Bursalı 20’yi aşkın gazeteci grubu olarak ilk kez sanal bir basın toplantısına katıldık.

Arada bir bağlantı kesilse de son derece verimli bir toplantı oldu.

Yani ‘Covid-19 salgını varsa, teknoloji de var’ diyerek, biraz da şartları zorlayıp, ilk sanal toplantımızı yapmış olduk.

Aktaş’ın açıklamalarının ve yanıtlarının can alıcı bölümlerini özetleyerek paylaşıyorum:

Bursalıların çoğu evde olmasına rağmen 2 gündür trafik belli noktalarda sıkışıyor.

Bunun nedeni de İçişleri Bakanlığı’nın talimatıyla polisin tedbir amaçlı araç sahiplerine ateş ölçümü yapmaları.

Yani Başkan, ‘Vatandaştan trafik sıkışıklığına dair şikâyetler geldi ama tedbir amaçlı bir uygulama söz konusu” diyerek, konuyu aydınlattı.

Aktaş’ın değindiği bir diğer konu da Büyükşehir Belediyesi’nin  sosyal yardımlarıydı.

Büyükşehir Belediyesi her gün vatandaşa, 30 bin adet ekmek, ya da süt ve süt mamülleri, her hafta 10 bin aileye pazar filesi, nisan ayı boyunca da 30 bin adet gıda kolisi ve temizlik malzemesi içeren paket dağıtacak.

Tam da bu noktada Aktaş, İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyeleri’nin yaptığı sosyal yardımları hatırlatarak, “Bu iş bir paket yarışına dönüştü. Biz kimseyle yarışmıyoruz. Bu iş bir planlama işidir” sözlerinin altını çizdik.

Aktaş su faturalarıyla ilgili de, “BUSKİ endeks okumayı bırakıyor, nisan ayında su faturası gelmeyecek, ocak, şubat, mart aylarının ortalaması alınacak. Hayat normale döndüğünde normal faturalandırılma yapılacak” açıklamasını yaptı.

Büyükşehir Belediyesi’nin de içinde olduğu İl Pandemi Kurulu’na Bursa Tabip Odası’nın davet edilmemesi de gündemdeki bir diğer konu.

Aktaş’ın bu konudaki değerlendirmesi ise kısaydı:

Kurulda hiçbir sivil toplum örgütü yok.

Evet Aktaş hem süreçle ilgili gazetecileri bilgilendirdi, hem merak edilenleri yanıtladı hem de eleştirilere yanıt verdi.

Ve öyle anlaşılıyor ki salgın günlerinde sanal toplantılar sürecek.

Nilüfer Müzik Festivali de iptal

Nilüfer Belediyesi, diğer belediyeler gibi tüm sosyal, kültürel ve sanatsal  etkinliklerini geçici olarak iptal etmişti.

Nitekim virüs salgınının ne zaman biteceği bilinmiyor.

Virüs, Nilüfer Belediyesi’nin en büyük sanat etkinliğini de vurdu.

Her yıl eylül ayında Balat Ormanı’nda yapılan ve yoğun katılımın olduğu Nilüfer Müzik Festivali, koronavirüs salgını nedeniyle iptal edildi.

1929 Buhranı’ndan daha büyük bir kriz gelebilir

New York Üniversitesi Ekonomi Profesörü Nouriel Roubuni, kriz kahini olarak tanınıyor.

Nitekim Roubuni 2008 ekonomik krizini önceden tahmin etmişti.

Roubuni, dünyayı kasıp kavuran koronavirüs kriziyle ilgili de Project Syndicate için bir yazı kaleme aldı.

Krizin niteliği, ekonomi üzerindeki etkileri ve sonuçlarıyla ilgili müthiş analizler var bu yazıda.

Ufkunuzu açacağına inandığım için köşemden paylaşıyorum:

KRİZ DİĞER KRİZLERE BENZEMİYOR

Covid-19’un ekonomide yarattığı şok, 2008 küresel ekonomik krizine ve hatta büyük buhranın getirilerine göre daha hızlı ve daha şiddetli oldu. Hem 2008 krizine hem de Büyük Buhran’a baktığımızda  borsalar en az yüzde 50 oranında çökmüştü, kredi piyasaları donmuştu, büyük iflaslar yaşanmıştı, işsizlik oranları yüzde 10’un üzerine çıkmıştı ve  gayri safi yurt içi hasıla değerleri yüzde 10 veya daha fazla oranlarda daralmıştı. Ancak bunların hepsi  zamana yayılarak 3 sene gibi bir zaman zarfında gerçekleşmişti. Mevcut koronavirüs krizine baktığımızda ise benzer bir makroekonomik ve finansal durum yalnızca 3 hafta içinde oluştu. ABD Hazine Bakanı Steve Mnuchin, işsizlik oranının yüzde 20’nin üzerine çıkabileceği uyarısında bulundu. (2008 krizindeki en yüksek oranın 2 katı)

İktisat yorumcularının çoğu V şeklinde bir gerileme dönemi, yani ekonomik faaliyetlerin bir çeyrek için keskin bir şekilde düşeceğini ve sonraki çeyrekte hızlı bir şekilde toparlanacağını öngürüyordu ancak şu an karşımızda olan manzara, Covid 19 krizinin çok daha başka getirileri olduğunu gözler önüne seriyor. Şu an ekonomide oluşan durum ne V ne U şekillerine benziyor. İçinde bulunduğumuz durumu şeklinde benzetebiliriz. Yani mali piyasaların ve reel ekonominin düşüşünü temsil eden dikey bir çizgi.

EN İYİ SENARYO İÇİN YAPILMASI GEREKENLER VAR

Şu an içinde bulunduğumuz durum için en iyi ekonomik senaryo azalan kümülatif ekonomik faaliyet açısından 2008 krizinden daha sert ancak daha kısa ömürlü olan ve bu doğrultuda yılın dördüncü çeyreği itibarıyla pozitif büyümeye açık bir düşüş gözüküyor. Böyle bir durumun yaşanması halinde, tünelin sonundaki ışık göründüğünde piyasalar da toparlanmaya başlayacaktır. Ancak en iyi senaryoyu görmemiz için birkaç farklı koşulun bir araya gelmesi gerekiyor. Birincisi, ABD’nin ve Avrupa’nın krizden ağır  şekilde etkilenen diğer ekonomilerinin Covid 19 testleriyle beraber izleme ve tedavi önlemlerini yaygınlaştırmaları ve tıpkı Çin’in uyduladığı tipte tam ölçekli bir karantina ve kapanma gerçekleştirmeleri gerekiyor. Yaygın kullanıma açılabilecek bir aşının geliştirilip üretilmesi 18 ay gibi bir zamanı alabileceğinden, antivirallerin ve diğer tedavi yollarının geniş ölçekte uygulamaya konulması şart. İkinci olarak, 2008 küresel krizinde büyük rol oynayan para politikası yapıcılarının alışılagelmiş önlemler uygulama konusunu düşünmeleri gerekiyor. Faiz oranlarının sıfıra veya negatif değerlere çekilmesiyle beraber gelişmiş yönlendirme maddi rahatlama ve bankalara, para piyasası fonlarına ve hatta büyük şirketlere kredi kolaylıkları tanınması düşünülebilir. ABD Merkez Bankaları Sistemi, küresel piyasalardaki likidite dolar sıkıntısını gidermek için sınır ötesi takas uygulamalarını genişletti ama şu an bankaları küçük ve orta ölçekli işletmelere likitide olmayana ama çözücü nitelikler taşıyan borçlar verme konusunda teşvik etmemiz gerekiyor. Üçüncüsü hükümetlerin bütün hanelere geniş çapta büyük mali teşvikler dağıtmaları gerekiyor. Yaşadığımız ekonomik şokun büyüklüğü göz önüne alındığında gelişmiş ekonomilerde bütçe açığının yüzde 2 veya yüzde 3, GSYİH değerlerinden yüzde 10 veya daha yüksek oranlara ulaşması gerekecek. Özel sektörün çökmesini engelleyecek kadar geniş ve güçlü bir bilanço tablosuna sahip olanlar yalnızca merkezi hükümetler. Ancak bu açık finansman politikaları tamamen para kazanma odaklı olmalı. Eğer standart devlet borçlarıyla finansa edilirse faiz oranları keskin bir şekilde artabilir ve toparlanma imkânsız hale gelebilir. Ne yazık ki en iyi senaryonun olması için, gelişmiş ekonomilerdeki halk sağlığı, pandemiyi idare edebilmek açısından gereken seviyelerin altına düştü ve gündemdeki maliye politikası paketleri ekonomiyi olabildiğince kurtarabilmek açısından geniş ve çabuk bir şekilde ele alınmış değil.

EN BÜYÜK BUHRAN RİSKİ GÜNDEN GÜNE ARTIYOR

Bunlardan dolayı, yeni  bir büyük buhran yaşama hatta büyük buhrandan daha büyük bir ekonomik bunalım yaşama riskimiz günden güne artıyor. Salgın durulmadığı sürece, dünya ekonomisi ve piyasaları serbest düşüşlerine devam edecek. Ancak pandemi hangi oranlarda durdurulursa durdurulsun, toplam büyüme oranı 2020’nin sonlarına kadar oldukça kötü bir durumda olabilir. Düzelme kapsamındaki önlemler yüksek enflasyonlara sebep olursa mali politikalar da bundan zarar görebilir. Birçok ülke kendi para birimlerinde böyle bir borçlanmayı kaldıramaz. Peki böyle bir durumda, gelişmekte olan piyasalardaki hükümetleri, şirketleri, bankaları ve hane halklarını kim kurtaracak?

ÜLKELER ÇATIŞACAK

ABD başkanlık seçimleri yaklaşırken, Covid-19’un yarattığı krizin Batı ile en az 4 revizyonist gücün çatışmalara yol açacağı kesin. Çin, İran, Rusya ve Kuzey Kore gibi halihazırda ABD’ye siber savaş ilan etmiş 4 ülke, ABD’nin seçim sürecine de siber müdahalede bulunurlarsa bu bir dizi sivil düzensizlik ve şiddet eylemini de beraberinde getirebilir. Önümüzdeki aylarda mevcut krizin, ülkeler arasındaki taraflaşmayı ve küresel ekonominin çözülmesini hızlandırması oldukça muhtemel.

SONUÇ

Henüz bilinmeyen salgın hastalık dalgalarının, yetersiz ekonomi politikası hamlelerinin ve jeopolitik tansiyonun, küresel ekonomiyi kalıcı bir depresyona sokarak finansal piyasa erimelerine sebep olabileceği açık. 2008 krizinden sonra  her ne kadar geç kalınmış da olsa, verilen güçlü ekonomik tepki küresel ekonomiyi uçurumun kenarından çekti. Bu sefer bu kadar şanslı olmayabiliriz.

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DİĞER YAZARLAR

TÜMÜ

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X