Mustafa Özdal
Mustafa Özdal
E-Posta: mustafaozdal@olaygazetesi.com.tr YAZARIN TÜM YAZILARI

Bozbey’den AK Partili Ödünç’e sert yanıt: “Asıl siz Nilüfer’i ve Bursa’yı betonlaştırdınız”

Bursa Cezaevi’nin Kestel Soğuksu bölgesine taşınma kararıyla başlayan AK Parti-CHP kavgası, bambaşka bir noktaya taşındı:

Nilüfer’i kim betonlaştırdı?

AK Parti mi, CHP mi?

AK Parti Bursa Milletvekili Atilla Ödünç ile CHP Nilüfer Belediyesi eski Başkanı Mustafa Bozbey, bir haftadır bu köşeden birbirlerine yükleniyorlar.

Ödünç, son olarak Bozbey’e, “Çocukluğumuzun yemyeşil Nilüfer’ini betonlaştırdın” diyerek sert bir yanıt vermişti.

Bozbey, Ödünç’ün son sözlerine yanıt verdi.

Pazartesi, söyleşi günüm olduğu için Bozbey’in yanıtını bugün paylaşıyorum:

“Sayın Milletvekilimiz son paragraflardan birinde, ‘Ve kıssadan hisse bir not: Çocukluğumuzda yemyeşil olan Nilüfer, sizin kent yöneticiliğiniz döneminde beton kent olmuştur’ demiş. Bu ifadeyi kabul etmem mümkün değil.

Nilüfer, Bursa’nın en planlı, en yeşil ilçesidir ve önce insan anlayışıyla yönetilmiştir. Eğitim, kültür-sanat ve spor kenti olarak yenilikçi projeleri ile Türkiye’nin örnek ve lider belediyesi olmuştur. Ancak son yıllarda Sayın Milletvekilimizin Büyükşehir Meclis üyesi ve İmar Komisyonu başkanı olduğu dönemde ‘kentsel dönüşüm’ adı altında beton yığınına dönüştürülmüştür. Kentsel dönüşümün adı 0,50 emsal artışı. Ancak 1, hatta 1,15 emsale yakın inşaat yoğunluğu artışlarıyla Nilüfer de,  Bursa da beton yığınına dönüştürülmüştür ve kent mevcut hale getirilmiştir. Yani Nilüfer’de beton olarak yükselen ve görünen o yapılara ‘kentsel dönüşüm’ adı altında aykırı imar planları yapılmış ve bu planların hepsinin altında Sayın Milletvekilimizin imzası var. Bunların haricinde 19 Mayıs Mahallesi’nin imar planlarını bozarak oralarda, ‘özel okul’ adı altında plan değişiklikleri yaparak, o yaşamaktan keyif alınan mahallemizi betona dönüştürerek yaşanmaz hale getiren, aykırı plan değişiklikleri yapan kararların hepsinde Sayın Milletvekilimizin imzası var. Tüm bunları değerlendirdiğimizde, Nilüfer’i betona çevirenin kim olduğu ortada. Son yıllarda Nilüfer betonlaşıyorsa, sebebi Sayın Milletvekilimizin de imzasının olduğu yasal olmayan plan değişiklikleridir. Bunu tüm kamuoyu ve Büyükşehir Belediyesi’ni bu konularda teftiş eden müfettişler bilmekte, mahkeme kayıtlarında mevcuttur. Sayın Milletvekilimiz bunların hesabını Nilüferlilere verememiştir. Zaten veremez de! Mahkemelerce iptal edilen yasaya aykırı bu planlar sebebiyle binlerce Nilüferliyi mağdur etmişlerdir. Sorun halen çözülmüş değildir. Nilüferliler mağdur olduysa, Nilüfer betonlaşıyorsa, Bursa betonlaşıyorsa, bu değişiklikler için hazırlanan yasal olmayan planları Büyükşehir Meclisi’nden geçirenlerdir. Mağduriyeti yaratan ve betonlaşma sorumlularından biri de Büyükşehir Meclis üyesi olduğu dönemde bu türden onlarca planda, onlarca meclis kararında imzası olan ve Büyükşehir Meclisi’nde ‘evet’ diyen Milletvekilimizdir. Yapılanların hepsi ortada ve görünüyor. Biz bu yapılanların tamamına karşı çıktık ve çıkacağız da. İnsan öncelikli planlı kentleşmenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyoruz. İnsanların yaşadığı çevrede sağlıklı, huzurlu, mutlu ve güven içinde yaşaması için bilime dayalı, insan öncelikli, kent planlaması gerekir. Ve bunu uyguladığımız için Nilüfer örnek ve lider kent olmuştur. Bilimi baz almayanların, insan öncelikli planlı kent anlayışına inanmayanların, bilmeyenlerin Bursa’yı getirdiği sonuç da ortadadır! Bursalılar bunu hak etmiyor.

Beton tartışmasına Necati Şahin de katıldı, Bozbey’e yüklendi 

AK Partililer ile CHP’lilerin, ‘beton Nilüfer’ tartışmasına AK Parti Nlüfer Belediye başkan adayı Necati Şahin de katıldı.

Şahin, Bursa’nın Manhattan’ı olarak nitelendirieln Nilüfer’deki bölgenin, 2005 ve 2020 yıllarında çekilmiş fotoğrafını göndererek isim vermeden Mustafa Bozbey’i eleştiriyor.

İki görüntü arasındaki farka dikkat çeken Şahin, fotoğrafların altına da şunları yazmış:

“Bursa’nın Manhattan’ı… 15 yılda çok şey değişti.
Yıllarca imar planlarında fuar alanı olarak kaldı, olmadı/olamadı. Keşke olabilseydi. Sonrasında ticaret alanı oldu. Carrefour ve BAOB, kent adına güzel örnek yapılaşma modelini seçtiler. Sonrasında Uludağ’ın silüetini kapatma yarışına girişildi. Umuyoruz ve temenni ediyoruz ki, Carrefour’daki mevcut yapılaşmada olduğu gibi ‘kentsel dönüşüm’ adı altında ‘rantsal dönüşüm’ ayaklanmasına kalkışılmasın, Uludağ’ı tamamen görünmez yapmasın. Aman dikkat.”

Bursa Festivali’nin ‘uluslarası’ özelliği tarih mi oluyor?

Pazartesi Söyleşileri’nin bu haftaki konuğu Bursa Ticaret Borsası ve Bursa Kültür ve Sanat Turizm Vakfı Başkanı Özer Matlı idi.

Matlı’nın, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği yönetim kurulu üyeliği gibi başka sıfatları da var ama biz BKSTV’daki ve BTB’daki gelişmeleri konuştuk.

Bir de Matlı’nın siyasi görüşünü sordum.

Öyle ki Matlı ailesi sosyal demokrat kökenli bir aile.

Önder Matlı ise AK Parti’den milletvekilliği yaptı.

Peki Özer Matlı’nın siyasi görüşü ne?

Öncelikle bir dönem milletvekiliği yapıp köşesine çekilen ve daha sonra ortalarda görünmeyen kardeş Önder Matlı’ya kıyasla Özer Matlı’nın kent sorunları karşısında daha sorumluluk sahibi, daha heyecanlı, daha duyarlı olduğu izlenimimi paylaşayım.

Özer Matlı, “Ben ekmek partisine üyeyim” diyerek, kendisini siyasi partiler üstü bir pozisyonda konumlandırıyor.

Biraz sıkıştırıp, “İyi ama hiç mi dünya görüşünüz yok?” diye sorunca, “Hafif muhazakar ama değişime açığım” şeklinde farklı bir yanıt aldım.

Gelelim BKSTV’daki gelişmelere.

Malum pandemi engeline takılan Uluslarası Bursa Festivali bu yıl ilk kez yapılamadı.

Ancak yapılsaydı bambaşka bir festival izleyecektik.

Yerel sanatçıların sahne alacağı, sembolik sayıda yabancı sanatçının konuk olacağı bir festival planlamış yeni BKSTV yönetimi.

Festivalin bütçesi de 15 milyon lira olacakmış.

Ancak Büyükşehir Belediyesi’nin katkısı sadece 2,5 milyon lirayla sınırlı kalacakmış.

Kendisini ‘ticaret erbabı’ olarak tanımlayan Matlı, festivalin maliyetini Büyükşehir Belediyesi’ne yıkmadan, sponsor firmaların daha fazla katkı yapacağı bir modeli hayata geçireceğini söyledi.

Yerel sanatçıların öne çıkacağı bir festival, bir tercih meselesi elbette.

Ancak festivalin isminde de geçen, ‘uluslarası’ özelliği tartışmalı hale gelmez mi bu durumda?

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DİĞER YAZARLAR

TÜMÜ

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X