Mustafa Özdal
Mustafa Özdal

Bursa’daki salgın tablosunda son durum

İlginçlik sadece Bursa’da değil Türkiye genelinde yaşanıyor.

İl sağlık müdürleri, görev yaptıkları kentlerin salgın istatistiklerini açıklamayınca iş siyasetçilere kaldı.

Mesela İzmir AK Parti İl Başkanı Ali Sürekli, kentte 6 bin 238 vakanın olduğunu, iyileşen hasta sayısının 3 bin 876, yoğun bakımda 57 hasta, entübe hasta sayısının da 31 olduğunu açıklamış.

İzmir Tabip Odası ve Türk Tabipler Birliği’nin bile ‘ulaşamıyoruz’ dedikleri bilgiyi, iktidar partisinin il başkanı kamuoyuna açıkladı.

Bursa’da ise Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, vaka ve ölüm sayılarını açıklamıştı.

Konuyla ilgili rakam telafuz etmese de doyurucu bilgiler paylaşan Bursalı siyasetçi ise AK Parti Milletvekili Dr. Mustafa Esgin.

Esgin’le telefonla konuştuk.

Neden verileri paylaşmadıklarını sordum önce.

Sağlık Bakanlığı’nın politikasıymış.

Ancak kendisinde olan bilgileri paylaşabileceğini söyledi.

Esgin, Bursa’daki vefat, yoğun bakım, ölüm, vaka ve entübe hasta sayısının Türkiye ortalamasının yüzde 25 altında olduğunu belirtti.

Ve özellikle şunun altını çizdi:

Bursa’da vefat, vaka, yoğun bakım, entübe hasta sayısı hızla azalıyor, iyileşen hasta sayısı da hızla artıyor.

Ancak daha da önemlisi, Bursa’daki yoğun bakım yataklarının yarısının boş olması.

Bu nasıl olur?

Nitekim normal şartlarda bile Bursa’da yoğun bakım yatağı bulunamıyor, bazen hastalar şehir dışına naklediliyordu.

Esgin, Bursa’daki çok sayıda ameliyatın ertelendiğini, korona dışında farklı hastalıkları olanların hastanelere gelmediğini hatırlattı.

Böylece yoğun bakım yatakları da boşalmış.

Esgin’in verdiği bilgiler bunlar.

Bu bilgiler ışığında Bursa’daki tablonun son derece iyi olduğu anlaşılıyor.

O halde Bursa’ki verileri tam olarak açıklamanın vakti gelmedi mi?

Bu gizem neden?

 

Rehavetin bedeli ağır

 

Şehrin ismini öğrenemedim ancak sağlam bir kaynaktan duydum bu haberi.

Bir kentte, yaklaşık 10 gündür tek bir vaka görülmemiş.

Böylece o kentte yaşayanlar rehavete kapılmışlar.

Ve bir vatandaş, tüm tedbirleri hiçe sayarak yüzlerce kişiye virüs bulaştırmış.

Evet yavaş, yavaş normalleşelim ama ortada hiç salgın yokmuş gibi de davranmayalım.

 

 

Siyaset hiç bu kadar kolay olmamıştı

 

Tüfek icad oldu mertlik bozuldu derler.

Teknoloji gelişti, internet yaygınlaştı siyaset yapmak da çok kolay oldu.

Geçen günlerde deneyimli bir siyasetçiyle sohbet ediyoruz.

Siyasetçi arkadaşlarıma bakıyorum. Hiçbir şey yapmadan, sosyal medyadan 2 fotoğraf paylaşıp, bir mesaj yazarak, çok iş yapıyormuş algısı yaratıyorlar. Biz böyle mi yapıyorduk? Kapı kapı dolaşıp, seçmenin dertlerini dinliyorduk” dedi.

Haklı…

Hele şu salgın günlerinde, sosyal medyadan propaganda daha çok yaygınlaştı.

Sahada sadece belediye başkanlarını görebiliyoruz.

Bir, ikisi dışında siyasetçiler sahadan çekilmiş durumdalar.

 

Kaş’tan mektup var

 

Şu digital devrim, dünyayı adeta bir köy haline dönüştürdü.

İyi de oldu.

Mesela, Bursa ile ilgili bir yazı yazıyorsunuz, ses  Kaş’tan geliyor.

Efendim, Nilüfer Belediyesi’nin balkon tarımı projesiyle ilgili yazımı hatırlarsınız.

Korona günlerinde son derece isabetli bir iş yapıyor belediye.

Yazımdan birkaç gün sonra Kaş’ın Ahatlı  Köyü’nden bir ileti geldi.

Bakın neler yazmışlar:

“Merhaba Mustafa Bey. Osmanlı Bahçesi olarak, kent bahçeciliğinin gelişmesi ve yaygınlaşması için biraraya gelmiş bir grup gönüllü insanız. Kaş’ın Ahatlı Köyü’nde, köyümüzün kadınlarının da el emeği ile ürettikleri yerli, standart, hibrit olmayan, genetiği değiştirilmemiş ve tekrar tekrar tohum alabileceğiniz ata tohumlarımızı, organik solucan gübresiyle bir araya getirip sebze yetiştirme setleri olarak tüketicilerin en kolay ulaşabileceği noktalara dağıtıyoruz. ‘Balkon Tarımı’ başlıklı yazınızı da balkon bahçeciliğini yaygınlaştırmak için uzun zamandır verdiğimiz çabamıza sağladığı katkı ve motivasyonla, mutlulukla okuduk. Hatta sosyal medya hesaplarımızda da cümlelerinize yer vermek istiyoruz izninizle. Bu vesileyle tanıştığımıza çok memnun olduk. Yolunuz Kaş’a düşerse yüz yüze tanışıp sohbet etmekten de mutluluk duyarız.”

Asıl ben memnun oldum, Türkiye’nin cennet köşelerinden birinde doğal tarım ve genetiği değiştirilmemiş tohumlarla sebze yetiştiriciliği yapan toprak sevdalısı köylülerin varlığından haberdar olduğum için.

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DİĞER YAZARLAR

TÜMÜ

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X