Mustafa Özdal
Mustafa Özdal
E-Posta: mustafaozdal@olaygazetesi.com.tr YAZARIN TÜM YAZILARI

Diş Hekimliği Fakültesi’ne 10 babayiğit aranıyor

Uludağ Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi kuruldu ama binası yok. Rektör Prof. Dr. Saim Kılavuz’un, iş insanlarına çağrısı var: “60 milyona mal olacak fakülte binasının 7 ana bilim dalı var  ve her bloğuna bir iş insanın ismini vermek suretiyle  6’şar milyon verecek 10 babayiğit arıyoruz. Bu proje hayata geçerse, yeşil enerji,  yağmur suyunu değerlendirmek gibi özellikleriyle Türkiye’de başka bir örneği olmayacak.”

 

Rektör Kılavuz, üniversiteler arası sıralamada Uludağ Üniversitesi’nin 29. olmasını  hak etmediklerini söyledi.  “Uludağ Üniversitesi gibi köklü, akademik birikimi olan bir üniversitenin 29. sırada olması kabul edebilir bir sıra değil” diyen Kılavuz, öz eleştiri yaptı.

 

 

 

Pazartesi Söyleşileri’ne konuk olan Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saim Kılavuz, rektör tercihlerinden, üniversite-sanayi işbirliğine, online eğitimden, sosyal tesislere, üniversiteler arası sıralamadan Diş Hekimliği Fakültesi’ne kadar, merak edilenleri yanıtladı.

“GÖREVİMİ YÜZ AKIYLA TAMAMLAMAK İSTERİM “

 

Uludağ Üniversitesi’nde  rektörlerin Tıp Fakültesi’nden çıkması bir gelenekti. Ancak geçen dönem bu gelenek bozuldu. Siz de İlahiyat Fakültesi mezunusunuz. Bu konudaki değerlendirmenizi alarak başlayalım

Tıp Fakültesi kurucu fakültelerinden biri. Üniversitenin nüvesini oluşturmuş ve ilk rektör de bu fakültemizden çıkmış. Hoca kadrosunun da ilk zamanlarda yüzde 50’si, daha sonra yüzde 30’u, bugün de yüzde 25’i  Tıp Fakültesi’nden. Rektörler 4 yıl öncesine kadar seçimle göreve  geliyorlardı. Seçim olunca da çoğunluk hangi fakültedeyse, oradan rektör seçiliyordu. Yalnız kendimi övmek olarak değerlendirilmesin, bana karşı da çok büyük teveccüh vardı. Seçim olsaydı da ilk 3’e girerdim diye düşünüyorum. Bu da  arkadaşlarımla aramdaki,  iletişim, saygı ve sevgi ortamının oluşmasından kaynaklanıyor. Seçim kalktığı için- ki bence kırgınlıklara sebep olduğu için iyi oldu- Cumhurbaşkanı, hem Bursa kamuoyunun nabzını ölçtüğü,  hem belli birikime sahip olduğumuz ve Kamil Dilek dönemindeki icraatlarımızı  gözönüne alarak beni tercih etti.  Hem kendisine hem de YÖK üyelerine teşekkür ederim. Umarım yüz akıyla  başladığımız bu görevi 3 yıl sonra yüz akıyla teslim etmek  nasip olur.

 

“ÜNİVERSİTE -SANAYİ İŞBİRLİĞİ ÇABAMIZIN MEYVELERİNİ ALMAYA BAŞLADIK “


üniversite-sanayi işbirliğine çok önem veriyorsunuz ve göreve seçildikten sonra sanayicilerin düzenlediği etkinliklere katılıyorsunuz. Bu çabalarınız sonuç veriyor mu?

Evet, meyvelerini almaya başladık. İlk meyvesi TÜBİTAK’ın 2244 Sanayi Doktora projesi kapsamında 19 firmayla işbirliği anlaşması yapmak oldu. BTÜ’ni de tebrik ederiz, bu konuda atak yaptılar. 2 Bursa üniversitesi,  Türkiye’deki 47 üniversite içinde yüzde 53’lük pay elde etti. 2244 Sanayi Doktora, sanayicinin tıkandığı noktalarda ufkunu ve önünü açacak bir takım projeleri üniversiteyle birlikte hazırlayan, TUBİTAK’ın da  doktora adayı öğrencilere 4 yıl boyunca 4 bin 500 lira burs tahsis ettiği, yetişmiş eleman istihdamına dayalı bir proje. Araştırma üniversiteleri arasında 15 üniversite gerilerken, tek ilerleme kaydeden Uludağ Üniversitesi oldu. BTSO Başkanı İbrahim Burkay’ın, ‘Bursa büyürse Türkiye büyür’ mottosu var. Biz de bu mottodan hareketle ‘sanayi büyürse üniversite de büyür’ diyerek sanayicilerle işbirliği yaptık.


“ONLİNE EĞİTİMDE SORUNLARI GİDERDİK”


Geçen yıl online eğitimde ciddi sorunlar yaşadıklarını söylüyordu öğrenciler. Bu sorunlar aşıldı mı?

 

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye de online eğitime hazırlıksız yakalandı. Kamil Dilek Hocamızın rektörlüğü döneminde kurulan Kamu Yönetişim Sistemi dediğimiz, çevrim içi faaliyetleri düzenleyen bir birimimiz var.  Bu  birimde bazı derslerde hocalarımız zaten uzaktan eğitim veriyorlardı. Bu tecrübe birikimimiz sayesinde her ne kadar  hazırlıksız yakalansak da uzaktan  eğitimin üstesinden gelebileceğimizi biliyorduk. Otomasyon sisteminde aşırı yığılmadan kaynaklanan sorunlar nedeniyle sanki burada da aynı sorunlar yaşanacağına dair  tedirginlik vardı. Kendimize güveniyorduk ve  çok olumlu sonuçlar aldık. Ama yeterli hazırlığımız olmadığı için her şeyi online yapamadık. Alt yapımız yeterli değildi.  Aylar geçtikçe arkadaşlar adapte oldu. Yarı yılın sonuna  geldiğimizde 280 bin öğrencinin sınavını yaptık. Elbette sınavdan çok yüksek not alanlar arasında kopya çekenler olabilir. Bizim similasyonlarımıza göre kopya çeken öğrencilerin oranı yüzde 3’ü, 4’ü geçmiyor.

 

Sistem sınav çekmeye müsaitti ama?

Değil. Hocalardan çift kat soru aldık. Ayrıca soruların yerini değiştirdik.


Sınava uzman getirenler?

3,4 bilgisayarla çalışanlar ve uzman getirenler olmuş ama kopya çekilmesin diye süreyi o kadar dar tuttuk ki.  Bir de her bir soruda şıkların yerlerini değiştirdik. Bizi tedirgin eden bir şey yaşanmadı. Bazı vakıf üniversiteleri öğrenciyi sınavda kamerayla gözetledi. Bu da geleceğimizin teminatı gördüğümüz gençlere güvensizlik demek. Bir de 70 bin öğrencisi olan bir üniversitede bunu ne kadar gerçekleştirebilirsiniz?  Ödev vermek de bir yöntem. Ama bu kez internetten kes-yapıştır yöntemiyle ödev yapılabilir.  Yani biz en az hasarla geçen dönemi bitirdik. Bu dönemde ise yaz okulu eğitiminden hiçbir öğrencimiz şikayet etmedi.  Hocalar internet aracılığıyla işinde gücünde olan öğrencilere de online ulaşıp öğretim yaptılar.  Öğrenciler rahatlıkla online  ders alabiliyor. Akşam da tekrarını izleyebiliyor kurduğumuz sistemle.


İnternet erişimi olmayan veya dijital cihazlardan yoksun öğrenciniz var mı? Varsa onların ihtiyaçlarını gidermek için neler yapıyorsunuz?

Bahar döneminde valilikler aracılığıyla internet ortamının  hazırlanması için ricalarımız olmuştu. Bilgisayarım ve internetim yok diyenler çıkıyor. Üniversitenin her öğrenciye  bilgisayar temin edecek maddi gücü yok. Son 6 ayda 3 milyon lira harcayarak dijital alt yapıyı güçlendirdik. Öğrenciler sosyal yardımlaşma vakıflarından, STK’lardan ihtiyaçlarını giderebilirler veya pandemi şartlarına uyarak fakültelerden yararlanabilirler.


“ÜNİVERSİTELER ARASI SIRALAMADAKİ YERİMİZİ HAK ETMİYORUZ”


Universty Ranking by Academic Performance’nin araştırmasında Uludağ Üniversitesi, Türkiye genelindeki üniversiteler arasında 29. sırada yer aldı. Bu sonucu nasıl okuyorsunuz?

Esasında o gün 41. sıradayız  diye yansıdı medyaya. Birden şoke oldum. Sonra sayfaya girdim bir sıralama hatası olduğunu gördüm. Hemen kurum koordinatörü  Ural Akbulut’u aradIm ve hata düzeldi.  29. sırayı hak etmiyoruz. Uludağ Üniversitesi gibi köklü, akademik birikimi olan bir üniversitenin 29. sırada olması kabul edebilir bir sıra değil.  Geçen yıl 26’ıncıydık. Geçen seneye göre 10 puanımız artmasına rağmen, 3 basamak geriledik. Demek ki sadece kendimizle değil diğer üniversitelerle de yarışmak zorundayız. Bir de  40 öğrenciye bir hoca düşen üniversiteyiz.  Bizim önümüzde olan üniversitelerde bu sayı 32’lerde.  Hedefimiz öğrenci sayısını  azaltmak. Burada bir mesafe alabileceğimizi düşünüyorum. Makalede  1,  atıflarda 1 puanlık artış var. Şimdi yeni bir otomasyon  ve akademik veri sistemini  güncelliyoruz. Artık yurt dışında neler yapabilir bunu görebileceğiz. Bilimsel Araştırma  birimimiz  çok ciddi çalışmaya başladı.  Doktora öğrenci sayısının lisans öğrenci sayısına oranında ciddi bir atılım yaptık. Bu hesaplamalarla  döneminin sonunda ilk 20’ye girmeyi hedefliyoruz. Bu başarıyı gösteremesek de yarınımız bugünden iyi olacak.


“ÖĞRENCİLERİN MEMNUNİYETİNİ ARTTIRACAĞIZ”


3 üniversiyete sahip Eskişehir Bursa’dan küçük ve daha az gelişmiş bir kent olmasına rağmen, bir öğrenci kenti olarak nitelendiriliyor. Dahası, öğrenciler bu kenti daha çok tercih ediyor. Uludağ Üniversitesi’nin,  öğrencilerini  sosyal yaşam bakımından mutlu edemediği görüşüne katılıyor musunuz?

Tabii Eskişehir bir kere üniversite kenti ve öğrenci memnuniyetinin üst sıralarda olduğu bir şehir. Bursa öğrenci memnuniyetinde 6. sıradayken 18. sıraya geriledi. Bu topyekün üniversitenin çözeceği sorun değil. Merkezi hükümetin, yerel yönetimlerin, Bursa sanayisinin, STK’ların olaya sorun olarak yaklaşıp, çözüm önerileri getirmesi lazım. Ben bu durumu, büyük ölçüde sosyal imkanların olmamasına bağlıyorum. 8 bin ilave yurt kapasitesi oluşturuyoruz bu yıl. 72 bin öğrencisi olan bir üniversitede 2 bin öğrencinin barınabileceği yurt vardı. Bu açığı biraz kapatıyoruz. İkincisi, sosyal mekanları ve sosyal donatı alanlarının çok kısıtlı olması. Bu ihtiyacı karşılamak üzere önceki dönemde sosyal yaşam merkezinin protokolü imzalanmıştı. Ancak pandemi nedeniyle uygulanamadı.   Kütüphaneye  bizden önceki dönemde 3 milyona yakın   kaba inşaat tadilatı yapılmış. Bizim zamanıızda da 12 milyon liralık bir yatırım yapıldı. Fotoğrafları paylaştıkça, öğrenciler ne zaman gidebileceklerini soruyorlar. Bu da öğrenci memnuniyetini arttıracaktır. Bir arazimizi 10 yıllığına tahis edip, önümüzdeki günlerde ihaleye çıkarak kafe yaptıracağız. Yine 10 yıllığına arazi tahsis edip en az 100 şubesi olan zincir marketlerden biri açılacak.  Aynı yöntemle tenis kortlarını, Bursaray’ın yanında otopark için ihaleye çıkacağız. Tüm bunlar öğrenci memnuniyetini arttıracak.


“KÜKÜRTLÜ BAHÇE VE KAPLICAYI İHALEYE ÇIKARIYORUZ” 


Üniversitenin Kükürtü’deki mekanı Wamtes, yıllardır işletilmiyor. Üniversitenin eski yönetimi, işletmecisi mekanı amacı dışında kullandığı için sözleşmeyi feshetmiş, mahkeme de üniversite yönetimini haklı bulmuştu. Wamtes yeniden hizmet vermeye başlayacak mı? Planlamanız nedir?

 

Kükürtlü Bahçe’yi ve kaplıcayı açmak için ihaleye çıkacağız. Aldığımız haberler doğruysa Anıtlar Kurulu’ndan onay geldi bu yerler için.  Bu iki yeri tarihi yapıya uygun şekilde hizmete açmak için 10 yıllığına ihaleye çıkacağız. Bunu yapabilirsek, hem kaplıcayı kurtaracağız, hem gelir elde edeceğiz. Diyelim ki ihalelerde  istediğimiz teklifi alamadık. Kaplıca yeniden Tıp Fakültesi’nin  Fizik Tedavi Polikliniği olarak devam edecek. Geride kalan kısımlarını da bir şekilde ihale edeceğiz.


“GÖRÜKLE’DE HERKES MAĞDUR OLDU”


Öğrenci olmadığı için Görükle’deki mekan ve ev sahipleri hayli zor durumda. Görükle belki de kuruluşunun en sakin günlerini yaşıyor. Bu konudaki değerlendirmenizi almak isteriz.

Yurt sahipleri, kiralık evi olanlar, kafe işletmecileri, lokantacılar ve minibüsçüler derken herkes mağdur oldu Görükle’de. Aslında Tüm Türkiye’de yaşanan bir mağduriyet bu. Dua edelim ilkbaharda yüz yüze eğitime geçilir de biz de mutlu oluruz. Öğrencinin olmadığı bir Görükle suyu çekilmiş bir pınara döndü.


“VATANDAŞIMIZ DUYARLI OLSUN”


Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde pandemi tablosu nedir? Hastanede yoğunluk var mı? Mesela hastalar yoğun bakım yatağı bulabiliyorlar mı?

Ameliyat ve doluluk oranları yüzde 70’lerde.  Covid-19’dan yatan hasta sayısı bu sabah 32 idi. Geçmişte 144’lü rakamlar vardı. Ama pozitif hasta ve başvuru sayısında nisan dönemini yakaladık. Mesela haziran ayında hasta sayısı 4’e düşmüştü.  6 ayın ortalaması yüzde 7’ler düzeyindeyken başvurup pozitif çıkanların oranı yüze 10’lara çıktı.  Bu şunu ifade ediyor: ya insanımız  bu işe alıştı ya da umursamıyor. Ama her ikisi de sorumluluklarımızı tekrar gözden geçirmemiz gerektiğini gösteriyor bize. Devlet çaba gösteriyor, sağlık çalışanlarımız fedakarlık yapıyor. Ben, 6 torunumun hiçbirini  öpmüş ve sarılmış değilim.  Çünkü insanlarla iç içe olduğum için bulaştırmaktan korkuyorum. Bu kul hakkına girer. Vatandaşımız maskeye, mesafeye, hijyene dikkat etsin.


“10 BABAYİĞİT ARIYORUZ”

 

Son olarak Diş Hekimliği Fakültesi’ni konuşalım isterim. Fakülte açıldı ama binası inşa edilmedi. Öğrenciler Yıldırım’daki Ağız Diş Sağlığı Merkezi’nde öğrenim görüyor. Fakülte ne zaman inşa edilecek?

 

1992’de kararnamesi çıkmış ama  hayata geçirilememiş bir fakülte. Göreve geldiğimde yeniden ekip oluşturduk.  Daha sonra Sağlık Bakanlığı ile birlikte kullanım anlaşmasını imzaladık. Millevekili Mustafa Esgin’e de teşekkür ederiz. Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi,  112 ünitesi olan, hasta başvuru sayısında Türkiye’de 1 numara olan bir hastane. Her bir hocamıza birer oda tahsis ettiler. Yeni Diş Hekimliği Fakültesi binası yapılana kadar bu hizmeti onlarla yürüteceğiz. Onlar ihtisas hastanesi düzeyine çıkacaklar,  biz de hizmet mekanına sahip olacağız. Bu arada bir mimarlık firmasına proje hazırlattık, Bülent Baydaş hocamızın gayretleriyle. Çok güzel bir proje ortaya çıktı ama 60 milyon liraya ihtiyaç var. Bu kaynağı devlet bütçesinden bulmak mümkün değil. Fakültenin 7 ana bilim dalı var  ve her bloğuna bir iş insanın ismini vermek suretiyle  6’şar milyon verecek 10 babayiğit arıyoruz. Bu proje hayata geçerse, yeşil enerji,  yağmur suyunu değerlendirmek gibi özellikleriyle Türkiye’de başka bir örneği olmayacak. Mimarlık firması da  300-350 bin liralık bedelden feragat ederek, ilk harcı ben koyayım dedi. 3 yıl içinde yapabilirsek ben emekli olmadan açılışını yaparız.  Benden sonra olursa, diğer rektöre açmak nasip olur.  Ama  Bursa’ya yakışır bir fakülte olacak.

FOTOĞRAFLAR: BİRCAN ÖRSEL 

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DİĞER YAZARLAR

TÜMÜ

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X