Mustafa Özdal
Mustafa Özdal

Evde kal ama tüketimden de üretimden de vazgeçme

Koronavirüs etkisinin ne zaman geçeceğine dair farklı görüşler var.

Er veya geç bu illetin de üstesinden gelecek insanoğlu.

Öyle ya, ne kadar inatçı olursa olsun hiçbir virüs insan zekasından daha güçlü değil.

Dün de yazdım asıl endişe ölümlerin artması değil, sağlık sisteminin çökmesi ihtimali.

Bir başka tehlike de virüsün ekonomiye olan etkileri.

Virüsten etkilenen devletler açıkladıkları ekonomik paketlerle, kabusu en az tahribatla atlatmayı planlıyor.

Ne var ki ne kadar güçlü olursa olsun devletlerin kaynakları sınırsız değil.

Kuşkusuz zorunlu haller dışında evden çıkmayacağız ve izole yaşamaya devam edeceğiz.

Ancak bu durum, üretimden ve tüketimden vazgeçirmesin bizi.

İzole yaşam sayesinde virüs bizi öldürmeyecek ama üretip, tüketmezsek bu kez ekonomi çökecek.

O halde bizim, yani yurttaşların da yapması gerekenler var bu zor süreçte.

Mesela, özellikle son günlerde yükünü iyice alan süpermarketler yerine, küçük esnaftan alışveriş yapın, mahalle bakkalından ihtiyacınızı karşılayın.

Dürümcünüzü, kepapçınızı veya ev yemekleri yapan lokantaları ayakta tutmak için onlardan yemek yiyin.

Sosyal mesafa koşuluyla taksileri kullanın, özel halk otobüsleri ve minibüslerle yolculuk yapmaya devam edin.

Yaz geliyor, tatil planlarınızı ertelemeyin.

Hatta hesaplı tatilden yararlanmak için erken rezervasyon yapın.

Unutmayın, siz tatil yapmazsanız on binlerce kişinin istihdam edildiği, binlerce tedarikçinin geçimini sağladığı, çok sayıda tarım üreticisinin ürünlerini sattığı oteller boş kalacak, belki de kapanacak.

Konut ve araç ihtiyaçlarınızı ertelemeyin.

Özellikle inşaat, birçok sektörü ayakta tuttuğu için, konut satışlarının durması binlerce işveren ve işçinin olumsuz etkilenmesine yol açar.

Hasılı, sınırlı da olsa hayat devam ediyor.

Virüsün sağlığımızı da ekonomimizi de etkilemesine izin vermeyelim.

 

Bir günüm nasıl geçiyor?

 

Sabah duşumu alıyor, yağda pişirdiğim 5 yumurta ile 2  domatesten oluşan kahvaltımı ediyorum.

Sade kahvemi içtikten sonra doğru işe.

Evden gazeteye yolculuk bu günlerde çok rahat.

Normal şartlarda aracımla 35-40 dakikada ulaştığım gazeteye, 15-20 dakikada varıyorum.

Yollar bomboş olmasa da trafik hayli akıcı.

Çevre Yolu’nu kullanmadığım için trafik lambalarına da takılmıyorum.

Gazete hayli sessiz.

Günlerdir tek bir ziyaretçi gelmedi.

Yazımı yazdıktan sonra, yine tenha yollardan geçip eve ulaşıyorum.

Geçen pazardan bu yana aile içi görüşmeyi de kestim.

Yani zorunlu haller dışında kendimi izole ettim.

Hafif yiyeceklerle akşam yemeğini geçiştirdikten sonra kitap okuma seansım başlıyor.

Koronanın bana en büyük faydası galiba kitaba daha çok vakit ayırmam  oldu.

Kütüphanemde okunmayı bekleyen kitaplar hızla eriyor.

Ancak kulakları çınlasın değerli yeğenim Yusuf’un (Kaya)  hediye ettiği kitaplarla daha bir aylık stoğum var.

İlerleyen günlerde okuduğum kitapları da yazacağım.

Birkaç saatlik okumadan sonra, evimin önündeki yürüyüş parkında yaklaşık 1,5 saat yürüyorum.

Tek başına yapılan yürüyüşün hiçbir sakıncası yok.

Hatta uzmanlar, salgın günlerinde sosyal mesafeyi korumak koşuluyla yürüyüşü tavsiye ediyorlar.

Yürüyüşün ardından ılık bir duş alıp okumaya devam ediyorum.

Ve gece saat 02,00 sularında hafif müzik eşliğinde uykuya dalıyorum.

Dingin bir yaşamı ne de çok özlemişim.

 

Ruh sağlığınız için 5 öneri

 

-Bilgi kirliliğinin hat safhaya ulaştığı sosyal medyadan mümkün olduğunca uzak durmak.

-Her gece ölüm ve vaka sayısını açıklayan Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca’nın açıklaması için dakikaları saymamak.

-Sıkıcı gündemden arınmak için bol bol kitap okumak.

-Normal şartlarda da tavsiyemdir ama özellikle şu günlerde televizyonun fişini çekmek.

Kedi ve köpeği olanların sevimli yavrularıyla daha fazla vakit geçirmesi, olmayanların en kısa sürede sahiplenmeleri.

 

91 yaşındaki Türk hastalığı yendi

 

Koronavirüsün yaşlı hastalar için daha büyük bir risk olduğunu söylüyor uzmanlar.

Ancak yaşı ilerleyen herkes, yaşamını yitirmiyor bu hastalıktan.

İşte kanıtı:

İngiltere’nin başkenti Londra’da korona virüse yakalanan  İbrahim Özalp, bugün  hastaneden taburcu edilerek kendi evinde karantinaya devam edecekmiş.

İbrahim Özalp’ın yaşı mı kaç?

91!

İleri yaşta olmasına rağmen bağışıklık istemi çok güçlüğü olduğu için hastalığı yenmiş.

Yani, yaş değil, bağışıklık sistemi daha önemliymiş.

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DİĞER YAZARLAR

TÜMÜ

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X