Niyazi Pakyürek
Niyazi Pakyürek

Mora Katliamları

Köşe Yazısını Dinle

Yunan bağımsızlık mücadelesi  1821 yılında başlar. 1821 yılından önceki otuz yılda kitlesel zulüm, katliam ve kıyım olmuştur. Andrew Wheatcroft,” Katliamların Doğu’da değil, Batı’da rastlanılan bir hadise olduğunu, 1821 yılı Paskalya ayında Mora’daki Yunan köylülerin niçin birdenbire, erkek, kadın, çocuk bütün Müslümanları kesmeye başladıklarının izahı olmadığını, Balkanlar’da katliamların Mora ayaklanmasıyla başladığını” söyler.

Whetatcroft,” Batılılar Osmanlıların barbar olduğunu, kültürel bakımdan geri olduklarını kabullenmiş ve inanmışlardır. Batı’nın işlediği barbarlıkları da istisnai haller olarak görüyorlar” diyor. 1799’da Yafa’da Napolyon ordularına esir düşen 2500 Yeniçeri’yi katlettiler ve  Fransa’nın Müslümanları Türklerin sultası altında yaşamaktan kurtardık yalanını söyledikleri gibi.

Mora’da birkaç hafta süren katliam sonucunda yirmi binden fazla Türk, çoluk çocuk demeden Yunan komşuları tarafından öldürülmüşlerdi.  Küçük çiftliklerde veya uzakta tek başına köylerde kendi hallerinde yaşayan Türk aileleri önlerinde aniden beliren Yunanlılar tarafından kesildi, evleri taş üstünde taş bırakılmaksızın cesetlerinin üstüne yakılıp yıkıldı. Ayaklanma başlayınca evlerini terk edip güvenilir diye en yakın şehre kaçanlar silahlı Yunan çeteleri tarafından katledildi.

Küçük kasabalardaki Türk nüfus, evlerinin etrafını barikatlarla çevreleyerek, ellerinden geldiği kadarıyla kendilerin korumaya çalışsa da çok azı yaşayabildi. Bazı yerlerde açlıktan ve saldırganların kendilerine bir şey yapılamayacağı sözü üzerine evlerini terk etiller. Fakat bu verilen sözlerde hiç durulmadı. Erkekler derhal öldürüldü, kadınlar ve çocuklar esir olarak paylaştırıldıktan sonra, sıra gelince onlar da öldürüldü. Elleri sopalı, tırpanlı, tabancalı katil çeteleri Mora’nın her tarafını istila etmiş, Türklerin evlerini yakıyor, yıkıyor yağmalıyorlardı. Çoğu kez bu çetecilerin başında bu kutsal görevlerini daha da iyi yerine getirmeleri için onları teşvik eden papazlar bulunmaktaydı.

Ayaklanmanın başlamasını takip eden birkaç haftanın sonunda Yunanistan’da nüfusun dokuzda birine tekabül edegelen Türk ve Arnavut Müslümanlar, artık yerleşik bir topluluk olmaktan çıkmıştı. Çok sayıda Türk ticari gemisi de ele geçirilmiş, mürettebatları ise ya öldürülmüş ya da denize atılmıştı. Mekke’den dönen ya da Mekke yolunda olan Müslüman hacıları taşırken durdurulup mürettebat ve yolcuları öldüren çok sayıda gemi de vardı. İskenderiye yolunda giden ve çok kıymetli yük taşıyan gemilerden mücevher ve kıymetli metaller ele geçirildiği de olmuştu. Ele geçirilen bir Türk muhribinin toplam 57 kişilik mürettebatı zafer çığlıkları içinde şişelere geçirilerek teker teker plajda kızartılmıştı.

Balkanlar’da asırlarca süren ahenkli süreç bozulmaya başlamış, Balkan Savaşları’ndan önce ve sonra çok acı olaylar yaşanmıştır.

Mora Balkanlar’dan sadece bir örnek. Ama en az Girit kadar acılarla dolu. Osmanlılar için 1912-1913 Balkan Harpleri sonucunda Balkanlar’dan hiç yaşamamışçasına, hiç kök salmamışçasına sökülüp atılmanın siyasi, insani ve toplumsal sonuçları tek kelimeyle korkunç olmuştur.

Aslında 1912-13’te Balkanlar’da gerçekten de ne olup bittiği anlaşılmadan bugünkü Türkiye’nin de anlaşılması; memleketin şuuraltı birikiminin içinden geçilmesi kolay değildir. Bu kavrayışa varabilmek için da birinci şart, harbin siyasi arka planını görebilmektir. Bunu görebilmek için bilmek, bilmek için öğrenmek, öğrenmek için de okullarımıza görev düşmektedir.

(İstifade edilen kaynak. Altay Cengizler- Adil Hafızanın Işığında, Osmanlı’nın Son Savaşı)

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DİĞER YAZARLAR

TÜMÜ

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X