Bir toplumun en önemli değerlerinin başında ahlak gelir. Ahlak olmadığı sürece hiçbir alanda sağlıklı bir düzen kurulamaz. Bunu bir örnekle açıklamak istiyorum. Geçtiğimiz günlerde gıda zehirlenmesi nedeniyle iki kişi daha hayatını kaybetti. Bu, olayın görünen kısmıdır. Görünmeyen kısmı ise daha düşündürücüdür.
İhraç edilen meyve ve sebzelerden, yapılan analizlerde insan sağlığına uygun bulunmayanlar zaman zaman ülkemize geri gönderilmektedir. Bu ürünlerin mevzuata uygun şekilde imha edilmesi gerekirken, bazı durumlarda piyasaya sürüldüğüne dair iddialar kamuoyunda yer almaktadır. Eğer bu doğruysa, bunun bedelini toplum olarak hepimiz öderiz. Bu ürünleri yetişkinler kadar çocuklar da tüketmektedir. Başta süt ürünleri olmak üzere bazı gıdalarda, besin değerini düşüren veya insan sağlığı açısından risk oluşturabilecek katkılar yapılabildiği de zaman zaman gündeme gelmektedir.
Sağlığa zararlı gıdaların tüketimi ise şu sorunlara yol açabilir:
* Kanser riskinin artması
* Sindirim sistemi ve bağırsak sorunları
* Kalp ve damar hastalıkları
* Hormon dengesinin bozulması
* Halsizlik ve genel sağlık durumunun olumsuz etkilenmesi
* Çocuklarda büyüme ve gelişme sorunları
Bunların dışında da birçok sağlık problemine zemin hazırlayabilir. İnsan sağlığını hiçe sayarak bu tür ürünleri piyasaya sürmek, toplum vicdanını yaralayan büyük bir ahlaki sorundur.
İnsanların sağlığını kendi çıkarı uğruna tehlikeye atan bir anlayışın ahlakla bağdaşması mümkün değildir. Unutmayalım ki bir toplumun gerçek gücü, yalnızca ekonomik kalkınmasıyla değil; dürüstlüğü, vicdanı ve ahlaki değerleriyle ölçülür. Ahlakın zayıfladığı toplumlarda hem bireyler hem de toplum zarar görür.
Hep ahlakla kalın…
