Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Olay Haber
Olay E-Gazete
Yursevil Arık
Yursevil Arık

Hayvanlarla yaşayan insanların gizli ortak yönleri

Köşe Yazısını Dinle

Hayvan besleyen hemen herkesin yaşadığı, adeta sessiz bir ortaklık gibi paylaşılan haller vardır. Sanki aramızda görünmez bir bağ oluşuyor ve benzer şeyleri yaşıyoruz. Bu durum o kadar yaygın ki, birbirimizi sokakta görsek çoğu zaman hiçbir şey konuşmadan anlayabileceğimizi düşünüyorum. Çünkü ortak küçük ama çok tanıdık hallerimiz var.

Mesela sürekli tüy temizleyip yine tüy içinde dolaşmaları.. Siyah bir kıyafet giymek cesaret işidir ama yine de vazgeçilmez. Çünkü evden çıkmadan önce son kez bakarsınız, “Tamam temizlendim” dersiniz… Sonra kapıda bir kuyruk size sürtünür ve bütün emek boşa gider. Bir süre sonra insan buna sinirlenmemeye başlıyor.

Mama yerken onları izlemek..Karnı doyan bir canlıyı izlemek neden bu kadar huzur verir bilinmez ama verir. Hatta bazen kendi yemeğiniz soğur ama siz hâlâ onu izlersiniz. Çünkü o an dünyadaki en önemli şey, o minik çıtırtılar gibi gelir.

whatsapp image 2026 05 23 at 145844Evde en rahat koltuğu hayvana bırakmaları.. tartışılmaz bir gerçek. Kendi evinizde misafir gibi oturmayı öğrenirsiniz. Hele bir de  derin uykuya geçmişse geçmiş olsun. Artık o koltuk onun tapulu malıdır.

Dışarıda gördükleri her hayvanla göz teması kurmaları.. Normal yürürken bir anda bütün karakter değişir “Pspsps canııım…” Üstelik bunu yapan insanlar arasında takım elbiseliler, ciddi bakışlı ablalar, sert görünümlü amcalar da vardır. O ses tonu herkeste aynıdır.

Tatilde bile evdeki ve mahalledeki canları düşünmeleri.. sanırım işin en duygusal tarafı. Deniz kenarında otururken aklına evindeki yada apartman önündeki tekir gelen insanlar var bu hayatta. “Acaba su koyan oldu mu?” diye düşünmeden tam anlamıyla dinlenemeyen insanlar…

Bir de klasik cümle vardır “Ben aslında hayvan istemiyordum.” Nedense o cümleyi kuran insanlar birkaç ay sonra evde en bağlı kişiye dönüşür. Önceden “koltuğa çıkmasın” diyen kişi, sonra üstü açık kalmasın diye gece örtü örter.

Sessizce konuşup onları gerçekten anladıklarına inanmaları.. Evde karşılıklı oturup uzun uzun dert anlatılır. Bazen cevap beklenmez. Çünkü insan bazı şeyleri sadece anlatınca hafifliyor galiba.

Eve üzgün gelince ilk onların yanına gitmek.. Kimseyle konuşmak istemediğiniz bir gün bile onların yanına oturmak iyi gelir. Büyük çözümler üretmezler belki ama ortamın havasını değiştirirler. Sessizliklerini paylaşırlar.
En komik tarafı da onları eve alırken kuralları biz koyacağız, düzen bizim olacak sanıyoruz. Sonra yavaş yavaş bazı şeyler değişiyor. Koltuğun bir köşesi kalıcı olarak onlara ayrılıyor.

Yatağın tam ortasında yatmaları normalleşiyor. Eve girince önce onları selamlıyoruz. Çıkarken açıklama yapıyoruz. Tatil planını bile onların düzenine göre ayarlıyoruz.

Derken bir gün fark ediyorsunuz ki evin gerçek sahibi sessizce değişmiş. Ama bunu kavga ederek değil, sinsice ve ustalıkla yapmışlar. Bir bakışla, bir patiyle, bazen sadece gelip yanınıza kıvrılarak…
Bunu fark ettiğinizde rahatsız olmuyorsunuz.
Tam tersine, evin en güzel kısmı hâline geliyorlar.

 

SİSTEMİN İÇİNDE YALIN KALMAK

whatsapp image 2026 05 23 at 145843Son zamanlarda “Bir Tek Hayvanlar Rol Yapmıyor” ve ondan önceki birkaç yazımda İnsanları sürekli eleştirdiğim izlenimi yaratmış olabilirim.

İçinde bulunduğumuz bu sistemin, bu hızın, bu yalnızlık fabrikasının insanları nasıl yavaş yavaş kendi doğalarından uzaklaştırdığını hatırlatmak istedim sadece.

Özünde insanın iyi olduğuna, hâlâ iyi olabileceğine inanıyorum. Sadece şunu görüyorum. Sabah kalkıp maskesini takmak zorunda kalan, duygularını yutkunarak içine gömen, “iyiyim” derken içi kanayan o kadar çok insan var ki… Bunları yazarken amacım insanları yargılamak değil, aksine “Bir dakika dur, biz bu hâle nasıl geldik?” diye sordurabilmek. Farkındalık oluşturmak.

Bir şeyi değiştirebilmek için önce onu görmemiz gerekiyor. Hayvanları örnek veriyorum evet. Çünkü onlar bize en saf hâlimizi hatırlatıyor. Rol yapmıyorlar, sevgi konusunda pazarlık etmiyorlar. Onlarda gördüğüm o yalın gerçeklik, bizim unuttuğumuz bir şeyi gösteriyor diye düşünüyorum. Bu, “insanlar kötü” demek değil,  “biz de bir zamanlar daha yalın, daha içten, daha cesur olabiliyorduk” demek.

Modern hayat bizi çok katmanlı, çok hesaplı, çok korkak hâle getirdi. Sistem bizi buna teşvik ediyor. Rekabet, gösteriş, beğeni, korku, yalnızlık… Hepsi bir arada. Ama bunların hepsinin altında hâlâ o ilk günkü gibi iyi, merhametli, sevgiyle dolup taşan bir öz var.

Bunu kaybetmediğimize inanıyorum. Sadece biraz tozlanmış, biraz yorulmuş, biraz unutulmuş. Kendimizi ve birbirimizi yeniden hatırlamamıza, o tozu silkelememize küçük bir katkı sağlamak istedim. Bazen fazla karamsar, fazla sert çıktıysam ben de bu sistemin içindeyim ve ben de yorgunum.

Hepimiz gibi..


Avatar Seç KAPAT
BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR