Bloomberg’in elde ettiğini iddia ettiği 14 maddelik İran-ABD mutabakat taslağı, taraflar arasında savaşın sona erdirilmesi, yaptırımların kaldırılması ve İran’ın nükleer programına ilişkin kapsamlı bir müzakere sürecinin başlatılmasını öngörüyor.
İran’a uygulanan tüm birincil ve ikincil yaptırımlar kaldırılacak
Taslakta ABD’nin, nihai anlaşma kapsamında İran’a yönelik tüm yaptırımları kaldırmayı taahhüt ettiği görülüyor. Buna Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararları, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu kararları ve ABD’nin birincil ve ikincil yaptırımları da dahil ediliyor.
Ayrıca ABD Hazine Bakanlığı’nın mutabakatın imzalanmasının hemen ardından İran petrolü, petrokimya ürünleri ve bunlarla bağlantılı bankacılık, sigorta ve taşımacılık işlemleri için muafiyetler tanıması öngörülüyor.
Taslak ayrıca İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasını ve İran Merkez Bankası’nın belirleyeceği şekilde kullanılabilmesini de içeriyor. Daha önceki süreçlerde
300 milyar dolarlık fonun kaynağı belirsiz
Taslağın en dikkat çekici maddelerinden biri, ABD’nin bölgesel ortaklarıyla birlikte İran’ın ekonomik kalkınması ve yeniden yapılandırılması için en az 300 milyar dolarlık finansman sağlayacak bir plan hazırlama taahhüdü.
Bununla birlikte metinde bu kaynağın kimler tarafından karşılanacağı belirtilmiyor. Fonun doğrudan ABD bütçesinden mi, Körfez ülkeleri gibi bölgesel ortaklardan mı yoksa uluslararası finans kuruluşları aracılığıyla mı sağlanacağına ilişkin herhangi bir ayrıntı bulunmuyor. Diğer yandan Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mecid Ensari de savaş sonrası İran’ın yeniden inşası için ayrıldığı belirtilen 300 milyar dolarlık çerçeve kapsamında Katar’dan herhangi bir fon ödenmediğini açıkladı.
Ayrıca söz konusu 300 milyar doların hibe, kredi veya yatırım şeklinde mi verileceği de metinde belirtilmiyor.
ABD’nin “kazanımları”
Taslakta İran, bir kez daha nükleer silah üretmeyeceğini taahhüt ediyor.
Taraflar ayrıca İran’ın elindeki yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarının geleceği ve İran’ın nükleer faaliyetlerine ilişkin diğer konuların nihai anlaşmada ele alınacağını kabul ediyor.
Bu madde, Washington açısından mutabakatın en önemli kazanımı olarak değerlendiriliyor ancak taslakta İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen sonlandıracağına veya mevcut tesislerini kapatacağına ilişkin bir hüküm yer almıyor.
Bunun yerine, nihai anlaşmaya kadar İran’ın mevcut nükleer faaliyetlerinde “statükoyu koruması” ve buna karşılık ABD’nin yeni yaptırımlar uygulamama taahhüdü yer alıyor.
Lübnan konusunda Erakçi’nin açıklamalarıyla metin arasında fark var
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, dün yaptığı açıklamada, mutabakatın Lübnan’daki İsrail işgalinin sona erdirilmesini de kapsadığını belirtti ancak Bloomberg tarafından yayımlanan taslak metinde buna ilişkin açık bir ifade bulunmuyor.
Metnin ilk maddesinde yalnızca savaşın “İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, mevcut savaşta müttefikleriyle birlikte, bu Mutabakat Zaptı’nın imzalanmasıyla birlikte, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerde savaşa derhal ve kalıcı olarak son verdiklerini ilan eder.” ifadeleri yer alıyor.
Dolayısıyla taslakta İsrail’in Lübnan’dan çekilmesi, sınır düzenlemeleri veya işgal edilen bölgelerin statüsüne ilişkin herhangi bir hüküm yer almıyor.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz da Lübnan’ın güneyinde işgal ettikleri bölgelerden çekilmeyeceklerini öne sürdü.
Deniz ablukasının kaldırılması ve ABD güçlerinin çekilmesi
Taslak, ABD’nin İran’a yönelik deniz ablukasını kaldırmasını ve İran deniz trafiğinin savaş öncesi seviyelere dönmesini öngörüyor.
Buna karşılık İran da Hürmüz Boğazı ile Umman Denizi arasındaki ticari gemi trafiğinin yeniden normale dönmesini sağlamayı taahhüt ediyor. Hürmüz Boğazı’nın statüsünün savaş dönemi öncesine dönüp dönmeyeceği bilgisi ise yer almıyor.
ABD ayrıca nihai anlaşmadan sonraki 30 gün içinde bölgedeki güçlerini geri çekmeyi kabul ediyor.
Ancak taslakta hangi askeri unsurların çekileceği, çekilmenin hangi bölgeleri kapsayacağı ve bunun Körfez’deki ABD üslerini etkileyip etkilemeyeceği belirtilmiyor.
Nihai anlaşma BMGK tarafından onaylanacak
Taraflar, mutabakatın imzalanmasının ardından en fazla 60 gün içerisinde nihai bir anlaşmaya varmayı hedefliyor. Bu süre karşılıklı mutabakatla uzatılabilecek. Nihai anlaşmanın ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin bağlayıcı bir kararıyla onaylanması öngörülüyor.
Bütün bunlara rağmen İran ve ABD tarafından mutabakat metni resmi olarak henüz paylaşılmadı. İki ülke de mutabakat zaptının içeriğini 19 Haziran’da İsviçre’de resmi törenle imzalanmasından önce kamuoyuyla paylaşacağını duyurmuştu.

