Son günlerde bazı beyaz et üreticisi firmalara yönelik gerçekleştirilen ve kamuoyuna ‘denetim kayyumu’ olarak yansıyan uygulamaları değerlendiren Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Melike Baysal, yaşananların yalnızca birkaç şirket üzerinden değil, Türkiye’nin hayvancılık politikaları ve gıda güvencesi perspektifinden ele alınması gerektiğini söyledi. Son 40 yıldır uygulanan neoliberal ekonomi politikalarının tarımsal üretimde kamusal planlamayı zayıflattığını, üretim maliyetlerini artırdığını ve Türkiye’yi birçok alanda ithalata bağımlı hale getirdiğini savunan Baysal, kırmızı et başta olmak üzere hayvansal gıda fiyatlarının yükselmesinde; artan yem, ilaç, işçilik maliyetleri, yem hammaddelerinde dışa bağımlılık ve plansız üretim politikalarının rol oynadığını kaydetti. Gelişmiş ülkelerde kırmızı et ile beyaz et arasında yaklaşık 1’e 4 oranında bir fiyat dengesi bulunduğunun altını çizen Baysal, Türkiye’de ise kırmızı et fiyatlarının birçok bölgede 800 TL’nin üzerine çıktığını, beyaz et sektörüne yönelik her türlü müdahalenin yalnızca fiyat perspektifiyle değil, gıda arz güvenliği açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Kanatlı sektörünün yalnızca üretici firmalardan oluşmadığını vurgulayan Baysal, damızlık işletmelerinden yem sanayine, yetiştiricilerden veteriner hekimlere kadar yüz binlerce kişiyi ilgilendiren stratejik bir üretim alanının söz konusu olduğunu kaydetti.
“BU SEKTÖR TÜRKİYE’NİN EN ORGANİZE HAYVANCILIK ALANLARINDAN BİRİDİR”
Veteriner hekimler tarafından yürütülen biyogüvenlik uygulamaları, hastalık kontrol programları ve gıda güvenliği denetimleri sayesinde sektörün Türkiye’nin en organize hayvancılık alanlarından biri olduğunu ifade eden Baysal, “Rekabet kurallarına aykırı uygulamalar varsa elbette hukuk çerçevesinde araştırılmalı ve gerekli işlemler yapılmalıdır. Ancak üretim maliyetlerini ve sektörün yapısal sorunlarını göz ardı ederek yalnızca idari müdahalelerle fiyatların kalıcı olarak düşürülebileceğini düşünmek gerçekçi değildir. Türkiye’nin ihtiyacı kayyum uygulamaları değil; üretimi artıran, yetiştiriciyi koruyan, yem maliyetlerini azaltan ve vatandaşın kaliteli proteine erişimini güvence altına alan sürdürülebilir hayvancılık politikalarıdır” diye konuştu.
‘Tavuk eti en önemli protein kaynaklarından biri’
Protein tüketiminin bir lüks değil, temel bir halk sağlığı gereksinimi olduğuna dikkat çeken Baysal, “Çocukların sağlıklı büyümesi, yaşlıların yaşam kalitesinin korunması ve toplumun yeterli ve dengeli beslenebilmesi için hayvansal protein kaynaklarına erişim büyük önem taşıyor. Bugün milyonlarca vatandaşımız için kırmızı et ulaşılması güç bir ürün haline geldi. Buna karşı kanatlı eti, ekonomik ve erişilebilir olması nedeniyle toplumun en önemli protein kaynaklarından biridir” dedi.
