Mehmet Ali İnan yazdı; Onca Yoksulluk Varken

Olay Medya İcra Kurulu Başkanı Mehmet Ali İnan, bu haftaki köşesinde Émile Ajar’ın ‘Onca Yoksulluk Varken’ isimli kitabını değerlendirdi…

Mehmet Ali İnan yazdı; Onca Yoksulluk Varken

İnan, yazısında şu ifadeleri kullandı:

Alfabeyi ilkokul birinci sınıf öğretmenim İbrahim Alper öğretti. Çok istekli olmalıyım ki, emsallerimden (6 yaşında) bir yıl önce, zorla kaydettirmiştim okula kendimi.

Okumayı söker sökmez haftada bir gelen gazeteyi okuma çabam bugün bile hafızamda.

Çok sevdim okumayı. Küçük hikayelerle başlayan okuma aşkım onca yaşadığım acı ve sıkıntılara karşın hiç azalmadı.

İlkokul beşinci sınıfta bir arkadaşımla ortak kütüphane kurmuştuk. Kütüphane dediğime bakmayın, düğünlerde, cenazelerde gelen insanlara, yaklaşık 5 kg. lokumun konduğu ağaçtan yapılmış sandıklardan yaptığımız küçük sandığı kastediyorum.

Böyle başladı okuma aşkı ve kitap sevdası.

Oğuz Özdeş’in tarihi serüven romanları ilk ciddi okumalarım. Kemalettin Tuğcu serisi ise beni bambaşka bir yola soktu.

Türk Klasikleri, Rus Klasikleri ve Batı Klasikleri ile doldu hem zihnim hem kütüphanem.

Neredeyse hemen her hafta 2-3 kitap alıyorum.

Kitabın içeriğine ve sayfa sayısına göre 10-15 günde bir kitabı bitiriyorum.

Son on yıldır okuma tercihim için dünya edebiyatının önemli ve çok değerli izler bırakmış olan yazarların eserleri.

Onca Yoksulluk Varken’de öyle bir kitap.

Kitabın yazarı Émile Ajar. Ancak çok ilginç bir hikayesi var yazarın.

Asıl adı Romain Gary’dir. Önceki yazılarımı okuyanlar bilecektir, aynı yazarın Cennetin Kökleri adlı romanı üzerine de yazmıştım. Bu kitabı ile Goncourt Edebiyat Ödülü’nü alır Émile Ajar.

Başka kitapları da yayınlanan yazar, edebiyat eleştirmenlerince, yazınsal üretiminin durma noktasına geldiğini ileri sürerler.

İşte bu eleştirilere yanıt olarak Émile Ajar mahlasıyla Kral Salamon’un Bunalımı ve Yalan – Roman’la bu kez aynı eleştirmenlerden övgü dolu yorumlar alır.

1975’te çıkan Onca Yoksulluk Varkenle edebiyat dünyasında eşine az rastlanır bir durum yaşanmasına neden oldu: Goncourt Edebiyat Ödülü’ne ikinci kez değer görülen tek yazar oldu. Ama ödülü geri çevirdi.

Biraz da kitap üzerine söz edeyim…

Doktor Katz saçlarımı okşadığında kendimi daha iyi hissediyordum. İşte, tıp bunun içindir.Bu cümle bile yazarın felsefi derinliğini anlamaya yetiyor.

On yaşında, Arap bir çocuğun gözünden Paris’in göçmen semtlerindeki yaşamı oldukça duyarlılıkla anlatıyor yazar.

Benim adım Muhammed ama herkes beni iyice küçük göstermek için Momo der.

Onca Yoksulluk Varken romanının kahramanı bu çocuk… Cezayirli bir anne ve babadan. Ne yazık ki, üç buçuk yaşından beri anne ve babasını görmemiştir. Bir daha da görmeyecektir.

Anne vücudunu satarak yaşamını kazanmakta. Baba da annesiyle birlikte yine Kuzey Afrikalı 3-4 kadına, zepevenklik yapmaktadır. Yazar Momo’nun ağzından kitapta pezevenk sözcüğünü zepevenk olarak yazmış. Ben bunu yazarın bilinçli olarak seçtiği kanaatine vardım. Çünkü esprili gibi ama anlatımda çok etkili…

Kitabın kahramanı Momo, kendini şöyle anlatır:

Uzunca bir süre Arap olduğumu bilmedim, zira kimse bana küfretmiyor, hakaret etmiyordu.

Senegal, Nijerya, Cezayir ve Fas gibi ülkelerden gelmiş ve bedenini satan kadın ve erkeklerin yaşadığı bir semtte geçen olaylar üzerine kurulmuş hikaye.

Belli bir yaşa gelen kadınların, gözden düşünce, gayri meşru çocuklara bakıcılık yapmaya mecbur kalıyorlar. Momo da Madam ROSA’nın evine bırakılan o çocuklardan biri.

Madam Rosa, Polonya’da Yahudi olarak doğmuş, kendini Fas’ta Cezayir’de satmış. İkinci Dünya Savaşı’nda Nazilerce Almanya’ya götürülmüş, orada büyük acılar yaşamış, işkenceden geçmiş.

Madam Rosa’nın evinde yedi – sekiz çocuk vardır. İçlerinde en akıllı ve özel biri Momo’dur. Madam Rosa’nın evindeki bizler, neredeyse hepimiz orospu çocuğuyduk. Böyle anlatıyor Momo kaldığı yeri.

Madam Rosa, onu hep yanında tutmak yalnız kalmamak için yaşı 14 olduğu halde, ona hep on bir yaşında olduğunu söyler.

Momo’yu en çok etkileyen biri de, Mösyö Hamil’dir. Görmüş geçirmiş adam olan Hamil, seyyar halı satıcılığı yapmış biri. Victor Hugo hayranı. Onun Sefiller romanını kutsal bir kitap gibi, Kuran’ın yanında tutar her zaman.

Momo’da, ileride mutlaka Sefiller gibi bir kitap yazma duygusuna Mösyö Hamil’in bürosunda kapılmıştır.

Olay Medya İcra Kurulu Başkanı Mehmet Ali İnan’ın yazısının tamamı için tıklayın…

HABERİ PAYLAŞ
ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X