1. YAZARLAR

  2. Niyazi Pakyürek

  3. Müslümanlar hep oradaydı
Niyazi Pakyürek

Niyazi Pakyürek

Yazarın Tüm Yazıları >

Müslümanlar hep oradaydı

A+A-

Avrupa’ya karşı biz iki yüz yıldır aşağılık kompleksi yaşıyoruz. Yaşadığımız bu duygu öyle az buz değil. Eğitimden kültüre, tarihten tüketime kadar her tarafımızı kontrol altına almış bir durumdan söz ediyorum. Bizim bu durumumuz gerçeği ne kadar yansıtıyor? Alev Alatlı çıkan son kitabında buna değiniyor:

“Doğu-Batı ayrımının uluslararası kullanımdan kalkmasını, ille de bir ayırım gerekiyorsa, bunun yerine ‘aydınlanmanın tezgâhından geçmiş olanlar’ ve ‘aydınlanma tezgâhından geçmemiş olanlar’ şeklinde bir kriterin getirilmesi gerektiğini savunuyorum. Zira yerkürede “Doğu” diye bir coğrafya varsa bile biz orada yaşamıyoruz.

Hıristiyan Avrupa eski Yunan’a Rönesans’la döndü ama Müslümanlar hep oradaydı. El Kindi, Aristo ilahiyatını daha 800’lü yıllarda Arapçaya çevirmişti. “Falsofa Aristotalis”in Türküstanlı yazarı Farabi (Ö. 951) geriye bıraktığı 39 kitabında Aristo’yu anlatır. Dünyada felsefe tarihinde isim yapan ilk Türk olduğu söylenen Farabi’nin, Aristo’nun “Fizik”ini kırk kere”de Animayı (Ruha Dair) iki yüz kere okuduğu kaydedilmiştir. Eski Yunan, İslâm medeniyetinin kökeninde yer alır.

İslâm felsefesinin de “Helenleşmesi” daha MS 830’da Bağdat’ta kurulan Hikmetevi ile başlar. Beyt-ül Hikmet Bilimler Akademisi yirmi yıl içinde Eflatun’un, Öklid’in, Hipokrat’ın ve diğer Yunan filozoflarının tüm eserlerini çevirmiştir. Müslüman âlimler, Aristo’yu “Hace-i evvel” lakabı ile benimserler. Hazretin “Metafizik” isimli eseriyle büyüdüğünü söyleyen en yaman eleştirmeni İbni Sina’nın ( 980-1037) gözünde “Bilenleri Ustası!”dır Aristo. “Kanun adlı eserinde”, “Hace-i evvel” diye anar.

…Daha 750’lerde Mutezile mezhebi de oradadır. Mutezile Harun Reşit (763-809) ve oğlu Memun’un Müslüman düşüncesini “Helenleştiren” mezhebi olarak bilinir. İslâm’ın daha muhafazakâr yorumcuları tarafından yadırganan bir akımdır ama kâinata dair bazı şeylerin “ilkesel olarak bilinemez” olduğunu “matematik formatında” kanıtlayan kuantum fizikçisi Werner Heisenberg’in öncüsü sayılırlar. Fuzzy vakanüvisleri öyle derler.

Sonra büyük matematikçi kindi (Ö.873) var. “Feyleset-ül Arab” El Kindi Pisagor matematiğini bütün bilimlerin temeli olarak benimseyen, tıp, ecza ve müziği matematiğe döken dehadır. Sonra ortaçağın tartışmasız en büyük matematikçisi El Beruni (973-1048) var. Sonra Muhammed İbn Musa el- Harizmi (Ö. 850) var ki, dünyaya cebiri armağan eden adamdır. Bunu bizden başka herkes bilir.

Özetle, İslâm düşüncesi, Aristo’nun başını çektiği Yunan felsefesini temel almakla birlikte, Yunan düşüncesine getirdiği eleştiriler, doğrultmalar, iyileştirmelerle büyür.

İbni Sina, Farabi ve el Gazali gibi Aristo’nun mantığını iyileştiren, dönüştüren mantıkçıların “Hace-i evvel” in düşünce esaslarını Avrupa’ya tanıtarak, Rönesans’ın doğmasında ‘merkezi bir rol’ oynamış olmaları da tarihin bir başka cilvesidir.

Hasılı, bir Doğu dini değil, Batı dinidir İslâm. Kadim Yunan felsefesinin kilidini açmış, hazineleri Avrupa’nın kullanımına sunmuştur. “Doğu” dinleri diye bir şey kaldıysa şayet, Budizm’de, Şinto’da, Zen’de aranması gerekir.

Alev Alatlı-“Ben böyle düşünüyorum!” demekle olmuyor. Everest Yayınları.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.