“Bu, gündeme ne kadar girdi? Neden? Biz ortak değerlerimizi kaybettik. Kişisel bakıyoruz. Birine kızıyorsak onu yok ediyoruz. Hakan’ın Türk futbolunun çok önemli değerlerinden biri olduğunu düşünüyorum. Uluslararası ödül alan bu oyuncuyu biz ürettik. Ürettiğimiz oyuncuya sahip çıkamıyor, bunun başarısını paylaşmıyoruz. Çünkü bir hesap görüyoruz. Hep kelle istiyoruz. Bunları düzeltmemiz gerekir. Bunları düzeltmezsek hiçbir yere varamayız. Bugün milli takımın başarısızlığına ne kadar üzülüyorsak, Hakan Şükür’ün aldığı ödüle de sevinip gurur duymalıyız. Tıpkı geçmişte başarıyı yakalamış milli takımlarımız gibi. 2008 yılında 2002 yılında bu milli takımlarımız başarılı oldu. Alınmayan sonuçlar üzerinden antrenörü değiştirerek sonuç aramak doğru değil. Antrenörün daha iyi çalışmasını sağlayarak sonuçlar alabiliriz. Biz bunu değiştirme üzerine kurduk ve bütün antrenörler de korkarak çalışıyor. Üretken olamıyor. O yüzden bu yapısal reformları yapmadan bu işler düzelmez. Sevinci ve üzüntüyü paylaşmayan bir millet haline dönüştük. Etrafımızda savaşlar var. İçimizde bizde de gerginlik var. Bu gerginliği nasıl çözeceğiz? Biz çözeceğiz. Başkası çözmeyecek. Ama biz bir araya geliyor muyuz? Hayır. Samimiyet ve iyi niyeti kaybettik. Bu futbolda da böyle. Birleşik kaplar içinde hepimiz birbirimizden etkileniyoruz. Havuzun içindeki balıklar düşünün, eğer su kirliyse ne kadar sağlıklı balıklar da havuza atsanız, balık bundan etkilenecektir. Biz bu havuzun içindeysek havuzun suyu da düzeltmek gerekir. Kirli suyu değiştirmek gerekir”
