Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Olay Haber
Olay E-Gazete
Dr. Mehmet Gülal
Dr. Mehmet Gülal

Kader gayrete aşıktır, ama kaderimizin iki sevgilisi daha varmış…!

Köşe Yazısını Dinle

Tıp fakültesini okurken (1960-1967) Prof. Dr. Süheyl Ünver hocamız vardı. Kültür, sanat deryası, güzel ahlak timsali, insan-ı kâmil bir hocamızdı. En büyük özelliği, çok çalışkan, üretken, duyduğu okuduğu değerli her şeyi yazar not ederdi…

Yakın arkadaşı, dostu olan Prof. Ahmet Güner Sayar hoca, bir gün 87 yaşındaki Süheyl hocayı evinde ziyarete gelir. Bakıyor ki 87 yaşındaki Süheyl hoca yine bir şeyler yazıyor. Selamlaşmadan sonra, Ahmet Güner hoca

* Maşallah Süheyl hocam, Azrail seni unuttu diyor

* Süheyl hocamız gülerek, yok unutmadı 15 gün evvel geldi oturduk konuştuk

* Ahmet Güner hoca gülerek, ne konuştunuz..?

* Azrail aleyhisselam bana dedi ki; “Bak Süheyl hoca, bir dahaki geldiğimde, seni boş otururken görürsem hemen götürürüm” dedi

Prof. Ahmet Güner hoca, yakın dostu Süheyl Ünver hoca ile ilgili; “SÜHEYL ÜNVER’LE SOHBETLER” adıyla 2021 yılında 650 sayfalık bir kitap yazmıştır… Bu kitaptan aldığım 10 tane kelâm-ı kibarla sohbetime devam ediyorum.

* Dışın âlemle beraber, işin Allah’la beraber olsun

* İnsan büyük adam olmalı, ama büyük adamım diye ortaya çıkmamalı

* Kendinizden bahsetmeyiniz, eseriniz konuşsun

* Bu kabiliyet bende yok demeyin, Allah-u Teâlâ’nın gücüne gider

* Kıskanmanın bir akıl hastalığı olduğunu unutmayın

* Emeklilik pek hoş bir şey ama çalışanlar için

* Başkalarının iyiliğini istemek en büyük meziyettir,

* Çok susan çok bilir. Az bilen çok konuşur.

* Bugünün değil, yarının meşhuru olun

* Kader, gayrete aşıktır

Kaderimiz gayretimize aşıktır sözü çok değerli ve yerindedir. Ama kaderimizin aşık olduğu iki sevgilisi daha var..! Onların hikâyesini anlatacağım.

1960 yılında lise mezunu oldum. Üniversite için Ankara Hukuk fakültesine, İstanbul’da da Tıp fakültesine müracaatlarımı yaptım. O zaman her fakültenin imtihanına ayrı ayrı giriliyor. Ankara Hukuk fakültesini kazandım, kaydımı yaptırdım. İstanbul Tıp fakültesini çok istiyordum ama kazanamadım. Ankara’da kaldığım yer ve imkanlarım çok zor, ama severek Hukuk fakültesi okuyorum… İki ay sonra İstanbul Tıp fakültesi yedek liste yayınlamış. Liseden arkadaşım Şerif Düdükçü, benim tıp fakültesini kazandığımı görünce sevinip bana durumu telgrafla bildirdi.

Çok heyecanlandım, sevindim. Hemen dersten çıktım. Seviniyorum ama bugün son günmüş, ben ne yapabilirim ki, aklıma hiçbir şey gelmiyor. Kızılay’a doğru yürürken, bizim liseden arkadaşım Yusuf’u gördüm ve çok sevindim.

* Selamlaşıp, sarıldıktan sonra, Yusuf’a durumu anlattım. Telgrafı gösterdim.

* Yusuf, Mehmet hemen postaneye gidip İst. Tıp Fakültesi dekanlığına telgraf çekmelisin.. Bak postane şurada, gel beraber gidelim. Postaneye vardık.. Telgrafı Yusuf yazdı… İstanbul Tıp Fakültesi dekanlığına, Fakültenizin imtihanını kazandığımı bugün öğrendim, bugün son günmüş, hareket halindeyim, hakkımın korunmasını saygılarımla arz ederim.

Hemen o akşam İstanbul’a hareket ettim… Saat 8’de Tıp fakültesi dekanlığındaydım… Saat 9’da, fakültenin sekreterinin odasına girdim. Durumumu anlattım… Oğlum biz bu yedek listeyi ilan edeli bir ay oldu… Olmaz dedi… Olmaz ise olmaz Ankara hukukta okuyorum düşüncesiyle, Dekan beyin odasına girip, selam verdim, anlatırken baktım ki dekan beyin masasının üstünde telgrafım duruyor..

* Dekan bey, hoş geldin evladım, git kaydını yapsınlar dedi.

Demek ki kaderimizin, sevdiği aşık olduğu, sormaya, araştırmaya, istişareye ihtiyacımız varmış.

İstanbul Tıp fakültesine kaydoldum.. Çok mutlu ve sevinçliydim. Ama Tıp fakültesi öğrencisi olacak bir alt yapıya sahip değildim. Kitaplarımın hepsini temin edemiyordum… En büyük yardımcılarım arkadaşlarımdı… Üç gün arka arkaya patoloji laboratuvar çalışmalarına katılamamıştım. Patoloji hocamız beni çağırdı.. Hocama durumumu anlattım. Kitaplarımı temin edemiyorum, yeterli harçlığım, rahat ders çalışma imkanlarım yok dedim…

Hocamız çok kızdı, laboratuvar çalışmaları için sana imza vermeyeceğim, bir sene okula devam edemeyeceksin, bir sene sonra gelip bu laboratuvar çalışmalarını tamamlarsan sana imza veririm.

* Hocam lütfen bana yardım edin diye yalvardım, ama hocam maalesef hiç oralı olmadı.

Ramazan ayındaydık, oruçluydum, ağlaya ağlaya Eyüp Sultan hazretlerini ziyarete gittim, dua ettim yalvardım… Camisinde öğlen namazımı kıldım… Namazdan sonra cami boşaldı.. Ben çaresiz caminin içinde tek başıma otururken, birisi geldi boynuma sarıldı.

* Evladım bende Rabbime dua ettim “Ya Rabbi bu delikanlı ne istiyorsa ver” diye. Kalktım elini öptüm, nur yüzlü, sarıklı bir hacı amcaydı.

* Bana tebessüm ederek, oğlum bana MEDİNELİ HACI OSMAN EFENDİ derler (Hacı Osman Akfırat).

Ertesi günü fakülteye, hocamın sekreterinden defterimi almaya gittim… Defterimi alıp açınca, hocam devam edemediğim laboratuvar çalışmalarını imzalanmış görünce.. Ben sevinçle hocam İMZALAMIŞ diye bağırdım. Sekreter hanım da imzaları görünce “oğlum ben 29 senedir hocamızın sekreterliğini yapıyorum. İlk defa böyle bir şey yaptığını gördüm. Ben de şimdi bendeki kayıtları düzeltirim, yoluna devam et, mübarek olsun. Bu olaydan sonra, bir ay içinde 242 lira bursum çıktı, vakıflar yurdunda yer buldum. Hiç bir gün, kaybım olmadan Altı yılda Tıp fakültesinden mezun oldum. KADERİMİZİN çok önemli bir dostu, sevgilisi de yapılan DUA ve DUALARMIŞ.

Özellikle anne ve baba duası, Rabbimizin razı olup sevdiği Ve’li kullarının duası.


Avatar Seç KAPAT
BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR