İhsan Aydın
İhsan Aydın

Devlet bunların hesabını sormalı

Köşe Yazısını Dinle

Haftasonu ajanslara düşen katliam haberleriyle sarsıldık.

13 silahsız devlet görevlisi, 6 yıldır tutuldukları mağarada bölücü terör örgütü mensupları tarafından enserlerine kurşun sıkılarak katledildi.

Aralarında iki istihbarat görevlisi, asker ve polislerin de bulunduğu yurttaşlarımız, bölücü örgüt mensupları tarafından öldürüldü.

İçimiz yandı.

Türk Silahlı Kuvvetleri GARA’da yürüttükleri operasyon sırasında katliamı gerçekleştiren teröristlerden intikamını aldı ama 13 vatan evladını kurtaramamak içimize büyük bir yara bıraktı.

Bölücü terör örgütü köşeye sıkıştıkça, ses getiren ve Türk halkı üzerinde psikolojik etki bırakan sansasyonel eylemlere yöneldi.

Türkiye’de büyük bir üzüntüye yol açan katliam için şimdi 6 yıldır bölücü terör örgütünün tuttuğu 13 görevlimizin niçin alınamadığı ve bir istihbarat zafiyeti olup olmadığı sorgulanıyor.

Elbette, bunlar tartışılacak ama içimizde bölücü terör örgütüyle iş tutan kişi, kurum ve kuruşların, STK’ların, siyasi partilerin bunda hiç sorumluluğunun olup olmadığı sorgulanmayacak mı?

Ülkemizdeki kimi siyasetçilerin, milletvekillerinin, meslek odası yöneticilerinin, akademisyenlerin fütursuzca destek verdiği ve devletin bunlara hiçbir şey yapamadığı ortamda bölücü örgüt de kana doymuyor.

Kundaktaki bebeği bile katledecek kadar vahşileşen bir örgütün içimizden destek görüyor olması düşündürücü.

Bölücü terör örgütü yurtdışından 50 yıla yakındır ülkemizin başına musallat edilmiş bir maşa. Binlerce yurttaşımız, güvenlik görevlimiz bu acımasız örgüt tarafından şehit edildi. Bölgede yaşayan halk teröristler yüzünden yerinden yurdundan oldu.

Devlet terör ve teröriste mesafe koyamayan, bunların amaçlarına hizmet eden ne kadar şahıs, kurum ve kuruluş varsa gözünün yaşına bakmadan hesabını sormalı.

Teröre ve ona destek olanlara asla müsamaha gösterilmemeli.

Yurttaşın güvenliği tehlikedeyken, Avrupa Birliği’nin ya da bir başka devletin ne diyeceğinin bize göre bir hükmü olmamalı.

Türkiye teröre açık açık destek veren ülkelere ültimatomunu vermeli, gerekirse ilişkilerin askıya almalı.

Yoksa, daha çok yurttaşımızı, görevlimizi bölücü hainlere kurban vermeye devam ederiz.


Ba
şkan Aktaş’
tan yol kaplanlarına teşekkür

Son 2-3 gündür kar alarmı için bütün belediyelerimiz teyakkuzdaydı.

Şüphesiz, kentin tüm mahallelerinin ulaşım ağının açık tutulmasında en büyük yük Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne düşüyor.

Büyükşehir’in iş makineleri kent merkezi ve kırsalda hiç boş kalmadı. Kırsaldan da kapalı yol şikayeti yok gibiydi.

Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş da, karlı kış günlerinde kırsal ve kent merkezindeki yolların açık tutulmasında büyük emekli olan Ulaşım Daire Başkanlığı’na bağlı Yol Şube Müdürlüğü ekiplerine baklava ile teşekkür etmiş.

Büyükşehir çalışanları için moral olacak bir davranış.

Bu fotoğrafı görünce, yıllar evvel benzer bir teşekkürü Büyükşehir’in merhum başkanlarından Teoman Özalp’in yaptığını hatırladık.

Özalp, Teferrüç semtinde yol açan belediye çalışanlarına tahin helva ikram etmişti. Belediye muhabiri olarak bizim de şahit olduğumuz o anlarda belediye çalışanları başkanın davranışından memnun kalmışlardı.


PTT kendini savundu: İncil yasaklı kargo değil

Sütunlarımızın takipçileri hatırlar. Kısa bir süre önce telefonumuza gelen mesajla adımıza PTT tarafından bir kargo teslim alındığı bildiriliyordu.

O kargo elimize ulaştığında ise bunun bir misyonerlik faaliyeti olduğunu görmüştük.

‘Devlet kargosu eliyle misyonerlik cüreti’ başlığıyla köşemize taşıdığımızı bu konuya PTT Bursa Başmüdürü Hüseyin Salman’dan dün bilgilendirme geldi.

Salman, şirketlerinin Kişisel Verilerin Korunması Kanunu çerçevesinde hak ve yetkiye sahip kişi veya kuruluşlar dışındaki 3. şahıslara adres, telefon numarası vb. gibi bilgileri kesinlikle vermediğini hatırlattı.

Bizim PTT için böyle bir iddiamız yoktu zaten. Göndericinin o bilgilere nereden sahip olduğunu sormuştuk.

Salman ayrıca şirketlerinin sadece posta yoluyla gönderilmesi, kabulü yasak maddeler dışında kalan gönderilerin taşınmasından sorumlu olduğunu da bildirdi. Salman açıkça, misyonerlerin kargo yoluyla İncil göndermelerinin şirketleri açısından kabulü ve taşınması yasaklı maddeler içinde olmadığını vurguladı.

Bu durumda, bir şekilde yurttaşın kişisel bilgi ve adreslerine ulaşan misyonerlik kuruluşları, PTT kargo aracılığıyla faaliyetlerini sürdürebilecekleri anlaşılıyor.

Ne diyelim?

Biz yaşadığımızı anlattık. Meğer bu devletin kargo şirketi açısından sakıncalı değilmiş.

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DİĞER YAZARLAR

TÜMÜ

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X