Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Olay Haber
Olay E-Gazete
İlhan Ateş
İlhan Ateş

Macar Dansı – 15

Köşe Yazısını Dinle

Üçümüzün de otobüse baktığı bir sırada Rita göründü kapıda; renkli bol desenli iç açıcı giysisiyle tam bir zıtlık oluşturan somurtkan yüzü etrafa sanki negatif ışınlar yayıyordu. Ağzında sigara indi aşağı, ruh gibi yürüyüşüyle bizden aksi yönde elli metre kadar ilerledi,  banklardan birine oturdu. Diğerleri de iner diye bekledik ama başka inen olmadı. Ne yapmam gerekiyordu, soru buydu. Hiçbir şey yapmadan beklemenin bir çözüm getirmeyeceğini düşündüm. Sorunu konuşarak çözmeye çalışmaktan başka bir seçeneğim yoktu. O inançla kalktım, yavaş adımlarla Rita’nın yanına gittim. Önünde durduğum halde beni fark etmemiş gibi yaptı, sigarasının dumanlarını üfleyerek ilerde sabit bir noktaya bakmayı sürdürdü.

​“Rita, amacım sizi üzmek değil, beni yanlış anlama lütfen,” dedim. Sesim pürüzlü çıkmıştı. Duygularıma egemen olamadığımı hissettim.

​“Ama sen neden her şeye hayır diyorsun?” dedi bakışlarını yerden bana çevirerek. Bu sinirli halinde bile ela gözleri esmer teninde çok güzel görünüyordu.

​“Rita, keşke arabada arıza olmasaydı, keşke kurtuluş günü törenleri nedeniyle trafik kesilmeseydi de sizi Heykel’e otobüsle götürseydik. Hepiniz gençsiniz, on beş yirmi  dakikalık bir yürümeyi niye bu kadar sorun yapıyorsunuz gerçekten anlamış değilim !” dedim ikna edici olmaya çalışarak.

​“Ama neden çarşıda inmedik, biz orda inmek istiyorduk?”

Bir kez daha bu soruyu duyunca bir an içimin  matkapla delinmekte olduğu duygusuna kapıldım. “Allahım bana sabır ver, iki neden var ama bir türlü anlamıyor, inanmıyor! Nasıl bir insan bu! Sürekli aynı şeyi söylüyor, obsesyon veya takıntı dedikleri şey bu işte !” dedim içimden. Sonra:

​“Budapeşte şehir merkezinde trafik hiç kesilmez mi? Kendi otobüsünüz arızalanırsa onu tamir ettirmeden mi yola devam edersiniz ?” diye sordum meydan okurcasına. 

​“Ben seni anlıyorum ama sen neden beni anlamıyorsun?” dedi Rita ağlamaklı bir sesle.

​“Asıl sen beni anlamıyorsun ! Lütfen birinci soruma yanıt ver. Budapeşte’de hiç trafik kesilmez mi?” diye sordum ikinci kez. 

Soruma yanıt vermedi. Bakışlarını yere doğru çevirdi, sabitce bir noktaya bakmaya başladı. Ama sanki biraz yumuşamış gibiydi, öyle bir izlenim edindim. Bunun doğru olup olmadığını test etmek istercesine konuştum :

“Bak, yirmi dakikadır burda duruyoruz. Beklemeyip yürüseydik şimdi çarşıdaydık. İnin ki şoför kapıları kapatıp parça almaya gitsin. Birazdan trafiğin kesik olduğunu görünce zaten bana hak vereceksin. Benim amacım sizinle zıtlaşmak değil.”

Herhangi bir yanıt vermeden kalktı ayağa, yavaş adımlarla otobüse doğru yürüdü. Belirsizlik içinde olmak beni yormuştu, o nedenle oturdum banka,  içimden “Nelerle uğraşıyorum ya, her gün bu ekibin çıkardığı sorunlarla uğraşmak zorunda mıyım?” diye söylendim. Yanıma doğru gelmekte olan Muammer’e bakarken otobüsten inen kız ve oğlanları gördüm. En son Gabor ile Rita indi. Bu az da olsa beni rahatlattı. Toplu olarak stadın yanından Altıparmak caddesine çıktık, Heykel’e doğru yürümeye başladık. Belli bir noktadan sonra trafiğin kesilmiş olduğunu görünce Rita’nın bir şey söyleyip söylemeyeceğini merak ettim. Söylemediğini görünce Gabor’un da dikkatini çekecek şekilde  kesilmiş trafikten bahsettim. Özür dileme yerine geçecek hiç bir söz söyleme gereği duymadılar. Atları ve özel kıyafetleriyle tören alanına giden on kişilik bir grubu, elleri bayraklı çiftçileri taşıyan kamyonetler sonra bir okul bandosu takip etti. Yol kenarında biriken kalabalıktan ara ara alkış sesleri yükseliyordu. Ulucami önlerine gelince kalabalığın daha da arttığını gördüm. Kapalı Çarşı’ya girdiğimizde ekipte bir kopma oldu. Herkes bir köşeye dağıldı. Ekibi bir arada tutmaya çalışmanın, ikide bir uyarıda bulunmanın özgürlüklerini kısıtlamak gibi bir şey olacağını düşündüm. Gabor ile Rita’nın umursamaz davrandığı yerde benim onların peşinde koşmam işgüzarlıktan başka bir şey olmazdı. Bu nedenle Rita’ya dönerek:

​“Saat üçte Kültürpark Açık Hava Tiyatrosu’nda toplanmamız gerekiyor. O saate kadar yanınızda olmamı ister misiniz?” diye sordum. Rita,  Gabor ile kısa bir değerlendirme yaptı, sonra:

​“Hayır, herkes dönüş yolunu biliyor, biz ayrı gezmek istiyoruz,” dedi.

Beş altı kişilik bir grup halinde onlar çarşıda yürümeye başladılar. Muammer bir süre onların arkasından baktı, bir şey söylemeden kafasını salladı. Sonra bana dönerek :

​“Koruyacağım kimse kalmadı. Bir araya gelene kadar da hayli zaman var. Bundan istifade ben bizim akrabaları bir ziyaret etsem nasıl olur? Çoktandır uğrayamadım, hep sitem ediyorlar,” dedi soran bakışlarla.

​“Tabii, niye olmasın. Hatta prova yapılacağı için erken gelmen bile gerekmez. Sekiz sıralarında dönmeye bak.”

“Oh, bu harika işte! O zamana kadar yapacak birçok şeyi de aradan çıkarırım,” dedi Muammer sevinçle; tokalaştıktan sonra o da çarşının kalabalığına karıştı.

Bir anda yapayalnız kalmak bana önce tuhaf geldi. Kafam allak bullaktı, saat daha on iki bile değildi. Biraz düşününce aslında üç saatten fazla ekipten uzak kalmanın kendime gelmek, dinlenmek için iyi bir fırsat olacağı sonucuna vardım. Nerede oturabileceğimi düşündüm bir süre. Eylül olmasına karşın pastırma sıcaklarından dolayı hava bunaltıcıydı. En serin yer olarak aklıma açık alanda değil de kapalı alanda bir yer geldi. Sönmez İşhanı’nın en altındaki kafenin serin olduğunu biliyordum. Açık Çarşı’dan yürüyerek on dakikada kafeye ulaştım. Gerçekten de kafe serindi. Önce bir kaşarlı tost söyledim, sonra da kısa aralıklarla üç çay içtim. Gevşediğimi, rahatladığımı hissetmek bana tatlı bir huzur verdi.

Heybemden İngilizce kitabımı çıkardım, okumaya başladım. Yarısını çoktan geçtiğim bu kalın kitapta Eve Curie annesi Madam Curie’nin hayatını anlatıyordu. Şana, şöhrete, paraya, makama aldırmayan Madam Curie’nin hikayesini okudukça “idealleri için yaşayan, inandıkları şeyin peşinde giden” insanları daha çok takdir ettim. “Buna zampara zeytinci de dahil mi?” sorusu aklıma gelince güldüm ister istemez. 


Avatar Seç KAPAT
BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR