Son on beş yılın teknoloji hikâyesi ekranı büyütmek üzerineydi.
Daha büyük telefonlar, daha ince tabletler, daha yüksek çözünürlüklü televizyonlar…
Şimdi yön değişiyor.
Yeni dalga ekranı büyütmeye değil, ortadan kaldırmaya çalışıyor. Akıllı gözlükler, sesli komut sistemleri, yapay zekâ destekli kulaklıklar… Teknoloji cebimizden çıkıp çevremize yayılıyor.
Asıl soru şu: Ekransız bir teknoloji çağına mı giriyoruz?
Ekran yoruyor
Ekran sadece bir araç değil, aynı zamanda bir yük.
Göz yoruyor.
Zihin yoruyor.
Dikkati parçalıyor.
Zamanı görünmez şekilde tüketiyor.
Uzun süreli ekran kullanımının hem fiziksel hem zihinsel etkileri artık tartışma konusu değil; kabul edilmiş bir gerçek. Bu nedenle teknoloji şirketleri artık kullanıcıyı ekranda daha uzun tutmanın değil, işi daha az sürtünmeyle çözmenin peşinde.
Telefonu aç, uygulamayı bul, yaz, gönder…
Yerine: Söyle ve olsun.
Mesaj yazmak yerine konuşmak.
Navigasyonu açmak yerine gözlük camında görmek.
Çeviri yapmak yerine kulakta anında duymak.
Arayüz değişiyor.

Görünmez arayüz dönemi
Yeni kavram şu: görünmez arayüz.
Yani teknolojinin bir çerçeve içinde değil, hayatın içinde konumlanması.
Akıllı gözlükler, artırılmış gerçeklik katmanları, ortamı analiz eden yapay zekâ sistemleri… Bunlar artık prototip değil; gerçek ürünler.
Teknoloji artık baktığımız bir şey değil, bizimle birlikte çalışan bir katman.
Bu bir konfor devrimi.
Ama aynı zamanda bir alışkanlık dönüşümü.
Daha az ekran, daha çok veri
Ekran azalıyor olabilir.
Ama veri artıyor.
Sürekli dinleyen mikrofonlar,
Sürekli ölçen sensörler,
Sürekli analiz eden algoritmalar…
Ekrana bakmadığımız her an, sistemin çalışmadığı anlamına gelmiyor. Aksine, görünmez arayüzler daha fazla veriyle besleniyor.
Burada kritik soru şu:
Ekran azalırken gözetim artıyor mu?
Teknoloji sadeleşirken kontrol kimde kalacak?
Dikkat ekonomisinden konfor ekonomisine
Uzun süre “dikkat ekonomisi”ni konuştuk. Platformlar dikkatimizi kazanmak için yarıştı.
Şimdi başka bir döneme geçiyoruz: konfor ekonomisi.
Ama konforun bedeli genellikle görünmez olur.
Ne kadar az müdahale ediyorsak, o kadar az sorguluyoruz.
Ne kadar az dokunuyorsak, o kadar az fark ediyoruz.
Teknoloji işi devraldıkça biz sadece izleyiciye mi dönüşüyoruz?
Asıl mesele ekran değil
Belki de mesele ekranın olup olmaması değil.
Mesele şu:
Kararı kim veriyor?
Algoritmalar artık sadece cevap veren değil; öneren, planlayan, yazan, özetleyen bir yapıya dönüştü.
Eğer teknoloji görünmez hâle gelirse, hayatımızın hangi kısmı bize ait kalacak?
Ekran bağımlılığı azalabilir.
Ama algoritma bağımlılığı başlayabilir.
Sessiz bir devrim
Bu dönüşüm gürültülü değil.
Bir “wow” etkisi üretmiyor.
Ama sessiz bir devrim bu.
Teknoloji ilk kez daha görünür olmak yerine daha görünmez olmaya çalışıyor. Hayatın merkezinde değil, arka planında konumlanmak istiyor.
Belki birkaç yıl sonra telefonlarımız hâlâ olacak.
Ama onlara daha az bakacağız.
Asıl soru şu olacak:
Teknoloji görünmez olurken biz daha mı özgür olacağız,
yoksa sadece daha az farkında mı?
Cevap cihazlarda değil.
Onları nasıl konumlandırdığımızda.

Flipboard