Sosyal medya hayatın her alanını değiştirdi; sağlık ise bu değişimin en hızlı ve en tartışmalı başlıklarından biri oldu. Bugün bir işlemle ilgili bilgiyi, çoğu zaman bir internet sitesinden değil; bir video, bir “öncesi–sonrası” görseli ya da bir paylaşımın altındaki yorumlardan alıyoruz. Bu yeni gerçeklik, sağlık okuryazarlığını artırabilecek bir fırsat da sunuyor, ciddi riskler de barındırıyor.
Son dönemde yürürlüğe giren yeni kurallar bana şunu düşündürdü: Sağlık alanında iletişim, artık “daha çok görünür olmak” üzerinden değil; “daha doğru, daha şeffaf ve daha etik olmak” üzerinden yeniden şekillenecek. Bu, özellikle görsel paylaşımlar açısından çok net.
Sağlıkta görsel, içerikten fazlasıdır
Sağlık alanında bir görsel; sadece bir sonuç göstermiyor. Aynı zamanda beklenti oluşturuyor, kıyas duygusunu tetikliyor, kimi zaman umudu büyütüyor, kimi zaman da yanlış bir güven duygusu üretiyor. Ve her şeyden önemlisi, kişisel veriye ve mahremiyete temas ediyor.
Bu yüzden yeni düzenlemelerin en sıkı tarafı görsel içerik. “Bir kare fotoğraf” gibi görünen şey, aslında insanın bedeni, hikâyesi ve özel alanıyla ilgili bir beyan anlamına gelebiliyor. Dolayısıyla bu alanın sıkı kurallara bağlanması, bana göre abartı değil; bir denge arayışı.
Açık rıza: Formdan çok daha fazlası
Yeni dönemde hasta fotoğrafı veya videosu paylaşmanın temel şartı açık rıza. Bu rızanın bir prosedüre bağlanması da önemli: Görselin paylaşılmadan önce kişiye gösterilmesi, kişinin onaylaması ve en kritik nokta olarak da “isterse geri çekebilmesi”.
Bu, sosyal medyanın en sevdiği refleksi kırıyor: “Bir kere paylaşıldı mı artık kontrol yok.” Sağlıkta böyle bir kontrolsüzlük kabul edilemez. İzin, bir defalık bir imza değil; kişinin iradesine bağlı, dinamik bir süreç olmak zorunda.
Teşvikli izin ve “sonradan oynama” dönemi kapanıyor
Dikkat çekici bir diğer başlık; görsel izinlerinin indirim, ödeme, hediye gibi teşviklerle ilişkilendirilmesinin önünün kapatılması. Bu, rızanın serbest irade ile verilmesini korumaya dönük önemli bir çizgi.
Bununla birlikte görselin gerçeğe sadık olması artık bir etik tercih değil, bir zorunluluk. Filtre, rötuş, oynama, makyaj, sonradan düzeltme… Bu tarz müdahaleler, sağlık iletişiminde bir noktadan sonra bilgilendirme değil, manipülasyon üretir. Çünkü sağlıkta insanlar “gördüklerini” kendi üstlerine yapıştırma eğilimindedir. Oysa her beden farklıdır, her süreç farklıdır, her sonuç farklıdır.
Öncesi–sonrası paylaşımlar: Teknik gibi görünen ayrıntı, aslında beklenti yönetimi
Öncesi–sonrası paylaşımlarının “aynı ortam, aynı ışık, aynı teknik” şartına bağlanması ilk bakışta teknik bir detay gibi durabilir. Ama bu detayın temel amacı, algı oyunlarını azaltmaktır.
Bir fotoğrafın ışığı, açısı, lensi değişince gerçek de değişir. Sağlık iletişimi “görüntüyle ikna” üzerine kurulduğunda, beklenti büyür ve hayal kırıklığı ihtimali artar. Bu yüzden standartlaştırma, aslında bir tüketici koruma mekanizmasıdır.
Etkileşim kapatma: Sosyal kanıtla ikna devri sarsılıyor
Görsel paylaşımlarda yorum, beğeni ve paylaşım gibi etkileşimlerin kapatılması da başlı başına bir paradigma değişimi. Çünkü sağlıkta yorumlar çoğu zaman bilgi üretmez; “sosyal kanıt” üretir. “En iyisi”, “mükemmel”, “kesin yaptırın” gibi ifadeler, kararsız bir insanı hızla yönlendirebilir.
Sağlık kararı, kalabalığın alkışıyla alınmamalı. Bu nedenle etkileşim kapatma zorunluluğu, viral ikna mekanizmasını zayıflatan bir adım.
Bazı içerikler için net sınır: Müdahale anı ve mahremiyet
Müdahale/ameliyat esnasındaki görüntüler ve mahrem bölgelere ilişkin içerikler için getirilen net yasaklar, bana göre tartışmaya bile açık olmamalı. Sağlıkta mahremiyet, izlenme uğruna pazarlık konusu yapılamaz. Bu sınırların netleşmesi, sektörün bir bölümünde normalleşmiş bazı pratikleri de doğal olarak geriye itecektir.
Zorunlu uyarı metni: Küçük cümleyle gerçekçilik
Her görselde yer alması gereken uyarı metni, sağlık iletişiminde çok temel bir gerçeği geri çağırıyor: Sonuçlar kişiden kişiye değişebilir. Bu cümle, “tek örnekten genelleme” hatasına karşı bir emniyet kemeri gibi.
Sosyal medya doğası gereği hız ve kesinlik sever; sağlık ise doğası gereği kişisellik ve belirsizlik barındırır. Bu iki dünya çatıştığında, kazanan genellikle “algı” olur. Uyarı metni, bu çatışmada gerçeğin tarafını güçlendiriyor.
Sponsorlu görünürlük ve hedefleme
Sağlık iletişiminde sponsorlu içerikler ve hedefleme mekanizmaları, hassas bir çizgide yürür. Çünkü sağlık, insanların en kırılgan olduğu anlarla ilişkilidir. Bu nedenle sponsorlu tanıtım ve öne çıkarma alanının sıkılaştırılması, ticari büyüme refleksini sınırlayıp bilgilendirici içerik standardını yükseltmeyi hedefliyor.
Bu da doğal olarak şu sonucu doğuracak: Görünürlük yarışı, bütçeden çok, içerik kalitesi ve etik duruş üzerinden şekillenmek zorunda kalacak.
Daha az vitrin, daha çok sorumluluk
Bu yeni dönemi bir “yasaklar listesi” olarak okumuyorum. Ben bunu, sağlık iletişiminde “olgunlaşma” olarak görüyorum. Paylaşmak artık yalnızca bir pazarlama tercihi değil; insan mahremiyeti, doğru bilgilendirme ve beklenti yönetimi açısından bir sorumluluk.
Sağlıkta güven, parıltılı içerikle değil; şeffaflıkla, dürüstlükle ve etik çizgiyle kurulur. Bu çizginin netleşmesi, hem sağlık alanında içerik üretenleri hem de içerik tüketenleri daha güvenli bir zemine taşıyacak.

Flipboard