Köksal Gökbaşi
Köksal Gökbaşi
E-Posta: [email protected] YAZARIN TÜM YAZILARI

Savaşın faturası halka çıkıyor

Köşe Yazısını Dinle

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısı sonrasında Hürmüz Boğazı’nın kapanması, dünya enerji piyasalarını altüst etti. Petrol ve doğalgaz fiyatları hızla yükselirken, bu gelişmelerin faturası her zamanki gibi yine halka kesilmeye başladı.

Savaşın başladığı 28 Şubat 2026 öncesinde petrolün varil fiyatı 65–70 dolar bandında seyrediyordu. Bugün ise petrol fiyatı 110 doların üzerine çıkmış durumda. Enerji fiyatlarındaki bu sert yükseliş, enerji ithalatına büyük ölçüde bağımlı olan Türkiye ekonomisini doğrudan etkiliyor.

Nitekim Türkiye’nin CDS risk primi de son ayların en yüksek seviyesine çıktı. Son beş ayın zirvesine ulaşan risk primi, 262 baz puan ile Ekim ayından bu yana görülen en yüksek seviyeye tırmandı. Risk primindeki artış, ekonomideki kırılganlığın da açık bir göstergesi.

Enerji maliyetleri arttıkça bu yük yalnızca rakamlarda kalmıyor; çarşıya, pazara ve en önemlisi mutfaktaki tencereye yansıyor. Akaryakıt fiyatlarındaki artışlar sonrası bir süre uygulanan eşel mobil sistemi ile zamların bir kısmı vergi üzerinden karşılanmaya çalışılmıştı. Ancak artık bu uygulama da fiilen terk edilmiş durumda ve zamlar doğrudan pompaya yansıyor.

Enerjide dışa bağımlı olan Türkiye, aynı zamanda gübrede de büyük ölçüde dışa bağımlı. Gübre fiyatlarının artması demek, çiftçinin maliyetinin katlanması anlamına geliyor. Zaten tarlasını ekmekte zorlanan üreticiyi önümüzdeki dönemde daha da zor günler bekliyor.

Bu gidişat devam ederse, yalnızca üretim maliyetleri artmakla kalmayacak; tarlasını ekecek çiftçi bile bulamayacağımız bir tabloyla karşı karşıya kalabiliriz. Böyle bir senaryoda ise gıda krizi riski kaçınılmaz hale gelir.

Üreticilerin maliyetlerinin böylesine yükseldiği bir ortamda, tüketicinin çarşıda pazarda filesini doldurabilmesi her geçen gün daha da zorlaşıyor. Zaten yüksek seyreden enflasyonun üzerine bu gelişmeler adeta tuz biber oluyor.

Alım gücü giderek düşen işçiler, emekliler, memurlar ve sabit gelirli milyonlar ağır ekonomik koşullar altında ezildikçe eziliyor. Toplumun geniş kesimleri geçim derdiyle mücadele ederken, beklenti de giderek büyüyor.

Toplumsal beklenti açıktır:
Devlet bütçesi; patronlardan, iktidara yakın müteahhitlerden ya da yol, köprü ve havaalanı projelerinden yana değil; 
çalışanlardan, işçilerden, memurlardan ve yoksullardan yana kullanılmalıdır.

Çünkü savaşların bedelini halkın ödediği bir düzende, adalet duygusunu ayakta tutmak giderek zorlaşır.

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X