“Zenginlerin başlatıp, fakirlerin öldüğü bir paylaşımdır savaş.”
Şu günlerde Amerika ve İsrail’in İran’a yaptığı saldırıyı izliyoruz.
Bundan şu sonucu çıkarmak yanlış olmaz sanırım:
Kötülerin savaşı.
Amerikan emperyalizmi, İsrail’in soykırımcı siyonizmi ve İran’daki gerici ve otoriter rejimi, güç kazanma, iktidarını sürdürme pahasına, medeniyeti hiçe sayma ve meydan okumadır.

Kendi yurttaşlarını bile acımasızca öldürmekten çekinmeyen bu üç ülke, tüm dünya insanının yaşamını etkilemekten geri durmuyorlar.
47 yıllık Molla Rejimi bir yangın yerine döndü.

ABD Başkanı Trump, dünyayı yaşanmaz hale getirmek için elinden geleni yapıyor.
“Dünyayı ben yöneteceğim ve istediğim gibi, kendi usulümce” diyen tutarsız, azgın, arsız deli bir adam var karşımızda…

“Savaşları bitireceğim” diyerek başkanlığa gelen Trump, ilk iş olarak savunma bakanlığının adını değiştirip “Savaş Bakanlığı” yapması bunun işaretiydi. Ben böyle okumuştum.

Muhafazakar görüş sahibi gazeteci Yusuf Ziya Cömert, 2 Mart günü Karar gazetesindeki yazısına “Meğer komünizm dünyanın çivisiymiş” başlığını koymuş.
Yazı da Cömert, İran’ın devrimden sonraki siyasetini şu temele oturttuğunu belirtiyor:
“Amerika “büyük şeytan”dı. İsrail ise “küçük şeytan” İran devletinin resmi sloganları ise, Amerikaya ölüm, İsrail’e ölüm, komünizme ölüm” dü.
Yazar, “bu sloganlardan sadece biri hayata geçti. Komünizme ölüm. Meğer komünizm dünyanın çivisiymiş” yorumunu yapıyor.
Sovyetler Birliği yıkılmadan önce dünya iki kutupluydu. Gözle görülür bir denge vardı.
Sovyetler Birliğini son devlet başkanı Mihail Gorbaçov, 1980’lerin ortalarında başlattığı, Glasnost (açıklık) ve Perestroyka (yeniden yapılandırma) politikaları başarısız olunca 1991’de Sovyetler Birliği dağıldı.

Doğu Bloku’nun omurgası olan Sovyetler Birliği dağılınca, birliğe dahil diğer ülkelerde dağıldı. Dünya haritası değişti.
Yıllar sonra bir söyleşi de Mihail Gorbaçov, bu yaptığının yanlışlığını ve pişmanlığını dile getirmişti.
Hal böyle olunca, dünyanın jandarmalığını ilan etti ABD…
Irak’tan başladı işe… Asılsız iddialar ve büyük bir yalanla Irak’ı permeperişan etti. Hala toparlanmış değil ülke.
Afganistan, Libya ve Suriye ile sürdürdü emperyalist politikasını…
İsrail’le birlikte Gazze ve Lübnan’da sürdürdü savaşını…
Bugün de İran’da…
Bu kadar önemli bir olayı dünya ülkelerinin büyük bir bölümü sessizlikle izliyor. Medeniyetin ışığı sayılan Avrupa ülkeleri de dahil bu tepkisizliğe.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez hariç!..
Dünyanın insanın adeta vicdanı oldu Sanchez.
Gazze kıyımını eleştiren, Nato’nun savunma harcamalarını GSYH’nin yüzde 5’ine çıkarılmasını isteyen Trump’a rest çeken tek Batılı Lider.
Günümüz Avrupa Devletlerinin liderleri kendilerinden beklenen etkili bir tepkiyi göstermediler ne yazık ki.
Bu sessizliği bozan bir tek sosyalist başbakan Pedro Sanchez oldu.
2018’den bu yana iktidarda olan 54 yaşındaki sosyalist lider ülkesinde de, insan hakları, kadın hakları, göçmen hakları gibi temel sorunların bayraktarlığını yapan bir politikacı.
Böyle bir felsefeyle iktidarını sürdüren Sanchez, Gazze’de yaşanan kıyımlara tepki olarak, İsrail’le olan ikili anlaşmaları iptal etti.
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduru’yu ABD’nin alıkoymasına da herkesten farklı olarak tepkisini koydu.
Pedro Sanchez, ABD ve İsrail’in İran’a saldırısında “Üslerimizi açmıyoruz. Biz bunu desteklemiyoruz” çıkışı ile “insanlığın” sesi oldu.

“Uluslararası hukukun çiğnenmesine, ihtilafların bombalarla çözmeye hayır. Körü körüne güçlüye itaat liderlik değildir.” diyerek tüm ülke yöneticilerine mesajını da vermiş oldu.
1979’da Ayetullah Humeyni’nin gerçekleştirdiği devrim İran’a bir iyilik getirmedi. İran halkı özlemini duyduğu daha mutlu ve daha refah içinde bir yaşamdan hep uzak kaldı. Dünyanın başka ülkelerine de örnek olacak bir sistem olmadı Humeyni’nin kurduğu rejim. Doğal kaynakları ve petrol zenginliği ile refah içinde yaşanan bir ülke olması içten bile değildi. İşte İran’ı bugüne getiren Molla rejimidir.

Pedro Sanchez’in en önemli ve en çok alkışı hak eden sözleri bu duruma yanıttır aslında.
Şöyle diyor Sanchez, “Biz hükümetlerin insanların yaşamlarını iyileştirmek, sorunlara çözüm üretmek için var olduklarına inanıyoruz. Bu görevi yerine getiremeyen liderlerin başarısızlıklarını savaş dumanıyla örtbas etmeleri ve bu süreçte birkaç kişinin cebini doldurmaları kesinlikle kabul edilemez.”
Tam da bu değil mi?
Hükümetlerin yapmaları gereken?
Dünyanın her yanına korku salan ABD, en çok silah üreten ülke.
İşin can alıcı yanı ise Avrupa’ya silah satarken, Ortadoğu’ya da silah sıkıyor.
İnsanlar birbirini neden öldürür?
Görmediği, tanımadığı ve hiç bilmediği bir insana niye silah sıkar?
Günümüz teknolojisi en fazla iki alanda inanılmaz gelişmeler gösteriyor; biri tıp diğeri de silah sanayi.
Artık robotların cerrahlık yaptığı bir sürece tanık oluyoruz. İnsanı daha iyi ve daha sağlıklı yaşatmak için ortaya çıkan uygulamadır. Öbür tarafta daha çok insanı daha hızlı nasıl öldürürüz diye geliştirilen silahlar.
İnsanlık silah üretmekten vazgeçtiğinde ancak kurtulacak.
Dünyayı bugün yaşanmaz hale getiren Trump, Netenyahu ve Mollalar gibi kötü insanlar.
Dünyayı insanca yaşanacak bir hale getirecek olansa Pedro Sanchez gibi erdemli insanlardır.

Flipboard