Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Olay Haber
Olay E-Gazete
Yursevil Arık
Yursevil Arık

Barınaklar

Köşe Yazısını Dinle

Geçen hafta evden sokağa terk edilen hayvanları yazmıştım. Bir zamanlar bir evin içinde sevilen, ismi ve bir köşesi olan o canların nasıl bir anda “fazlalık” haline geldiğini..Peki sonra ne oluyor? Sokağa bırakılan, tutunamayan ya da şansı olmayan o hayvanlar nereye gidiyor?

İşte o hikâyenin devamı barınaklarda başlıyor.

Barınak kelimesi insana ilk duyulduğunda güven hissi verir. Sanki sokaktaki tehlikelerden kurtarılmış, koruma altına alınmış hayatlar vardır orada. Dışarıdan bakınca insan kendini rahatlatır. “En azından güvendeler.” Ama gerçek bu kadar basit değildir. Çünkü barınaklar çoğu zaman bir çözüm değil, bizim yarattığımız bir sonucun adıdır.

whatsapp image 2026 04 06 at 115938 1Bir hayvan barınağa kendi isteğiyle gitmez. Oraya düşer. Yanında sadece açlık ya da yorgunluk getirmez, anlam veremediği bir terk edilmişlik duygusu getirir. Dün sevildiği yerde bugün neden yalnız kaldığını anlayamaz.

Barınak dediğimiz yer, bu yarım kalmış hikâyelerin biriktiği yerdir. İçeride sadece hayvanlar yoktur. Vazgeçilmişlik, alışamama ve bekleyiş vardır. Her gelen insana umutla bakarlar. Belki bu sefer biri durur diye. Belki bu sefer biri gerçekten sahiplenir diye. Ama zaman geçtikçe o bakış değişir. Daha sessiz, daha mesafeli, daha kabullenmiş bir hâl alır. İşte o an, bir hayvanın içindeki güven duygusunun kırıldığını anlarsın.

Biz çoğu zaman meseleyi yanlış yerden okuyoruz. “Karnı doyuyor mu, güvende mi?” diye soruyoruz. Oysa bir hayvan sadece karnı doyduğu için iyi değildir. Sevgi görmediği, bağ kuramadığı bir yerde sadece hayatta kalır. Yaşamak ile hayatta kalmak arasında çok büyük bir fark vardır ve barınakların en büyük eksiği tam olarak budur. Aidiyet.

Kendimize dürüst olmamız gerekiyor. Çünkü o barınakların dolu olmasının bir sebebi var. Oraya gelen hayvanların büyük kısmı bir zamanlar birinin “çok sevdiği” hayvanlardı. Hevesle alınan, sonra zor gelince vazgeçilip terk edilen canlar… Yani mesele imkânsızlık değil, süreklilik meselesi. Gerçek sevgi kolay değildir.
Sadece “seviyorum” demek kolaydır. Asıl zor olan, o sevgiyi her gün yaşamaktır. Yağmurda, soğukta, hastalıkta yanında olmak, fedakârlık etmek, kendi rahatından vazgeçebilmektir. Gerçek sevgi, duygudan öte çabadır.

whatsapp image 2026 04 06 at 115938Bütün bunların içinde yine de insanın içini biraz olsun toparlayan yerler de var. Bursa’da defalarca gidip gördüğüm HEPAD bunlardan biri. Orası klasik anlamda bir barınak değil. Daha çok yaraların sarıldığı, hayvanların yeniden hayata hazırlandığı bir alan gibi. Yıkama günleri yapılıyor, tarama günleri yapılıyor, hayvanlar gezdiriliyor, her biriyle tek tek ilgileniliyor. En önemlisi de orada hayvanlar sadece tutulmuyor, gerçekten seviliyor.

İstenirse oluyor.

Yüzlerce hayat değiştirilebiliyor.

Barınaklar doluysa, sokaklar hâlâ açsa ve hâlâ hayvanlar terk ediliyorsa, bu bir “imkân” meselesi değildir. Bu, doğrudan bir vicdan meselesidir. Merhamet şartlara bağlı değildir. Ya vardır ya yoktur.

Bir toplumun gerçek yüzü, en çok kendini savunamayanlara nasıl davrandığında ortaya çıkar.

 

EMPATİ VE VİCDAN

whatsapp image 2026 04 06 at 115939Soğuk bir kış gecesinde, aç ve titreyen bir sokak köpeği yol kenarında bekler. Titrek adımları, donmuş patileri ve umutla bakan gözleri…

Menfaati yoksa kimseyi tanımayan insan, başını çevirip geçer. Çünkü orada ne teşekkür vardır, ne çıkar, ne de bir “karşılık”. Sadece bir canlıya duyulan merhamet vardır.

Oysa vicdan sahibi kişi durur.
“Ben olsam, aç ve üşümüşken biri bana el uzatsa nasıl hissederdim?” diye sorar içinden.

Kurduğu empati, o hayvanın acısını kendi yüreğinde hissettirir. Vicdanı ise sessizce fısıldar “Görmezden gelme.” Bir kap  su, bir avuç mama… Karşılığında ne bir beğeni, ne bir teşekkür, nede bir menfaat bekler. Sadece o minnettar bakışa tanık olur ve içinde derin bir huzur hisseder. Çünkü bilir, bir canlıya yapılan en küçük iyilik, aslında kendine yapılan en temiz iyiliktir. Bu, empatiyi eyleme dökmektir. Sokak hayvanlarını besleyenler, işte tam da bu yüzden dünyadaki “karşılıksız seven” nadir insanlardır.

whatsapp image 2026 04 06 at 115941Empati olmadan vicdan kör kalır.Vicdan olmadan ise empati, sadece duygusal bir egzersiz olur, hiçbir işe yaramaz. Menfaati yoksa kimseyi tanımayanlar, ne bir sokak hayvanının aç bakışına, ne bir yabancının yorgunluğuna, ne de bir hastanın çaresizliğine empati kurabilir. Onların dünyasında her şey “Bana ne?” sorusuyla biter. Gerçek insan ise bu soruyu hiç sormaz.
Acıyı hisseder, vicdanı devreye girer. Empati ve vicdanı bir arada taşıyanlar, dünyayı biraz daha yaşanılır kılıp, biraz daha insanca olmasına çabalayanlardır.

Bugün sen de birine, insana ya da hayvana karşılıksız bir iyilik yap.

Vicdanın sana sessizce teşekkür edecektir.

 

Bir Avuç İnsan, Koca Bir Vicdan

whatsapp image 2026 04 06 at 115940Geçtiğimiz gün Fomara Meydanı’nda kalabalık değildi belki ama vicdan vardı. Bir avuç insan, sesi çıkmayanların sesi olmak için oradaydı. Üşüyen, acı çeken, görmezden gelinen canlar için..Kimisi işinden vakit ayırdı, kimisi evinden. Hepsinin ortak derdi aynıydı “Onlar da yaşıyor.” Kalabalıklar susarken, az sayıda yürek haykırdı o gün.

Bazen büyük değişimler, çoğunluğun değil, yılmayan azınlığın cesur sesiyle başlar.


Avatar Seç KAPAT

Yorumlar 2

  1. “Bazen büyük değişimler, çoğunluğun değil, yılmayan azınlığın cesur sesiyle başlar.” duygularımıza umut oldunuz. Tüylerim diken diken, gözlerim dola dola okudum. Yüreğinize sağlık.

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR