Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Olay Haber
Olay E-Gazete
Yursevil Arık
Yursevil Arık

Hakaretin adı neden hep hayvan?


İnsan, öfkelendiğinde ya da birini küçümsemek istediğinde nedense hep hayvanları devreye sokuyor.

“Kuş beyinli…” “Köpek gibi…” “Maymun gibisin…” “İnek gibi…” “Domuz gibi…”

Dikkat ettiniz mi? Birbirimizi aşağılamak için kullandığımız kelimelerin çoğu, doğanın en olağanüstü canlılarına ait.

Oysa küçümsediğimiz o hayvanlar, milyonlarca yıldır hayatta kalmayı başarıyor. Ne diplomaları var ne teknolojileri. Ama çoğumuzun yapamayacağı şeyleri her gün kusursuzca yapıyorlar.
Mesela “kuş beyinli” diyoruz.

whatsapp image 2026 06 29 at 134835 1

Beyni küçük olabilir ama o küçücük beynin içine sığdırdığı yetenekler inanılmaz. Binlerce kilometre göç ediyor, okyanusları aşıyor, yıllar sonra aynı ağacı, aynı yuvayı bulabiliyor.

Elinde harita yok, pusula yok, uydu sistemi yok. Gökyüzünü, yıldızları ve dünyanın manyetik alanını okuyarak yolunu buluyor. Biz ise navigasyon kapanınca aynı mahallede kaybolabiliyoruz.
“Köpek gibi…” diyoruz.

whatsapp image 2026 06 29 at 134835

O köpek, insanın ses tonundan ruh hâlini anlayabiliyor. Yüz ifadelerini okuyabiliyor. Sadakati uğruna canını ortaya koyabiliyor. Sevmeyi çıkar hesabına dönüştürmüyor.

Sushi’yi kaybettikten sonra bunu çok daha derinden hissettim. Bedeni engelliydi ama yaşama sevinci, sevgisi ve mücadele gücü birçok insandan çok daha sağlamdı.

“Maymun gibisin” diyoruz. Oysa şempanzeler alet yapıyor, plan kuruyor, problem çözüyor, öğrendiklerini birbirlerine aktarabiliyor. Yıllar sonra gördükleri yüzleri tanıyor, sosyal ilişkiler kuruyor, iş birliği yapıyorlar.

İnek gibi…” diyoruz. İnekler arkadaşlarını ayırt ediyor, yüzleri unutmuyor, stres yaşayan sürü arkadaşlarını teselli ediyor, problem çözüyor ve sevinçlerini bile gösterebiliyor.

whatsapp image 2026 06 29 at 134835 2

“Domuz gibi…” diyoruz. Bilim insanları, domuzların aynadaki yansımalarını tanıyabildiğini, oyun oynadığını, karmaşık bulmacaları çözebildiğini yıllardır anlatıyor.Sonra dönüp kendimize bakıyorum.

Doğayı en çok kirleten biziz. Savaşları çıkaran biziz. Birbirimizin kalbini en çok kıran da yine biziz.

Ama hakaret ederken dönüp yine hayvanların adını kullanıyoruz.

Belki de sorun hayvanlarda hiç olmadı.

Sorun, kendimizi her şeyin merkezine koyan bakışımızda.

Belki artık dilimizi de vicdanımız kadar değiştirme zamanı gelmiştir.

Köpeğin sadakati, kuşun yönünü bulma becerisi, maymunun zekâsı, ineğin şefkati, domuzun öğrenme yeteneği düşünüldüğünde aslında bu isimler hakaret değil, iltifat olmalı.

Birine “köpek gibi sadıksın”, “kuş kadar yönünü biliyorsun” ya da “inek kadar şefkatlisin” diyebilsek. İşte o gün hem hayvanlara hem de insanlığımıza biraz daha adil davranmış olacağız.

Kanatları var ama uçamıyor

Evlerimizin neşesi olan muhabbet kuşları hakkında çoğumuzun bilmediği bir çok gerçek var.
Bir muhabbet kuşu doğası gereği gün içinde kilometrelerce uçar. Uçmak onun için sadece bir hareket değil, kaslarını çalıştırmasının, mutlu olmasının ve sağlıklı kalmasının en doğal yoludur.

Bu yüzden uzmanlar, güvenli bir ortam sağlanabiliyorsa kuşların her gün bir süre kafes dışında uçmasına izin verilmesini öneriyor. Çoğu muhabbet kuşu ömrüne bir kafeste başlayıp, yine bir kafeste son veriyor. Düşününce ne büyük bir acı… Sürekli kafeste kalan bu canlılarda kas zayıflığı, kilo alma, stres ve davranış bozuklukları kaçınılmaz hâle geliyor.

whatsapp image 2026 06 29 at 134836
Bir başka önemli konu da aynalar… Pek çok kişi kuş yalnız kalmasın diye kafesine ayna koyuyor. Oysa kuş, aynadaki yansımasını başka bir kuş sanabiliyor. Bu da zamanla strese neden olabiliyor.
Kuşlar sadece yem ve suyla mutlu olmaz. İlgiye, oyun oynamaya, keşfetmeye ve en önemlisi kanatlarını açabilecekleri bir alana ihtiyaç duyarlar.

Onların doğasına saygı duymalıyız.

Bugün eve gittiğinizde kafesteki dostunuza biraz daha uzun bakın. Ona sadece yem vermekle yetinmeyin, kanatlarını açmasına da fırsat verin. Belki de onun  en büyük mutluluğu, birkaç dakikalık özgürlüktür. Bir kafesin sınırlarını aşıp havada süzülürken hissettiği o tarifsiz ferahlık, sizin ona verebileceğiniz en değerli hediye.

 


Avatar Seç KAPAT
BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR