Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Olay Haber
Olay E-Gazete
Yursevil Arık
Yursevil Arık

Kedilerin gururu

Köşe Yazısını Dinle

 

Genel Müdürümüz Mehmet Ali İnan, Komşu ülke ve soydaşlarımızın da yaşadığı Bulgaristanlı yazar Georgi Gospodinov’un “Doğal Roman” kitabından kediler üzerine yazdığı bölümü kendi el yazısıyla not almış.

whatsapp image 2026 06 16 at 112103

Okumam için bana getirdi.

Okuduğumda çok etkilendiğim bu satırlarla başlamak istedim bu haftaki yazıma.

“Başka bir şeyden söz edelim. Futbol?  Tarantino? Köpekler?

Hadi kediler olsun. Köpeklere kıyasla onları tercih ediyorum. Asla sürü halinde dolaşmazlar. Sokak kedi ve köpeklerine üzüldüğüm kadar başka hiç bir şeye üzülmem. Onların durumu evsiz insanlarınkinden  daha da vahim. Yine de kedilere daha çok acıyorum. Köpekler bazı numaraları öğrenmişler sanki. Dilencilerden görmüşler ve acıma uyandıran bir davranışı ustaca taklit ediyorlar.

Yaklaşıyorlar, güya güvenle, seni kolluyorlar. Sana bakarken gözlerinde ulaşılmaz ölçüde acıklı bir ifade beliriyor; arabalar tarafından eziliyor, asfaltın üzerine yapıştırılıyorlar, patilerinin üzerinden geçiliyor. Onların mutsuzluğu her zaman gözlerimizin önünde.

 

Sokak kedileri bambaşka gurur sergiliyor.  Yakınlıktan kaçınıyorlar, mutsuzluklarını gizliyorlar, bodrumlara ve arabaların altlarına dalıp gizleniyorlar. Merhametimize güvenmiyorlar.  Son saatinin yaklaştığını hisseden ev kedilerinin bile evden kaçtığını veya acılarıyla başbaşa kalmak için ulaşılmaz köşelere gizlendiklerini duymuşumdur.”

                                                                                               

 

MAHALLENİN KAYBOLAN SESLERİ

whatsapp image 2026 06 16 at 112126

Bir zamanlar mahallelerin de bir sesi vardı.

Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte uzaklardan gelen horoz sesi karışırdı güne. Pencereden içeri serinlik değil sadece, serçelerin telaşlı cıvıltıları da dolardı. Yaz akşamları balkon sohbetlerine cırcır böcekleri eşlik ederdi. Kırlangıçlar aynı saçakların altına yuva yapar, çocuklar onları ürkütmeden sessizce izlerdi.

Artık alarm sesleriyle uyanıyoruz. Telefon bildirimleri, araba kornaları, televizyon gürültüsü hayatımızın fon müziği oldu. Doğanın o tanıdık sesleri birer birer çekildi hayatımızdan. Çocuklar, kırlangıçların ne kadar hızlı uçtuğunu ekrandan öğreniyor. Bir cırcır böceğinin sesini gerçekten duyanların sayısı her geçen gün azalıyor.

 

Mahalle kültürüyle birlikte dikkat etme alışkanlığımızı da kaybettik. Eskiden çocuklar kaldırım kenarında karınca yuvasını izleyerek vakit geçirirdi. Bir güvercinin kırık kanadı mahalleyi harekete geçirirdi. Bir kedi doğurduğunda herkesin haberi olurdu. Şimdi aynı apartmanda yaşayan insanların birbirinin adını bilmediği zamanlardan geçiyoruz.

 

Bir serçenin pencere önünde ötüşü, yağmurdan sonra ortaya çıkan salyangozlar, dut ağacına konan saksağan, martıların çığlıkları… Fark etmeden hafızamıza yerleşen, bize “evdeyim” hissini veren seslerdi bunlar.

Belki hâlâ tamamen kaybetmedik.

Bir sabah işe yetişme telaşıyla yürürken başımızı kaldırıp gökyüzüne bakabiliriz. Bir ağacın dallarındaki kuş sesini duymak için kulak verebiliriz.

Çocuğumuzun, torunumuzun ya da yanımızdaki küçük bir çocuğun dikkatini bir karıncanın taşıdığı kırıntıya çekebiliriz. Doğayla bağ kurmak bazen çok büyük adımlar istemez. Biraz yavaşlamak yeterlidir.

Mahallenin kaybolan seslerini geri getiremeyebiliriz.

Ama onları hatırlayabiliriz.

 

İnsan, yalnızca konuşulan sözlerle değil, bir zamanlar hayatına karışan o küçük seslerle de büyür.

Hepimizin ihtiyacı olan şey, biraz daha az gürültü… ve çocukluğumuzdan kalan o tanıdık seslere yeniden kulak verebilmektir.

 

BİR TAS SUYUN DAVETLİLERİ

whatsapp image 2026 06 16 at 112142

Kapınızın önüne bıraktığınız bir kap suyu kimin içeceğini bilemezsiniz.

Belki susuzluktan dili damağına yapışmış bir kedi…

Belki ürkek adımlarla yaklaşan bir köpek…

Bir serçe konar kenarına, bir kumru birkaç yudum alıp gökyüzüne karışır. Gece sessizliğinde bir kirpi uğrar belki.

Bir arı, bir kelebek, küçücük bir can…

Kendi telaşımızın içinde koşuştururken, aynı sokakları, aynı sıcak güneşin altında bizimle paylaşan başka hayatlar olduğunu unutmayalım. Onlar da susuyor, onlar da yoruluyor, onlar da yaşamaya çalışıyor.

Gelin, bu yaz küçük bir alışkanlık edinelim. Kapımızın önünde bir kap su bulunsun. Kimin gelip içeceğini bilemeyiz ama hiçbir can susuz geçip gitmesin.

 


Avatar Seç KAPAT
BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR