Hayvanlar hayatımıza misafir gibi gelirler. Giderken de bizden bir parçayı yanlarında götürürler.
Evin en sessiz köşesinde, kapının önünde bekleyen bir alışkanlıkta, yıllar sonra bile gülümseyerek anlatılan bir hatırada yaşamaya devam ederler.
Birkaç hafta önce köşemde oğlumun engelli köpeğinden söz etmiştim. Bugün o hikâyenin en zor satırlarını yazıyorum. Sushi’yi birkaç gün önce sonsuzluğa uğurladık.
Sushi’nin hikâyesi Ukrayna’da başladı. Daha küçücükken ona araba çarptı. Arka ayaklarını kaybetti. Veterinerler, yaşayamayacağını düşündüler. “Uyutmak en doğrusu olur” dediler. Belki de o an, onun hikâyesi sessizce orada bitebilirdi.
Ama onlar bu acımasız sonu kabul etmedi.
Oğlum ve eşi, Sushi’yi kucaklarına aldılar. Onun eksik kalan ayakları oldular. Tutunamadığı yerde tuttular, düşeceği yerde kaldırdılar. Herkes engel gördü, onlar yaşam gördü. Her gününü biraz daha konforlu, biraz daha mutlu geçirmek için uğraştılar. Bir köpeğe bakmadılar sadece, onunla birlikte yaşamayı, sabretmeyi, vazgeçmemeyi öğrendiler.
Ukrayna’dan İstanbul’a uzanan bu yolculukta Sushi, altı yıl boyunca sevginin ne kadar güçlü olabileceğini gösterdi bize. Yürüyemediği zamanlar oldu ama sevgisi hep koştu. Kelimeleri yoktu ama gözleriyle çok şey anlattı. Şikâyet etmedi, küsmedi, neden ben demedi. Elindeki hayatı olduğu gibi kabul edip her gününü yaşamaya devam etti.
Şimdi evlerinin bir köşesi sessiz. Mama kabı yerinde duruyor belki, ama onunla kurulan günlük düzen, alışkanlıklar, küçük telaşlar ve kahkahalar eksik. Ardında doldurulması imkânsız bir boşluk bırakarak gitti.
Ben onu yılda ancak bir kaç kez görebiliyordum. Onunla çok az zaman geçirmiş olsam bile kalbimde kocaman bir yer edindi. Sushi benim için hep özeldi. Eve geldiğinde bıraktığı sıcaklık, bakışlarındaki güven, hüzün ve sessizce insanın içine işleyen sevgisi unutulacak gibi değildi.
Sushi bize çok şey öğretti. Eksik sandığımız bedeninin içinde, pek çok insandan daha büyük bir yaşama sevinci taşıdı.
Şimdi inanmak istiyorum ki artık hiçbir yeri acımıyor. Özgürce koşabildiği, arka ayaklarını düşünmek zorunda olmadığı bir yerde… Belki yine o tanıdık bakışıyla arkasını dönüp sevdiği insanlara bakıyordur.
Hoşça kal güzel çocuk.
Bu dünyadan sessizce geçtin ama seni tanıyan herkesin kalbinde, kocaman izler bıraktın…
OKUYUCUDAN GELENLER
Bu hafta bir okuyucumdan gelen mesajı sizlerle paylaşmak istedim..
Aslı ve Yıldıray Çamlıktan;
Çok güzel bir köşe, ailece okuyoruz, takip ediyoruz.
Sizleri kutluyoruz bu köşe dolayısıyla.
Sağolun ve sağlık ile varolun…
Not: Evinde üç kedisi olan oğlumuza da köşenizi gönderiyorum. Sabahları ailece yürüyüşe iki torba mama ile çıkıyoruz. Arabamızın kapı ceplerinde mama çeşitleri var, yolda rastladığımız canlar için. Sitemizi sahiplenen “Necati”miz var, sabah yedide kapımızı patisiyle çalıyor…
Bu NECATİ…Mama siparişi teslim edildiğinde biz evde yoktuk. Eve gelene kadar mama kargosunun üstünde oturup kargoyu koruma altına aldı. İşte bizim Necati bu…
Aslı ve Yıldıray ÇAMLIK – Çamlıca/Nilüfer-Bursa
Sevgili Aslı Hanım ve Yıldıray Bey,
Böyle içten ve sıcak sözleriniz beni gerçekten çok mutlu etti. Ailece okuduğunuzu, yazılarımı sevdiğinizi öğrenmek de ayrı bir mutluluk benim için.
Necati’nin sabah yedide patisiyle kapınızı çalması, ailece mama torbalarıyla yürüyüşe çıkmanız, arabanızın kapı ceplerinde hep mama bulundurmanız…
Bunları okuyunca içim ısındı. Sizler gibi duyarlı ve sevgi dolu insanların varlığı, sokak canları için gerçekten büyük bir güvence.
Oğlunuza da selamlarımı, sevgilerimi iletin lütfen.
Necati’ye gelince… Mama kargosunun üzerine oturup onu korumaya alması tam bir güvenlik görevlisi edası! Apartmanın maskotu olmuş belli ki. Fotoğrafını görünce gülümsemekten kendimi alamadım. Ne tatlı bir yaramaz.
Bu güzel ve samimi paylaşımınız için çok teşekkür ederim. Necati’ye bol bol mama, sizlere de sağlık, huzur ve sevgi dolu günler diliyorum..
