Kediler…
Yeryüzünde insanla yaşamayı seçmiş ama hiç bir zaman tamamen evcilleşmemiş canlılardan biridir.
Belki de onları bu kadar büyüleyici yapan şey tam olarak bu. Ne tamamen bize aitler ne de tamamen özgürler. Yanımızda yaşarlar ama ruhlarının bir köşesi hep vahşi doğaya aittir.
Ben kedilerin çok özel canlılar olduğuna inanıyorum. Hatta bir adım daha ileri gidip şunu söyleyebilirim, bana göre dünyanın en asil hayvanlarından biridir. Kendilerine duydukları o sarsılmaz güven, ağırbaşlı duruşları, kimseye kendini beğendirme çabası taşımamaları… Bir kedi sizi seviyorsa bunu bir çıkar için yapmaz. Gerçekten seçtiği için yapar.
İnsanların siyah kedilere yüklediği uğursuzluk hikâyelerini ise hiçbir zaman anlayamadım. Tam tersine, ben hayatım boyunca siyah kedilere ayrı bir yakınlık hissettim. Bana hep daha zarif, daha gizemli ve daha bilge göründüler. Sanki gözlerinin içinde anlatamadıkları uzun hikâyeler vardı.

Benim de simsiyah bir kedim vardı.
Canı istediğinde dışarı çıkar, gezer, sonra mutlaka eve dönerdi.
Onu aramama bile gerek kalmazdı.
Bazen sesimi duyar gelir, bazen hiçbir şey olmamış gibi kapının önünde belirirdi.
Sonra bir gün çıktı ve bir daha hiç dönmedi. Günlerce aradım.
Haftalarca aradım.
Seslendim, sokak sokak dolaştım, onu gören olur diye herkese sordum.
Ama tek bir iz bile bulamadım.
Sanki öleceğini anlamış ve bunu bana yaşatmamak için sessizce gitmeyi seçmişti.
Bunun gerçekten böyle olup olmadığını kimse kesin olarak söyleyemez.
Bilim insanları kedilerin ölümlerini önceden bildiklerini söylemiyor. Ancak bildiğimiz çok önemli bir gerçek var. Kediler acılarını gizler.
Üstelik bunu bilinçli bir tercih olarak değil, binlerce yıldır taşıdıkları içgüdüler nedeniyle yaparlar.
Doğada hasta ya da güçsüz görünmek, avcılar için kolay hedef olmak demektir.
Bu yüzden bir kedi kendini iyi hissetmediğinde çoğu zaman daha sessiz olur, saklanır, tenha yerleri tercih eder. Hatta bazıları gözlerden tamamen uzaklaşır.

Veteriner hekimlerin en çok zorlandığı hastalar da bu yüzden kedilerdir.
Çünkü çoğu zaman hastalıklarını son ana kadar belli etmezler.
Yemek yemeyi biraz azaltır, daha fazla uyur ya da sessizleşirler. Biz bunu huy değişikliği sanırken aslında onlar büyük bir mücadele veriyor olabilir.
Belki de onları bu kadar güçlü gösteren şey budur. Acılarını bağırarak anlatmazlar. Sessizce taşırlar.
Kedileri özel yapan yalnızca bu değildir.
Onların insan üzerinde tarif edilmesi zor bir etkisi vardır.
Eve girdiklerinde bütün düzen değişmez belki ama evin ruhu değişir.
Bir koltuğun köşesine kıvrılırlar, pencerenin önünde saatlerce dışarıyı izlerler, bazen hiçbir şey yapmadan yanınıza uzanırlar.
Fakat bütün bunları öyle doğal yaparlar ki bir süre sonra onların olmadığı bir hayatı düşünemezsiniz.
İnsanı kendilerine bağımlı yapan da tam olarak budur. Sürekli ilgi istemezler. Sev beni diye peşinizden koşmazlar.
Bir gün gelip dizinize yatmaları, başlarını elinize yaslamaları ya da gece siz uyurken ayak ucunuzda kıvrılmaları, saatlerce süren sevgi gösterilerinden çok daha anlamlıdır.
Bir kediyle bağ kuran insanlar bunu başka hiçbir canlıyla kıyaslayamaz.
Çünkü kediler sevgiyi istemez…Sevgiyi seçer…Sizi de seçer.
Onların güvenini kazanmak, dünyadaki en değerli hediyelerden biridir.
Benim siyahım da belki gerçekten öleceğini anlamıştı. Belki sadece hastaydı. Belki de içgüdüleri onu sessiz bir köşeye götürdü. Bunu hiçbir zaman öğrenemeyeceğim.
Ama bildiğim bir şey var.
O bana, kedilerin ne kadar derin, ne kadar güçlü ve ne kadar gizemli canlılar olduğunu öğretti.
Sıcak geçmedi, mücadele bitmedi

Temmuzun ortasındayız ama kavurucu sıcaklar hâlâ etkisini sürdürüyor.
Biz gölgeye çekiliyor, klimayı ya da vantilatörü çalıştırıyor, istediğimiz an bir bardak soğuk suya ulaşabiliyoruz.
Sokakta yaşam mücadelesi veren hayvanların ise böyle bir seçeneği yok.
Onlar, gün boyunca serinleyecek bir köşe ve susuzluklarını giderecek temiz bir su arıyor.
Özellikle asfaltın kavrulduğu saatlerde kediler, köpekler ve kuşlar sıcakla mücadele ediyor.
Bu yüzden hepimize düşen çok küçük ama değerli bir sorumluluk var.
Kapımızın önüne, apartman bahçesine ya da uygun bir köşeye temiz su dolu bir kap bırakalım.
İmkânı olanlar yanına bir miktar mama da koyabilir.
