Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Olay Haber
Olay E-Gazete
Dr. Mete Ekşioğlu
Dr. Mete Ekşioğlu

Depresyona açılan kapılar

Köşe Yazısını Dinle

 

Kıymetli okurlarım…

Modern dünya bizleri gereği üzere topraktan ve doğadan uzaklaştırdı. Oysa binlerce yıldır iç içe olduğumuz bu ikili bizleri işledi ve hayata hazır hale getirdi. Kabul etsek de etmesek de yıllara yayılan bu sosyal kopuş bizleri hayvanlar aleminin yabancı bir bireyi haline getirdi. Bu konuda sayısız araştırma ve çalışma var. Ben sizlere Cleveland Kliniği ve ABD Psikoloji Derneği’nin bu konulardaki yazılarından örnekler derleyerek bilgiler aktarmaya çalışacağım.

İnsan vücudu binlerce yıldır sık sık hareket etmek, gün ışığından yararlanmak, kısa süreli stres patlamaları ile yoğrulmak üzere donatılmıştır. Uzun bir müddet bu şekilde yaşayan bedenlerimiz havasız, karanlık, hareketsiz ve sanayileşmiş bir dünyaya geçiş yapmıştır. Doğadan bu uzaklaşma fizyolojimizi doğrudan etkileyerek metabolik işleyişimizi ve sirkadyen ritmimizi bozdu, bağışıklık tepkilerimizi zayıflattı. Atalarımızın yaşam tarzı ile modern yaşamın arasındaki boşluk sağlığımızı kaba tabiri ile yerle bir etti.

İlk insan yiyecek aramak için gereğinde elinde mızraklar ile günde 15-20 kilometre yürüyüşler yaptı. Günümüzde mızrakların yerini kredi kartları, ormanların yerini AVM ler, alışveriş merkezleri aldı. Hali hazırdaki hareketsiz yaşam tarzımız ve besin değeri düşük ama enerji içeriği yüksek gıdalar ile beslenmemiz vücudumuza kronik bir enflamasyon yükledi. Bu durum da kronik hastalıkların artışına neden oldu. Güneş ile birlikte yatıp kalkmak yerine uyku saatlerimiz modern yapay iç mekân aydınlatmalar ve ekranlar ile geç saatlere kadar sürdü. Melâtonin başta olmak üzere birçok hormon bundan etkilendi ve uykusuzluğun getirdiği sayısız kronik hastalık gelip bizleri buldu.

Bağışıklık sistemimiz bizi iç ve dış düşmanlara karşı koruyan hücrelerimizden oluşmuştur. Uzun ve sağlıklı bir ömür için bu sistemin çok düzenli çalışması gerekmektedir. Modern, steril yaşam tarzı, bağışıklık sistemini çeşitli çevresel mikroplara maruz kalmaktan mahrum bırakır; bu durum araştırmacılar tarafından otoimmün hastalıkların artışıyla yaygın olarak ilişkilendirilmiştir.

Yapılan nörobilimsel çalışmalar yeşil ve mavi alanların iyileştirici etkilerinin olduğunu göstermiştir. Aksi halde sinir sisteminin sürekli bir uyanık modda kaldığı kanıtlanmıştır. Aynı çalışmalar doğadan uzak kalmanın amigdala (beynimizin şakak kısımlarında bulunan küçük organcıklar) kısımlarında fonksiyon bozuklukları yaptığını göstermektedir. Amigdala çevresel tehlikelere ani tepkiler üreten ve duygusal hafıza ile ilgili işlev gören beyin kısımlarıdır.

Amerikan Psikoloji Derneği, haftada sadece iki saat doğada vakit geçirmenin, hatta yerel bir parkı ziyaret etmenin bile bilişsel işlevi geri kazandırabileceğini bildirmektedir. Benzer şekilde, biyolojik çalışmalar, sadece 20 dakika doğada kalmanın kortizol seviyelerini belirgin şekilde düşürebileceğini ve kan basıncını hafifletebileceğini vurgulamaktadır.

Sonuç olarak İnsan biyolojisi, modern yaşamın sürekli baskısı yerine hareket, doğa ve kısa süreli stres patlamalarıyla dolu bir dünya için dizayn edilmiştir. Dr.David Katz’a göre vücudu bunlardan mahrum bıraktığınızda vücudunuz da bir şekilde sizden intikamını alacaktır. Sizce de öyle değil mi?

Doğaya karşı işlenen bir suçun öcü, insan adaletinden daha zorlu olur. (F.Dostoyevski)


Avatar Seç KAPAT
BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR