Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Olay Haber
Olay E-Gazete
Dr. Mete Ekşioğlu
Dr. Mete Ekşioğlu

Obezitede hafife alınan durumlar var

Köşe Yazısını Dinle

Kıymetli okurlarım. Israrla yazdım, yazmaya da devam edeceğim. Obezite, yani vücutta normalden fazla yağ bulunması bir görünüm bozukluğu olarak değil ciddi bir hastalık olarak ele alınmalıdır. Vücudumuzdaki fazla yağ bir müddet sonra vücudumuzun savunma mekanizmalarını harekete geçirerek kronik enflamasyon dediğimiz bir duruma yol açar. Kronik enflamasyon başladıktan sonra da damar sistemimiz başta olmak üzere vücudumuzun bir çok bölgesinde yıpranmalar ve buna bağlı hastalık tabloları ortaya çıkmaya başlar.

Obez hastalarda doktora başvurma kriterlerinden bir tanesi gece uykuda aşırı horlama ve nefes alıp vermedeki düzensizlik olmaktadır. Özellikle son yıllarda bu konuda oluşan farkındalık uyku apne sendromunun iyice tanınmasını ve ciddiye alınmasını sağlamıştır. Yapılan istatistiksel çalışmalar obezite ameliyatlarına başvuran hastaların %77 kadarında uyku apne sendromunun varlığını göstermektedir. Üst solunum yollarında yağ birikimi, göğüs etrafında bulunan yağ dokusu ve kaslardaki aktivite azlığı uyku apne sendromu ile obeziteyi bir ayrılmaz ikili haline getirmiştir. Kilo arttıkça uyku kalitesinde bozulmalar başlar. Obez hastalarda yapılan çalışmalar 2 kat daha fazla uyku bozukluklarına rastlanıldığını göstermektedir. Yapılan incelemelere göre obez bireylerde oksijenlenme (Oksijen sturasyonu) %95 lerden % 80 lere kadar düşmektedir. Oksijenlenmenin az olması vücuttaki bütün temiz kan taşıyan damarlarda damar içinin bozulmasına yol açar. Bu duruma endotel disfonksiyonu denilir. Endotel disfonksiyonunun sonu ateroskleroz dediğimiz damar sertliğidir. Bu önlenebilir, süreci geciktirilebilir bir durumdur. Bugün dünyada tıp alanındaki en yoğun çalışmalardan bir kısmı ateroskleroz tedavisine yöneliktir.

İş bununla da bitmemektedir. Kısa uyuyan obez bireyler çok kolay majör depresyona girebilmektedirler. Kısa uyku süresi ve kötü beslenme alışkanlıkları hormonal dengesizliklere neden olabilir. Bu dengesizliklerden biri melatonin azalmasıdır ve bu da metabolik sirkadiyen ritimde değişikliklere yol açarak kilo alımına, şeker hastalığına ve metabolik sendroma yatkınlık oluşturur.

Mide tarafından salgılanan ve iştahı uyaran ghrelin hormonu da uyku bozukluklarından etkilenir. Kronik olarak kısa uyuyanlarda ghrelin seviyesinde artış ve leptin (iştah düzenlenmesinde çok etkilidir, yeter daha yemeyi sağlayan hormondur) seviyesinde azalma gözlemlenmiştir. Kısa uyku süresine sahip kişilerdeki bu değişmiş seviyeler artmış besin alımı nedeniyle obeziteye yatkınlık oluşturur .

Uyku apne sendromu bulunan kişiler gece net uykularını alamadıkları için gündüz uykuya meyillidirler. Bu durum da bir müddet sonra anksiyeteye, konsantrasyon bozukluklarına neden olur. Tehlikeli ve sorumluluk gerektiren işlerde çalışanlar bu konularda özellikle dikkat etmelidirler. Trafik kazalarına neden olan durumlardan bir tanesi de uyku apne sendromu olmaktadır.

Erkeklerde uyku apne sendromu kadınlardan daha fazla görülmektedir. Ancak kadınlarda sabah baş ağrısı, ruh hali sorunları ve anksiyete daha artmış şekillerde karşımıza çıkmaktadır.

Kıymetli okurlarım. Beslenme konusunda hiçbir meslek grubunu incitecek yapıda bir kişi değilim. Ancak obezite sadece bazı gıda listeleri ile tedavi edilebilecek bir durum değildir. İnsülin direnci, karaciğer yağlanması, tiroid fonksiyon bozuklukları, böbrek üstü bezi fonksiyon bozuklukları, atmış vücut volümü ve buna bağlı gelişen sinsi hipertansiyon ve daha bir çok durum tıbbi tedavi ile birlikte obezitenin takibini gerektirir. Ciddiye alınmalıdır.


Avatar Seç KAPAT
BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR