“Ben bunu daha önce de yaşadım.”
Hayatın bir noktasında çoğumuz bu cümleyi kurmuşuzdur. Farklı insanlar, farklı ortamlar, farklı zamanlar… Ama sonuç nedense hep aynıdır. Aynı hayal kırıklıkları, aynı yanlış tercihler ve aynı pişmanlıklar.
İlk bakışta bunun adı şanssızlık gibi görünür. Oysa çoğu zaman mesele ne kötü şanstır ne de tesadüftür. Asıl neden, farkında olmadan tekrar ettiğimiz davranış kalıplarıdır.
İnsan zihni, tanıdığı olana yönelir. Bu tanıdıklık her zaman huzur verici değildir. Çocukluktan, geçmiş ilişkilerden ya da yıllar içinde oluşan alışkanlıklardan gelen birçok davranış biçimi, bize zarar verse bile “bildik” olduğu için güvenli hissedilir.
İşte bu yüzden geçmiş, sadece hatırladığımız anılardan ibaret değildir. Geçmiş, bugün verdiğimiz kararların, kurduğumuz ilişkilerin ve yaşadığımız hayal kırıklıklarının da sessiz bir mimarıdır.
Sonra aynı döngü yeniden başlar. Benzer insanları hayatımıza alır, benzer tepkileri verir, benzer sonuçlarla karşılaşırız. Suçu çoğu zaman dışarıda ararız. Oysa değişmeyen tek şey, içimizde taşıdığımız kalıplardır.
Gerçek değişim ise suçu başkalarında aramayı bırakıp kendimize bakabildiğimiz anda başlar. Çünkü insanın hayatını değiştiren şey, yeni bir yol bulması değil, onu sürekli aynı yola götüren nedenleri fark edebilmesidir.
Belki de hayat bize aynı dersi tekrar tekrar yaşatmıyordur. Belki de biz, öğrenmediğimiz dersi farklı yüzlerle yeniden yaşamaya devam ediyoruz.
Kader, aynı hatayı defalarca yapmak değildir. Asıl kader, o hatanın neden tekrarlandığını hiç sorgulamamaktır.
