Günay Yumruktay / Söz Sizde
Günay Yumruktay / Söz Sizde

Yaşamın temel maddesi suyu neden dikkatli kullanmalıyız?

Her ne kadar “mavi bir gezegendeˮ yaşıyor olsak da, tatlı su ve içme suyu fazlasıyla kısıtlı bir varlıktır. BM, daha 2015 yılında “Dünya Su Raporuˮ aracılığıyla tehlikeli bir su kıtlığına dikkat çekmeye başladı. Bunda sorumlu olan birincil unsurlar, tarımda yapılan sulama çalışmaları ve artış gösteren endüstrileşme olarak öne çıkıyor. Dahası, iklim değişikliği de mevcut küresel su döngüsünü değiştiriyor. Güncel tahminlere göre, dünyada 3,6 milyar insan (dünya nüfusunun %51’i) su sıkıntısından mağdur durumda. Tüm bu gelişmeler bir arada düşünüldüğünde, bu önemli kaynağı olabildiğince sorumluluk göstererek kullanmak için yeterli nedene sahibiz.

Su kıtlığı ve birçok bölgede son derece kısıtlı seviyelerdeki su bulunurluğu (kişi başına düşen yıllık tatlı su miktarı), giderek daha da büyük bir zorluk olarak karşımıza çıkıyor.

BM Dünya Su Raporu 2018’e göre, yılın en az bir ayı boyunca akut su kıtlığı tehdidi altında yaklaşık 3,6 milyar insan bulunuyor. Bu rakam, yaklaşık olarak insanlığın yarısına karşılık geliyor ve bu süreç, mevcut coğrafik, politik ve ticari koşullara bağlı olarak, açlık ve susuzluktan savaşa ve ilticaya kadar farklı durumlara neden oluyor. UNESCO uzmanlarının tahminleri, 30 yılın biraz daha üzerinde bir zaman diliminde 5,7 milyar insanın su kıtlığından mağdur olabileceğine dikkat çekmekte.

Durumu kötüleştiren faktörler arasında yalnızca suyun bir kaynak olarak sıklıkla müsrif bir şekilde kullanılması değil, aynı zamanda örneğin çevre kirliliğinin atık su sebebiyle giderek artması da yer alıyor. Mevcut durum itibarıyla, fakir ülkelerde yaşanan hastalıkların yüzde 80’i yüksek seviyede kirli içme sularından kaynaklanıyor.

Ama dünyada bol miktarda su var, öyle değil mi?

İlk bakışta, mavi gezegenimizin üçte ikisinden fazlasının suyla kaplı olması, su kıtlığının ciddi bir sorun teşkil etmesiyle çelişiyor gibi görünebilir. Özellikle de dünya üzerindeki su bolluğu dikkate alındığında.

Ne var ki, toplamda yalnızca yüzde üç kadar tatlı su mevcut ve bunun da yalnızca kısıtlı bir bölümü büyük bir uğraş gerektirmeden ulaşılabilir durumda. Zira insanlar tarafından kullanılma potansiyeline sahip su kaynaklarının (yalnızca içilebilir olanlar) büyük bir kısmı, kutuplarda, buzul dağlarında ve sürekli donmuş durumdaki toprak tabakalarında bulunuyor.

Temiz içme suyu ise, yüzde 0,3’lük bir oranla toplam suyun çok daha az bir bölümünü oluşturmakta: Bu oran, 1 litrelik bir su şişesinde sadece üç mililitreye karşılık geliyor.

Geriye kalan yüzde 97’nin üzerindeki pay ise tuzlu su; bunun örneğin tarım uygulamalarında kullanılabilmesi için son derece yoğun işçilik ve masraf gerektiren bir işleme tabi tutularak hazır hale getirilmesi gerekiyor. Mevcut durumda, doğal kullanma veya içme suyuna iyi bir alternatif oluşturması mümkün görünmüyor.

Su bulunurluğu gün geçtikçe giderek azalıyor.

Tüm bunlara rağmen, suyu kelimenin gerçek anlamıyla tükettiğimiz de söylenemez; zira su, kabaca ele alırsak, sürekli bir devridaim içerisinde yenileniyor. Gerçekte toplam miktar, hep aynı şekilde kalıyor.

Su kaynaklarının tüm gezegende hiç de eşit olmayan şekilde dağıtıldığını dikkate alırsak, nüfus artışı, gelişen ülkelerdeki endüstrileşme ve iklim değişikliği gibi faktörler sorunu daha da fazla şiddetlendiriyor. Şu an için yalnızca bölgesel kapsamda yaşansa da, durum tam olarak bu. Her halükarda, değişmeyen bir gerçek söz konusu: Toplam kullanılabilir su miktarı, küresel bağlamda gün geçtikte düşmeyi sürdürüyor.

Peki geriye kalan ne? Yaşamı tetikleyen ve ayakta tutan “elementˮ olarak su, gezegenin tartışmasız en değerli kaynağı konumunda. Ve şu an için dünya, sahip olduğumuz tek gezegen… Bu yüzden, kaynaklarımızı mümkün olan en yüksek dikkatle kullanmayı öğrenmemiz gerekiyor. Su tasarrufu, bu bağlamda son derece önemli ve kaçınılması imkânsız bir adım olarak kendini gösteriyor. Aksi halde, belli bir noktada muslukları kapatmak zorunda kalacağız ve yüz yüze olacağımız sorunların yanında, artan su fiyatları bir mana ifade etmiyor olacak.

Kaynak: MEIKO

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DİĞER YAZARLAR

TÜMÜ

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X