Hasan Ali Çavuş
Hasan Ali Çavuş
E-Posta: hasanalicavus@olaygazetesi.com.tr YAZARIN TÜM YAZILARI

Şükrü Amca…

1931 yılında Gümülcine’ye bağlı Hasköy’de dünyaya gelir.

Anne babası, kendisinden önce doğan 3 kardeşi vefat ettiğinden, ‘Çok şükür bir oğlumuz oldu’ diyerek adını Şükrü koyar.

Varlıklı çiftçi bir ailenin ilk erkek evladı olması ona ayrıcalık tanısa da çocukluğundan itibaren hep çalışır.

Aynı zamanda köyün muhtarı olan babası çiftliği, tarlaları kendisine emanet etmekte kararlıdır.

Bu yüzden onu toprak ve ticaretle hep iç içe tutar ve önemli öğütler verir.

Örneğin bir gün çocuk yaştaki Şükrü’den tarlada çift süren çalışanlarını gidip kontrol etmesini ister.

Gelince de ‘Tarlanın tavı nasıldı’ diye sorar.

Tavın ne olduğunu bilmeyen oğlundan cevap alamayınca ‘toprağın nem oranı’ olduğunu söyler ve ekler:

‘O tarlalar benim değil senin, oraları sen yöneteceksin. Şimdi tekrar git bak.’

***

Köyde küçük yaşta alınan tarımla ilgili bilgilere artık okul derslerini de ekleme zamanı gelmiştir.

Gümülcine’de İdadiye İlkokulu’na kaydettirilir.

Aynı zamanda bir manifaturacının yanına çırak verilir.

Bir yanda okul, diğer yanda çiftçilik ve esnaflık…

Küçük yaşa ve her türlü imkana rağmen bir oraya bir buraya koşan küçük çocuk.

Ancak bu durum onu hiç rahatsız etmemektedir, aksine çok çalışıyor olmaktan fazlasıyla mutludur.

Ama bu güzel günler uzun sürmez.

***

Tarihin birçok döneminde olduğu gibi Balkanlar yeniden karışmaya başlar.

Bundan Batı Trakya da fazlasıyla nasibini alır ve bölgedeki Türk Azınlığın kaderine bir kez daha acı, gözyaşı ve göç hakim olur.

İkinci Dünya Savaşı ve Yunanistan’da Alman, İtalyan ve Bulgar işgalleri…

Ardından da ülkede büyük dramlar yaşanmasına neden olan iç savaş…

Bir yanda isyan, diğer yanda kontrolü elde tutmaya çalışan kral ve arada kalan masum halk.

***

Bu sancılı süreçte milislerin en büyük hedefi varlıklı aileler olur.

Gerillalar, hava karardığında çiftliklere gider yiyecek ve sürülerden hayvan ister.

Vermeyen ya işkence görür ya da canından olur.

‘Andart’ olarak adlandırılan milislere bir şey verdiğin tespit edildiğinde ise, gündüzleri güvenlik güçleri gelir ‘gerillaya yardım yataklıktan’ içeri atar.

Varlıklı Şankaya ailesi de bu durumdan payını alır.

Baba milislerin elinden canını zor kurtardığına şükrederken, bu kez onlara yardım ettiği iddiasıyla nezarete atılır.

Bir hafta sonra serbest kalır ama can ve mal güvenliği kalmadığını anlar ve oğlu Şükrü’nün beynine kazınan şu sözü eder:

‘Yunanistan’da artık yaşanmaz.’

***

Türk Azınlığın birçok bireyi gibi henüz küçük yaşta olmasına rağmen Şükrü Şankaya da kurtuluşu anavatanda görür.

Sınavlara girer ve kazanarak Ankara’ya gider.

Ancak burada rahatsızlanır ve bir süre hastanede yatar.

Taburcu olur olmaz da Batı Trakya’ya geri döner.

***

Yeniden Gümülcine’de çıraklık yapmaya başlar.

Ancak hayalleri çiftçilik ve esnaflığa sığmaz.

Sürekli bir girişim içerisindedir.

Bu sırada Gümülcine’de gönül verdiği Fenerbahçe’nin adı ile bir futbol takımı dahi kurar.

Sarı lacivert çubuklu forma diktirir.

Bir süre Gümülcine’de tezgâhtarlık yapıp, sporla ilgilendikten sonra Akhisar’a ablasının (Cavit Çağlar’ın annesi) yanına gider.

Ancak iş hayatı ile ilgili aldığı bir tavsiye onu Bursa’ya taşır.

Tarihi İpekyolu’nun önemli durağı Koza Han’da tezgâhtarlık yapmaya başlar.

Çalışkanlığı, ticari zekâsı ona kucak açan büyüklerini de kendisini de kısa sürede farklı yerlere taşır.

O artık bir işadamıdır.

***

1954 yılında Gümülcine İdadiye İlkokulu’ndan arkadaşı Neriman Hanım’la hayatını birleştirir.

Ardından bir döneme damgasını vuran Aksoylar ve İstanbul Sultanhamam’da ticareti ve tekstili çok iyi öğrenen yeğeni Cavit Çağlar’la başlayan ortaklık gelir.

Şükrü Şankaya ve aynı zamanda yeğeni olan ortağı Cavit Çağlar’ın yıldızı hızla parlar.

Artık sıkı bir Bursaspor taraftarı olan Şükrü Şankaya, gönül verdiği kulüpte başkanlık da yapar.

Bu sırada dev yatırımlar arka arkaya gelir.

Tekstile; inşaat, turizm, havacılık, finans ve medya da eklenir.

Nergis Holding, 20 bin civarında kişiye iş, ülke ekonomisine de büyük katkılar sağlamaktadır.

Cavit Çağlar bu sırada devletin zirvesindeki iki numaraya kadar yükselirken, aynı zamanda ortağı olan dayısı Şükrü Şankaya da ‘duayen sanayici’ olarak Bursa tarihindeki yerini alır.

Şehrin saygın bir büyüğü olarak öne çıkar.

‘Devlet Üstün Hizmet Madalyası’na layık görülür.

Girdiği her ortamda sağ duyusu, dürüstlüğü, iş hayatındaki tartışmasız başarısı ve hayırsever kişiliği ile büyük saygı görür.

***

Kendisi doğduğu toprakları da hiçbir zaman unutmaz.

Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği (BTTDD) Bursa Şubesi’nin kuruluşuna önderlik eder.

Milli davanın önemli saç ayağı bu derneğin 1974 yılında ilk başkanı olur ve bu görevi aralıksız 16 yıl sürdürür.

Başarı dolu yıllarında eğitimden sağlığa, spordan sanata birçok alana önemli katkılar sağlar.

***

O artık Bursalıların ve Batı Trakya Türkleri’nin ‘Şükrü Amca’sıdır.

Yalnızca şirketlerinde çalışanlar değil, toplumun genelinde insanlar onu çok sever.

Bu durum, her kesimden insanla çok iyi ilişki içerisinde olmasının bir sonucudur.

Temelinde ise babasının ona verdiği şu öğüt yatar:

Oğlum çalışanının hakkını alnındaki ter kurumadan ödemelisin. Onlara her zaman insan gibi davranmalısın.”

Yıllar sonra kendisi de bir röportajında şunları söyler:

“Büyük-küçük, zengin-fakir ayrımı yapmadan herkesi bir insan olarak gördüm ve aynı hürmeti sevgi ve saygıyı gösterdim. Beraber çalıştığım insanlara karşı da her zaman dürüst ve açık olmaya çalıştım.”

Onun bu anlayışı; bugün dünya markalarına üretim yapan ve hazır giyim sektörünün lideri Yeşim Tekstil’e değerli bir kurum kültürü, saygın bir isim ve ‘Önce İnsan’ felsefesini miras bırakır.

***

Ve 15 yıl önce bugün…

Bursa’yı ve Batı Trakya’yı yasa boğan o son dakika haberi.

“Duayen sanayici Şükrü Şankaya geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi.”

Bursa Ulucami’deki vedasına gelince…

Bence her şeyi çok iyi anlatıyordu.

Binlerce çalışanı onunla fabrikadaki törende vedalaşmış olmasına rağmen, cenaze namazında kilitlenen bir şehir merkezi…

Ulucami’den Ahmetpaşa Mezarlığı’ndaki aile kabristanına kadar uzanan Türkiye’nin dört bir yanından ve Batı Trakya’dan gelenlerin oluşturduğu insan selinin omuzlarında eşine az rastlanır bir veda…

‘Önce İnsan’ diyen ‘Şükrü Şankaya’ya çok yakışmıştı.

***

Bir Batı Trakyalı ve gazeteci olarak tanımaktan büyük onur duyduğum ‘Şükrü Amca’yla anılarım da oldu tabii ki..

BTTDD Bursa Şubesi’nin Ahmet Koç başkanlığındaki tek adaylı genel kurulunda, yönetim kurulu listesinde ismimi ve yanında yazan mesleğimi okuması hep kulağımdadır.

Yine Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nin bir ödül törenindeki Batı Trakya sohbetimiz…

Vefatından bir gece önce de BUSİAD’ın Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet Şahin’in konuşmacı olarak ağırlandığı iftarında onu son kez görüşüm.

Ayrıca Batı Trakya’da değerli bir ismin, “Çok zor anımda kızıma burs vererek destek olmuştu” diyerek, ona benimle Gümülcine’nin meşhur Türk kahvesinden göndermesi bende derin izler bırakmıştı.

Hayır işine değinmişken…

Hasköy’de Şükrü Amca’ların çiftliğinde çalışmış bir köylümün engelli torununun hayata tutunmasını sağlayan İngiltere’deki operasyona büyük katkısını da çok iyi bilenlerdenim.

2005 yılının 11 Ekim gecesi büyük bir şokla Olay’a koşarak Şükrü Amca’nın vefat haberini yazmak da bana nasip olmuştu.

Yine önemli bir proje için Hasköy’e gittiğimizde onun çocukluğunun geçtiği çiftliği ve anılarını, kardeşi Kadir Şankaya’nın ağzından dinlemek de ayrıcalıktı…

Şükrü Amca’nın başkanlığını yaptığı BTTDD Bursa Şubesi’nde İkinci Başkan olarak görev aldığım iki yıl boyunca onun adının hak ettiği şekilde anılması için her şeyi yapmış olmak da bana büyük keyif vermişti.

***

Bu arada, Şükrü Amca’nın 16 yıl başkanlığını yaptığı milli bir davanın takipçisi ve kamu yararına dernek statüsündeki BTTDD Bursa Şubesi’nde yönetici arkadaşlarına söylediği şu sözü hep dile getirilir:

“Bir siyasi görüşünüz olabilir, siyaset de yapabilirsiniz ama dernek çatısı altında siyaset yapmayın. O kimliğinizi kapının dışında bırakarak buraya girin.”

Bugün birçok STK’nın içine düştüğü duruma bakıldığında bu sözün önemi çok daha iyi anlaşılıyor.

***

Bugün koronavirüs salgını nedeniyle mezarı başında olamadık.

Sayın Şükrü Şankaya’yı büyük bir özlem, şükran, minnet, saygı ve rahmetle anıyorum.

Çağlar ve Şankaya ailelerine de, bir kez daha başsağlığı ve sabır diliyorum.

Ne Bursa ne de Batı Trakya ‘Şükrü Amca’sını unutmadı, unutmayacak…

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DİĞER YAZARLAR

TÜMÜ

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X